DÜNYAYI AYDINLATAN ADAM!

???????????

 

İÇİMİZDEN BİRİSİ

Bugün yaşamınıza girmiş olan pek çok buluş ya da kolaylıkta onun payı vardır desem! Bu kadar da abartılmaz diyebilirsiniz!

Sokakta yürürken pek çok vatandaşımızın elinde içinde emar görüntüleri bulunan poşetler görürsünüz. Pek çoğunun üzerinde onun adı yazılıdır. Çünkü, aygıtın gücü onun adıyla anılır. Manyetizmanın söz konusu olduğu pek çok alanda ve buluşta silinmesi olanaksız izler bırakmıştır!

TV izlerken kanalları değiştirmek için kullandığımız kumanda aygıtı ya da otomobilimizin kapısını açıp kapatan anahtardaki düzeneği de ona borçlu olduğumuzu unutmamalıyız.

Uzaklarda üretilen elektriğin evlerimize, işyerlerimize ulaşmasında; artık bağımlısı olduğumuz elektrik enerjisinin hemen her alandaki kullanılabilir olmasını da ona borçlu olduğumuzu söyleseler tepkiniz ne olurdu?

Neon ve floresan ampulünün de onun buluşlarından olduğunu bilir miydiniz?

general-58w-polylux-floresan-lamba

neon

IMG_0312

Kendisini Sırp Ortodoks olarak tanımlamış. Şimdiki Hırvatistan sınırları içinde yer alan, zamanında Avusturya-Macaristan sınırındaki Smiljan’da 1856’da doğmuş. Okuma-yazması olmasa da çevresinde ev gereçleri mucidi olarak tanınan bir anne ile din adamı bir babanın 5 çocuğundan birisi. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını geride bıraktıktan sonra Viyana, Graz, Budapeşte, Prag ve Paris’le başlayan gezici yaşamının geri kalanını ABD’de geçirmiş.

1884’te cebinde birkaç sentle ayak bastığı Ellis Adası’nda başlayan ABD serüveni bu ülkenin yurttaşlığına kabul edilmesiyle sürmüş. İnişli çıkışlı bu serüvende yolu Thomas Alva Edison’la kesişmiş. Mucitliğinin yanı sıra paragöz bir işadamı da olan Edison’la yolları Edison’un sözünde durmaması üzerine kısa süre içinde ayrılmış.

İlkelerinden ödün vermeyen tutumuyla çoğu zaman sınırsız kazanç fırsatlarını elinin tersiyle itmekten kaçınmamış! Edison’la birlikte kazandıkları 40 bin dolarlık Nobel Ödülü’nü de almaktan vazgeçecek kadar kararlı ve ilkeli bir mucit/bilimciden söz ediyoruz.

Edison’la yaşam boyu süren tartışma ve çelişme içinde olmuşlar. Edison’u bir doğru akımcı, onu ise alternatif akımcı olarak tanımlamak hatalı olmaz. Santrallerde üretilen elektrik enerjisi bugün konutlarımızda kullanılabiliyorsa eğer; bu, onun alternatif akımcılığı sayesindedir. Edison’un doğru akımcılığına kalsa bu enerjinin kilometrelerce öteye taşınması ancak birkaç kilometrede bir kurulacak aktarma istasyonları ile olası olabilecekti. Enerji kayıpları ve pahalılık da cabası olacaktı. Edison’un paragöz yaklaşımı ile onun akılcı yaklaşımıdır gerçekte zaman zaman karşı karşıya gelen ve çatışan.

Edison’un doğru akımla çalışan ve çok daha az dayanıklı olan akkor ampullerinin yaşamımızdan henüz çıkmış olduğunu anımsarsak ticaretin onun güdümündeki lobiciliğin gücünün nelere muktedir olabildiğini bir kez daha fark etmiş oluruz.

O, radyonun da mucidi gerçekte. Oysa, pek çoğumuz Markoni’yi biliriz radyonun buluşçusu olarak. Onun yayımlanmış makaleleri ve patentli buluşları üzerine radyoyu geliştiren Markoni böylelikle Nobel ödülü sahibi olmuştur. Amerikan Yüksek Mahkemesi 1943’te aldığı bir kararla bu durumu doğrulamış ve radyonun gerçek mucidi olarak onu mahkeme kararıyla belirlemiş ve dünyaya duyurmuştur.

1943’te New York’ta bir otel odasında 87 yaşında yaşamını yitirdiğinde yoksul ve yoksun durumda olduğu gerçeği de parayı bilime tercih etmediğinin an önemli göstergesidir.

İnsan türünün bu eşsiz ve benzersiz üyesine ülkesi Sırbistan sahip çıkmış.

Belgrad’ın uluslararası havaalanı onun adıyla anılıyor.

Yeni Belgrad’daki görkemli bir bulvar onun adını taşıyor!

Yontusu Belgrad Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Fakültesi’nin önünü süslüyor.

Belgrad’da onun adını taşıyan çok görkemli görünmese de kapsamı ve içeriğiyle görkemli sıfatını hak eden yapı hiç kuşkusuz adını taşıyan müzedir. 1952’de Tito döneminde düzenlenerek müzeye dönüştürülen yapı bugün de varlığını sürdürmektedir. Müze, ziyaretçilerini rehberli, anlatımlı ve etkileşimli bir programla karşılamakta ve buluşları tanıtılırken, yapılan gösteriler ziyaretçilere akıcı bir izlence sunmaktadır.  İsteyenler müzede onunla ilgili kitaplardan edinebilmekte; farklı bölümlerde yaşamından kesitleri izleyebilmekte, kişisel eşyalarını görme fırsatı bulabilmektedir. Hatta, bir köşeye yerleştirilmiş vazo içindeki külleri önünde ona saygı ve şükran sunma fırsatı bile esirgenmemektedir ziyaretçilerden.

IMG_0299IMG_0301 IMG_0304IMG_0306

Bilmiyorum anlatabildim mi onu yeterince sizlere?

Onunla ilgili olarak yazdıklarımın eksiği çok fazlası yoktur!

Ceyhun BALCI, 08.08.2014

IMG_0316IMG_0322 IMG_0328 IMG_0332

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s