LAİKLİK : PAHA BİÇİLMEZ BİRLEŞTİRİCİ GÜÇ!

Onlarca yıldır yazılanları yinelemenin gereği yok! “Anayasada laiklik yer almamalıdır” diyen sicili belli papağan için bir şeyler söylemek ya da yazmak savurganlık olur. Bu gereksizliklerin her birisi durum saptaması anlamına gelir. Ülkenin ise bilmem kaçıncı kez yapılmış, yapılacak saptamalara gereksinimi olmadığı ortadadır.

Bütün bunları bir yana bırakıp bir şeye özen göstermekte yarar var!

laiklik-10D9-B3E5-15E1

Laiklik bu ülkede yaşayan ezici çoğunluğun üzerinde durduğu halıdır! Şaşkın başkanın laiklikle ilgili sözleri o halının üzerinde bulunan herkesi ilgilendirmekteydi. Nitekim, sağcısı, solcusu, ortayolcusu ortak ses çıkardı bu dehşet verici tehdit karşısında!

Son derece ortada ve bellidir ki; laiklik olmadan bırakınız demokrasiyi, gündelik yaşam bile olmaz, olamaz!

Seksen yıldır yaşamımızda olan, anayasamızın bel kemiği sayılan laiklik biri birine benzemezleri birleştirmiştir. Birleştiklerini kabul etmeseler de; çıkardıkları ses ve karşı çıkış birleşmenin kanıtıdır.

Olan bitenler karşısında ayrışmak için her fırsatı kullananlar gerileye gerileye laiklik ya da daha anlaşılır şekilde söylemek gerekirse “olmak ya da olmamak” kavşağında buluşmuş oldular. Bu durum son yıllarda savrulan kesimler için paha biçilmez bir derstir.

Komünist olabilirsin, sosyalist ya da liberal de olmaya hakkın vardır. Hatta, hiç bir şey değilim ama kimse bana karışmadan yaşamak isterim de demen olasıdır. Farklı sesler çıkartan bu benzemezlerin ortaklaşa gereksinimi laikliktir.

Bu önemli ortaklaşmadan çıkartılacak sonuç Türkiye’nin başına çöken karanlık bulutları dağıtmaya giden yolun taşlarını döşemiş olmaktadır.

Laiklik başta olmak üzere bu coğrafyayı ortaçağdan kurtaran Atatürk Devrimleri ülkemizin ve milletimizin tartışmasız birleştirici gücüdür.

Tekleşme ve karşıtsızlaşma sevdasındaki faşizan iktidar karşısında başka tutunacak dalımızın olmadığını algılamak zorundayız.

Ülkemiz önünde, sonunda bu paydada birleşecektir.

Arzulanan bu birleşmenin çok geç kalmadan gerçekleşmesidir!

Kemalist olmayanlara anımsatma!

Bu ilkeler çevresinde birleşme kesinlikle kendinize ait düşüncelerden kopmak anlamına gelmeyecektir!

Olsa olsa, Atatürk’ün deyişiyle “adam olma” paydasında buluşulmuş olacaktır!

Ceyhun Balcı

İSTANBUL HEKİMLERİNE!

İzmir seçimleri bitti! İstanbul’dan sana ne diyeceklere yazacaklarımı okumalarını salık veriyorum! Her ne kadar öncelikle İzmir’den sorumlu olsak da; TTB düzleminde başarı elde etmek, o düzlemi işgalden kurtarmak gibi bir hedefimiz de olduğu için İstanbul’a ya da başka bir ile karışmak gibi bir hakkımızın olduğu kesindir.

Başta ilgisizlik onu izleyerek de korkutma İstanbul’daki hegemonyanın önde gelen nedenidir. Zaman zaman ortaya çıkan oluşumların gerek güçbirliği yapmadaki eksiklikleri ve gerekse “korkutma” % 15-20 katılımlı seçimlerde sonucun önceden belirlenmesi anlamına geldi.

Hekim sayısı ve ona koşut delege sayısı göz önüne alındığında İstanbul seçimleri kilit önemdedir. İstanbul devrilirse TTB’ye egemen olan anlayışı yerinde tutmak olanaksızlaşır!

İzmir’de çok işe yaradı! Karşımızdaki grubu TTB üzerinden sıkıştırdık. Öyle işe yarayan bir aygıt oldu ki; başka hiç bir şey söylemeye gerek kalmadı! İzmir’de olduğu gibi İstanbul’da da TTB’ye güvensizlik ve öfke üst düzeydedir. TTB çizgisini izleyenlerin seçim kazanmasının önüne geçmenin yolu onların TTB konusundaki görüşlerini ortaya koymaktır. Bu yapıldığında verebilecekleri biricik karşılık romantik çığlıklar olacaktır!

İstanbul’daki meslektaşlar!

TTB’den yakınıyorsanız, TTB’nin bir meslek örgütü çizgisine çekilmesini arzu ediyorsanız elinizdeki oy gücünü verimli şekilde kullanmalısınız!

Seçenek var mı diye soracaklara yanıtım hazır!

CUMHURİYETÇİ HEKİMLER NE GÜNE DURUYOR?

Haydi İstanbullu meslektaşlar, değişim için, meslek örgütü bir oda ve TTB için bu kez duruma el koyun!

http://www.cumhuriyetcihekimler.org/

Ceyhun BALCI, 20.04.2016

NİSAN ÜZERİNE…

Nisan’a İzmir Tabip Odası’nda karşı listeyi sandığa gömerek başladık! Kuvvayı Milliye hareketi küreselcileri yenilgiye uğrattı! Başka deyişle kağnı otomobili yendi. Uyuyan güç uyanıp da birlikle yoğurulunca manzara böyle oldu! Hedefimize varmadık henüz! Ankara’daki TTB saltanatı yıkılmadıkça işimiz bitmiş olmayacak!

Nisan ayı 23 Nisan yasağıyla başladı! 23 Nisan’a bekçi edilen Kutlu Doğum Haftası’na alıştı insanımız. Öyle ki, bu saçmalığa karşı durması gerekenler bile Kutlu Doğum Haftasıcı kesildiler. Türkiye’de laiklik sorunu olduğu söylenemediğine göre bunda da bir sorun olmasa gerektir deyip geçelim!

25 Nisan’da ANZAK törenleri yapılacak! 18 Mart’ı takmayan şaşkınlar 25 Nisan’da gözyaşlarını tutamazlarsa şaşırmayın derim!

Bu ayın bir başka önemli olayı Ermeni Soykırımı Soytarılığı’dır!

Bedenleri burada, akılları uzakta olanların ilgi gösterdiği bir alandır bu! Ayran budalası kıvamındaki çakma aydınlar için Ermeni Soykırımı Soytarılığı küpünü doldurma aracıdır her şeyden önce! Efendilerinin gözüne girip, külah ve para kapma aracıdır bu gibi işler.

Onlar hakkında fazlaca söze edip hak etmedikleri üne kavuşturmanın gereği yok!

Şu günlerde ABD’de kent kent gezip olayın aslını anlatmaya çalışanlardan söz edildiğini duyuyor ya da okuyor musunuz? Evet demeniz güç!

Konuyla ilgili akademik çalışmalarıyla tanınan Mehmet PERİNÇEK ve yine bu konuya ilişkin en iyi belgeselin altına imza atmış olan Serkan KOÇ kitapları ve CD’leri sırtladıkları gibi sefere çıkmışlar!

Kuzey Karolina durağında izleyiciler arasında Nobelli Aziz Sancar da varmış! Yurtsever olmak iyi bilimci olmaya engel değilmiş anlaşılan!

Aziz Sancar’ı Nobel’le tanıdı pek çoğumuz! Ama, her fırsatta ortaya koyduğu gibi aynı zamanda bir vatansever olmaktan kaçınmayan, atılgan bir mangal yürekli olduğunu da öğrenmiş olduk bu süreçte!

13007083_1012614512142789_3534437898108269565_n

BU TOPRAKLARDA MUSTAFA KEMALLER YENİLMEZ!

BU TOPRAKLARDA MUSTAFA KEMALLERLE MÜCADELE ETMEYE KALKIŞANLAR UNUTAMAYACAKLARI DERSLER ALIRLAR!

TTB’Yİ ANLA(T)MAK

13192

 

Tabip odası seçimleri sürecinin başlamasıyla birlikte TTB MK’nin görev süresi de sona yaklaşmış oldu!

2014-2016 dönemi TTB MK 60 yıllık tarihinin en etkisiz, verimsiz ve saygınlık aşınmasına uğrayan dönemini yaşadı. Tabip odaları üyelerinin % 20’sinin oyuyla göreve gelmiş olan MK izlediği yanlış ve ülke gerçeklerinden kopuk politikayla bindiği dalı kesmekten öteye geçemedi.

Kimlik siyasetine payanda olmakta sakınca görmeyen şaşkın tutum olsa olsa kitlenin yalıtılması ve bir sonraki dönemdeki iktidarı güvence altına almaya yarardı. İçinde bulunduğumuz seçim döneminin sonunda dile getirdiğimiz olasılığın yaşama geçip geçmediğini hep birlikte göreceğiz.

Yukarıda anılan nedenlerle TTB’nin hekimler gözünde değer taşıması olanaksızdır. Çok daha kötüsü bu değersizlik yöneticilerin sorumsuzluklarının yanı sıra örgüte de fatura edilmektedir. Sorumsuz ve yolunu yitirmiş yöneticilerle birlikte kaybedenler hanesine TTB’nin de adı yazılmaktadır.

Dünkü seçimde yaşadığım bir olay yazıya döktüğüm durumu doğrulaması bakımından önemliydi.

Günün ortasını geçmiştik. Otuzlu yaşlarını sürmekte olduğunu kestirdiğim bir doktor hanım oy kullanacağı sandığı aramakta. Yardımcı olmaya çalışırken ben de adayım diyorum. Diğer listeden farkımızı vurgulamak için TTB ile çeliştiğimizi, asıl sorunumuzun İzmir kadar TTB olduğunu anlatıyorum. Aldığım karşılık izlediğimiz stratejinin doğruluğunu ortaya koyuyor. Genç meslektaşım oyunun rengini bu önemli ayrıma göre belirleyeceğini belirterek bilgilendirmeme teşekkür ediyor!

Bu kısa ama anlamlı diyalog TTB konusundaki haklılığımızı perçinlerken; bu bağlamdaki ayrımı daha güçlü bir şekilde ortaya koymamız gereğini bir kez daha anımsatmış oluyor.
Özetle, bugünkü TTB çizgisinin Türkiye’deki 130 bin hekimi birleştirmesi olanaksızdır. Dolayısı ile, Romalı senatörün sıkça yinelediği “Kartaca Yıkılmalıdır” sözüne öykünerek “TTB Kurtarılmalıdır” diyorum.

Hem de ivedilikle…

Ceyhun BALCI, 18.04.2016

BİR SEÇİM BÖYLE GEÇTİ

b602a8690dd297522ae4f207303408d6

2014 yılındaki İzmir Tabip Odası seçimlerine gerçeklik payları olmasa da “asistanlar” ve “özel hekimlik” damga vurmuştu. Baskı altına alınan ve bindirilmiş kıtalar halinde seçime taşınan çok sayıda asistan hekim hocalarının yüzüne bakmaya bile korkmuştu. Son kullanma tarihi dolan ve işe yaramayacağı anlaşılan bu iki aygıtın yokluğunda bu kez bir meslektaşımızın valilikçe açığa alınmasının koyu gölgesi altına gidildi seçime.
Her fırsatta dile getirdiğimiz katılımı artırma hedefine erişemesek de yukarıda anılan iki alandaki efsanenin yokluğu seçimi olağan ortamına taşımış oldu.
HEKİMGÜÇBİRLİĞİ grubu içinde 5. kez aday olduğum bu seçimlerde koşarak çalıştık demem gerekir. Aday belirlemelerinin başarısı sonuçlara fazlasıyla yansıdı. Çekirdek grubun çalışmalarına eklenen (yeni) adaylarımızın hakkı ödenecek gibi değildir.
İlk kez Kültürpark’ta yapılan seçimler yer belirlemenin de doğru olduğunu gösterdi. Okul bahçesinde sıkça rastlanan ve hekimlere yakışmayacak çığırtkanlık ve işportacılık görüntülerinden eser yoktu. Geniş alanda son derece temiz ve nezih bir ortamda gerçekleştirilen seçimde aksaklık yok denecek azdı. Yer seçimine katkıda bulunanlara teşekkür etmeliyiz. Seçimden sorumlu kamu görevlisinin seçim sonundaki bundan böyle seçimler burada yapılsın dileğini de paylaşmış olayım.
Alanda bizler hakkında yürütülen Akit destekli AKP listesi söylemleri olsa olsa çaresizliğin dışavurumu olarak not edilebilir. Oysa, biz her iki listede yer alan hekimlerin son derece değerli olduğuna vurgu yaparak sorunumuzun kişisel değil çizgisel olduğunu sonuçlardan da anlaşıldığı gibi başarıyla anlatabildik. Bu çizgiyi sürdürmekte yarar var! TTB’nin yanlış çizgisine vurgu ve bu çizgiyi değiştirme iddiası önemli getiri sağlamış görünüyor. Hekimleri etkilemede anahtar sözcük TTB’dir. Ayrıca, çaresiz ve ne olursa olsun seçim kazanmak zorunda olanların başvurmakta sakınca görmediği karalayıcı söylemler tutturmak bizlere yakışmazdı.
Bu seçimde sağlanan bir başka başarı efsane isimlerin seçim sandığına gömülmesi olmuştur. Yarın seçim olacak olsa DKH bırakın seçim kazanmayı liste çıkartmayı bile başarması zor gözükmektedir.
Dün akşam neden 30-0 yapamadık diye hayıflanmış olabiliriz. Ama, tarihteki kimi mutlak üstünlüklü yengilerin çok geçmeden çok daha şiddetli çatışmalara yol açtığını unutmayalım. Birinci Dünya Savaşı sonundaki Versay Antlaşması’nı anımsayınız.
İzmir’in dağlarında çiçekler açtırdığımız için ne kadar gururlansak azdır. Unutmayalım ki karşımızda ummadığı ağırlıkta yenilgi almış bir topluluk vardır! Kışkırtmalardan uzak durmakta ve ağırbaşlı olmakta yarar olduğu kesindir.
İzmir’de büyük emeklerle oluşturulan çizginin ülke geneline yansıtılması gereklidir. Artık, İzmir’e sığmadığımız, sığmayacağımız anlaşılmaktadır. Bundan böyle çabaları bu yönde yoğunlaştırmak gerekiyor. Bunun önde gelen koşulu HEKİMGÜÇBİRLİĞİ modelini ülke genelinde yaygınlaştırmaktır.
Sonuçlar hepimize kutlu olsun!
Birlikte yürümeyi sürdürelim!
Ceyhun Balcı

KİME OY VERMELİ?

Değerli meslektaşlar,

Sizlere bir kez daha rahatsızlık veriyorum!

17 Nisan Pazar günü İzmir Tabip Odası seçimlerinde oy kullanacaksınız!

Bir aday olarak ben de kararınızı etkileme çabasındayım! Elbette hoşgörünüze sığınarak!

Bağlantıdaki görüntülere göz atmanızı diliyorum!

http://www.izmirtabip.org.tr/L/TR/mid/396/hcid/16/hid/1552/TTB_MERKEZ_KONSEYI_IZMIR_TABIP_ODASI’_NI_KARALAMAYA_CALISIYOR_!_NEDEN_?.htm#HaberDetay

Oda seçimlerinde aday olan tüm meslektaşlar tarafı ve yönü bir yana son derece değerli ve iyi hekimlerdir. İyiliğimizi ve özverimizi doğru çizgide bulunarak tamamlamalıyız.

Hekimler ve hekimlik sorunları dağları aşmışken; siyasetin konusu olan sorunlara dalıp, gitmeyen bir TTB için oyunuza talibim!

Siz de bu durumdan rahatsızlık duyuyorsanız, çatı örgütü TTB’nin olumsuz siyasi tutumundan hoşnut değilseniz 17 Nisan’da kısacık zaman ayırıp oyunuzu kullanın!

17 Nisan sevgili meslektaşımız Ersin ARSLAN’ın aramızdan alınışının 4. yıldönümüdür. Bu anlamlı günde üyesi olduğunuz meslek örgütüne oyunuzla katkıda bulunmanızı diliyorum!

Bütün enerjisini ve zamanını siyasete harcamak yerine hekimlere ve hekimliğe odaklı bir TTB için oylarınız HEKİMGÜÇBİRLİĞİ’ne!

Bir parçası olduğum HEKİMGÜÇBİRLİĞİ TTB’yi bu olumsuz durumdan kurtarmaya kararlıdır!

Oylarınız boşa gitmeyecektir…

Saygılarımla…

Ceyhun BALCI

TTB’Yİ KURTARMAK!

 

Ege bölgemizde bir kıyı ilimizin tabip odasında üye sayısı 4 (dört) haneli! Son seçimde kurulların seçimi için oy verenlerin sayısı ise 2 (iki) basamaklı!

Bir kaç ayda bir yapılan TTB GYK (Genişletilmiş Yönetim Kurulu) toplantılarına katılan oda sayısı 15 dolayında! Toplam tabip odası sayısı ise 60’ı aşkın!

29 Ekim’i kutlamamak, 10 Kasım’da yalnız Türkiye’nin değil, evrenin en iyi insanlarından birisi olan Atatürk’ü dil ucuyla da olsa anmamak da cabası!

Türkiye genelinde oda seçimlerine katılım ortalaması % 20’leri aşamıyor. TTB’ye egemen olan anlayışın nasıl demokratik ve bir o kadar da katılımcı bir yapıya sahip olduğunu varın siz hesaplayın!

Neden?

Olumsuz siyasetin kör kuyusuna düşmüş ve kimlik siyasetine rehin olmuş bir TTB’dir bu acıklı tablonun sorumlusu! Bu manzarayı gören hekimlerin TTB çevresinde toplanması, ona güvenmesi ve onunla kenetlenmesi olası mıdır?

Elbette hayır! Bu yanıtı içimden geldiği için değil somut biçimde karşımızda durduğu için verdim.

Bu acıklı manzaraya karşı çıkan büyük boy odalar arasında bir tek İzmir’in adı öne çıkmaktadır.

Bu nedenle İzmir Tabip Odası seçimleri bir kat daha önem kazanmaktadır. TTB’nin gözünde ayrık otu olan İzmir Tabip Odası’nın etkisizleştirilmesi gerekmektedir.

Şimdilik iki listede yer alan 60 hekim katılmaktadır yarışa! Her biri saygıdeğer ve özverili insanlardır!

HEPSİ DE İYİ HEKİMDİR!

Sorun kişisel değil düşünsel ve çizgiseldir!

Karşımızda kör kuyudan çıkartılmayı bekleyen koca bir hekim örgütü vardır!

Bu önemli görevi Tıbbiyeli Hikmetlerin, Refik Saydamların, Türkan Saylanların, Nusret Fişeklerin anısına saygı gereğince yerine getirmek istiyoruz!

Bir parçası olmaktan onur ve gurur duyduğum HEKİMGÜÇBİRLİĞİ için oy isterken TTB’yi kör kuyudan çıkartma görevini üstlenmeye kararlılıkla niyetli olduğumuzun altını çizmek istiyorum!

Oda kurullarına eş, dost, ahbap, arkadaş seçmediğimizi; kurtarılmayı bekleyen bir örgüte el uzatacak bir gönüllü toplululuğuna destek verip vermemeye karar vereceğimizi önemle anımsatırım!