YUGOSLAVYA

YUGOSLAVYA

yugo

Güney Slavları ülkesi demek! Yirmi yılı aşkın zamandır adı var kendisi yok! Her ne kadar Yugoslavya’nın varlığı XX. yüzyıl başlarına dayansa da; tarihten silinen Yugoslavya II. Dünya Savaşı’nın ve o savaşta Yugoslav Partizan direnişinin karizmatik önderi Tito’nun eseri. Tito köken olarak Hırvat olmakla birlikte ödünsüz bir Yugoslav! Yerinde yeller esse de, eski Yugoslavya cumhuriyeti devletçiklerinde bugün de kendisini Yugoslav olarak tanımlayanlar eksik değil!

Tito’nun 1980’deki ölümü Yugoslavya için sonun başlangıcı olmuştu. İzleyen yıllarda Yugoslavya’nın yönetimi için federal devletlerin dönüşümlü önderliği iyi bir yol olarak görülmüştü. Her cumhuriyetten birisi sırayla başkanlık yapacağı için sen-ben kavgası olmaz ve Yugoslavya varlığını sürdürür diye düşünülmüş olmalıydı.

Sosyalist blokun dağılmasıyla birlikte kendisini gösteren tek kutuplu saldırgan haydutluk ortamında Yugoslavya oldukça büyük bir lokmaydı. Böl-parçala-yut-sindir yöntemi devreye sokuldu. Almanya birleşirken, Yugoslavya dağı(tı)lıyordu. O günlerde komünizmi dize getirmiş olmanın sarhoşluğu içindeki dünyada kimselerin aklına biri birleşirken diğeri neden bölünüyor sorusu gelmiyordu! Bu soruların Türkiye’de de akla getirilmediğini anımsıyoruz. Oysa, bir bakıma, çanlar Türkiye için de çalmaktaydı.

Yugoslavya tam bir deney laboratuvarı işlevi gördü o dönemde! Etnik farklılığı olmayan bir ulusun dinle, o da olmazsa mezheplerle nasıl yıkıma uğratılabileceği sayısız can kaybı ve oluk oluk akıtılan kan pahasına tüm dünyaya gösterildi!

Yugoslavya, yıkılışına en çok üzüldüğüm ülkelerden birisi olmuştu. İşte, o Yugoslavya’nın çekirdek ülkesi olan Sırbistan’ı gördükten sonra bu yazıyı yazmak kaçınılmaz oldu!

Yugoslavya’nın Sırbistan dışındaki cumhuriyetlerinde eski Yugoslavya’ya ilişkin pek az iz görmek olasıyken, Sırbistan’da ve başkent Belgrad’da Yugoslavya izleri varlığını sürdürüyor.

Yeni Belgrad’da Tuna kıyısındaki Yugoslavya Sarayı kullanılmamakta olsa da yapı olarak dimdik ayakta! Yine o dolaylardaki Otel Yugoslavya adıyla, sanıyla selamlıyor Yugoslavya özlemcilerini. Yugoslavya’nın belleği ise Eski Belgrad’ın güneydoğusundaki Dedinje semtindeki Yugoslavya Tarihi Müzesi’nde korunmuş.

IMG_0609 IMG_0610 IMG_0611 IMG_0612

Öğrenci Meydanı durağından 71 numaralı troleybüse bindiğimizde geçmişe özlem turumuz da başlamış oldu. Bizde tarih olmuş bir taşıt aracının içindeydik. Bir zamanlar İzmir’de Mithatpaşa Caddesi’nin biricik toplu taşıma aracı olan troleybüslerin Belgrad’da hâlâ yolcu taşır durumda olması şaşırtıcıydı. Sürücüye gideceğimiz noktayı söylediğimizde buyur edildik. Ücret ödememize gerek olmadığı konuksever bir gülümsemeyle anlatıldı. 20 dakikalık yolculuk sonunda hem sürücünün hem de bir başka yolcunun nazik uyarısıyla inmemiz gereken durağa geldiğimizi öğrendik!

Bir yükseltiye konuşlanmış görkemli Yugoslavya Tarihi Müzesi karşımızdaydı. Yugoslavya’ya ve geçmişe yolculuğa çıkabilirdik!

IMG_0625 IMG_0628

Giriş kapısının önündeki meydanı süsleyen havuz başında temiz giyimli ve Sırpça konuşan ama elinde İngilizce kitaplar bulunan bir beyefendi tarafından karşılandık! Elindeki İngilizce kitap Tito’yu anlatıyordu. Tito’yla çekilmiş resimlerin de yer aldığı kitabın yazarı Slavko Mrkiç karşımızdaydı. Aradan yıllar geçse, yerinde yeller esse de sıkı bir Yugoslavyacı olduğu her halinden belliydi. Karşımızda duran tarihsel kişilik kitap tutkumuzu ateşleyince kitabı edinmek kaçınılmaz oldu. Eski Yugoslavya’nın hiç olmazsa burada yaşamakta olduğunu görmek keyif verdi.

41DLrv8CvGL._SY344_BO1,204,203,200_

Slavko ile vedalaşıp müze binasına girdiğimizde danışmadaki genç tarafından dostça karşılandık. Giriş biletini aldıktan sonra üst kata çıkıp tura başladık. İlk izlenimimiz düş kırıklığıydı. Daha çok basılı gereçlerden oluşan müzenin ilgi çekici olduğu söylenemezdi.

Neyse ki, aynı bahçenin içinde ana binanın gerisinde iki müze daha olduğunu öğrendik! Şansımızı oralarda deneyeceğiz gelmişken!

IMG_0631

Belgrad’ın iki ana renginden olan yeşil burada da baskın. Yemyeşil bahçeye heykeller serpiştirilmiş.

IMG_0634 IMG_0637 IMG_0639 IMG_0640 IMG_0644 IMG_0648

En yukarıdaki müzede Tito’nun sağlığında ona çeşitli ülke devlet adamlarınca verilen armağanlar sergileniyor. Yirmi beş dakikada Yugoslavya ve dünya turu mümkün kılan bir ortamdı. Yugoslavya cumhuriyetlerinin ulusal giysileri ve müzik enstrümanları ve başkaca yaşamla ilgili nesneleri ilgi çekiciydi. Müzenin önemli bölümü dünyanın dört bir yanındaki ülkelerden Tito’ya armağan edilmiş kılıçtan, silaha, anı eşyasından, giysi vb nesnelerce doluydu.

IMG_0647 IMG_0658 IMG_0666 IMG_0675 IMG_0682

1990’dan önceki dünya çift kutupluydu. Ancak, Tito’nun da önderlik ettiği Bağlantısızlar bu iki kutup dışında kalan pek çok dünya ülkesini bir araya getiriyordu. Bu nedenle, iki kutup arasında pay edilmiş olan Avrupa’da  Yugoslavya ne o ne bu diyebilen az sayıdaki ülkeden biriydi. Tito’lu Yugoslavya Bağlantısızlar’ın saygın ve öncü üyelerindendi. Armağaları biraz da bu saygınlığın kanıtı olarak görmek gerekir.

IMG_0684 IMG_0685

Yerleşkedeki üçüncü müze Çiçekler Evi adıyla anılıyor. Burada Tito’nun mozolesinin yanı sıra kişisel eşyaları, yaşamına ilişkin bilgiler sergilenmekteydi. Son derece ilgi çekici ve duyguları devinime geçirici bir mekân olduğunu eklemekte yarar var!

IMG_0687 IMG_0688 IMG_0689 IMG_0690 IMG_0693

Eski Yugoslavya turunun sonunda buralarda yaşanan çılgınlıktan sonra iyi ki burası korunmuş demekten alamadık kendimizi.

Tito’lu bu kısa gezintinin sonunda bu büyük önderin anısına açılan deftere bir kaç satır yazmayı unutamazdık!

IMG_0726 IMG_0730 IMG_0731

Yugoslavya soğuk savaş sürecinde ne batı, ne doğu diyen tutumuyla gösterdi kendisini. Bir başka dünyanın peşine düşerek farklı bir hedefe koştu. Gecikmeyle de olsa o ülkünün şimdilerde koşar adım yaşama geçtiğini söylemek olası!

Avrasya silkinişi, Bolivar’ın Latin Amerika’ya görkemli dönüşü ve her türlü baskı ve yıldırmaya karşı direnen dünya milletleri eski Yugoslavya’nın anısını tazeler bir tutum içindeler. Haydut devlet(ler)in de sonunun gelebileceğini görüyor olmak son derece olumlu ve umut verici bir durum.

Darısı ülkemizin başına diyoruz! Bu karanlık dönemin bir an önce sonlanması dileğiyle!

Yugoslavya ağır sanayide, kimya endüstrisinde, tekstilde ve tarımda son derece gelişmişti. En azından kendine yeter konumdaydı. O oylumlu haliyle birilerinin uydusu olması zordu!

Şimdiki haliyle Katolik, Ortodoks ve Müslüman ayrışmasıyla güçsüzleştirilmesi ve uydulaştırılması başarıldı.

Birkaç yıl önce Bosna-Hersek’te dehşetle tanık olmuştuk! Yugoslavya’nın Bosna-Hersek’inde köktendinciler cirit atmaktaydı. Bir zamanların Halveti tekkesi Vahhabi tutuculuğunun merkez üssüne dönüştürülmüştü.  Cüzdanı şişkin yobaz parayı bastırarak eski Yugoslavya’nın orta yerinde kendi düdüğünü çalabilmekteydi.

Aradan geçen çeyrek yüzyıl Yugoslavya’yı tarih sahnesinden silen Yugoslavları ve elbette başkalarını düşündürmüş olmalıdır! Yitirilen bunca candan, dökülen bunca kandan sonra geç de olsa dış destekli ve özendirmeli çılgınlık biraz olsun özeleştiri konusu yapılmışsa ne iyi! Bu bile kazançtır! Hiç olmazsa bir kez daha o tuzaklara düşülmemesi için!

Ceyhun BALCI, 27.08.2014

YUGOSLAVYA” için bir yorum

  1. Ceren Gonen Korkmaz, PhD Assistant Prof.in Molecular Pharmacology EGE University Faculty of Pharmacy Dept.of Pharmacology Bornova 35100 Izmir/Turkiye

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s