DÖRTLÜ KOALİSYON

DÖRTLÜ KOALİSYON
Koalisyon, siyasetin son 12 yılını bilenlerin ve daha öncesi için yaşları tutmayanların tanışık olmadığı bir kavram. Kısır çekişmeleri çağrıştırdığı ve buna bağlı olarak sürekli kötülendiği için Türk kamuoyunun koalisyon algısı hiç de olumlu değildir.
Oysa, freni boşalmış kamyon örneğince denetimsizce yol alan, Türkiye’deki sınır tanımazları yola getirecek bir aygıt da olabilirdi koalisyon! Böylelikle pek çok kazanımın yitirilmesinin önüne de geçilebilirdi. Mutlak üstünlüklü iktidarların son 10 yılda Türkiye’yi sürüklediği nokta göz önüne alındığında koalisyon, sanılanın tersine önemli ve yararlı işlevler görebilirdi.
Koalisyon birden fazla partinin belirli ilkeler çevresinde bir araya gelmesi ve bu bir araya gelişi bir protokol aracılığıyla halka duyurmasıyla yaşama geçen bir demokratik süreç. Türkiye’de daha çok bakanlık, bürokrasi ve kaba deyişle çıkar paylaşımı yönüyle tanındığı için kimi kesimlerin sıcak bakmadığı bir oluşum.
Tam da bu noktada Türkiye son 3-4 yıldır belirginleşen bir koalisyonla yönetiliyor desem pek çok kişiden yükselebilecek karşı çıkışları öngörmem güç olmaz! Ama, ilk bakışta kabul edilemez görünse de durum tam da böyledir. Tek eksiği adının konmamış olmasıdır.
Dörtlü koalisyon konusundaki üstelemeciliğe kısaca değinmek gerekir. Türkiye son yıllarda öne çıktığı gibi yaşamsal bir yol ayrımındadır. Başka deyişle, olmak ya da olmamak noktasındadır! Bu sürecin sonuna gelinmiş de değildir. Daha yapılacak çok şey olduğunun pek çok belirtisi vardır. Bunların yaşama geçirilmesi ancak geniş tabanlı bir uzlaşıyla olasıdır. Ülkenin bölünmesi ve dinci baskıyı pekiştirecek bir başkanlık sistemine gidişin olanaklı kılınabilmesi bir ya da iki partinin dayanışması ve işbirliğiyle gerçekleştirilebilecek gibi görünmemektedir. En azından, bu gidişin başat isteklisi ve ana gövdesi konumundaki AKP’nin bu son derece bedel ödetici edimlerin altına tek başına imza atma cesareti gösteremeyebileceği öngörülebilir.
Bu gibi nedenlerle, oluşturulmuş olan dörtlü koalisyonun seçimler sonrasında da sürdürülmesi ve pekiştirilmesi daha yapacak işi olanların ve yapılacakları dört gözle bekleyenlerin öncelikli arzusudur.
Geçtiğimiz 4 yılı gözlerinizin önüne getiriniz! Bu zaman aralığında Türkiye’nin başındaki çok önemli dertler konusunda partilerin takındıkları tutumu anımsayınız!
Durumu örneklerle açıklarsam ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.
Bu örnekler üzerinden Türkiye’de siyasetin ana oyuncularının biri birine benzeştirilmeye çalışılmakta olduğunu anlamak zor olmayacaktır.
Etnik bölücülükten başlayalım! Kültürel haklar söylemiyle başlayan ve günümüzde demokratik özerklik istemlerine uzanan bu sorun konusunda farklı düşünen parti var mı?
İktidar partisi AKP ve onun bu konudaki gizli ortağı HDP’nin bu bağlamdaki görüş ve önerilerini bir kez daha sıralayıp zaman yitirmeye gerek yok! Buna karşılık bu konuda öteden beri karşı duruş göstermiş olan CHP’nin “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı” konusundaki çekinceden vazgeçeceğiz yollu açıklaması bu çok önemli konuda önde gelen partilerin benzeşmekte olduğuna ilişkin yabana atılmaz bir kanıttır. Ayrıca, aynı CHP’nin açılım süreci karşısındaki sessizliği ve edilgenliği son zamanlarda etkin ve açık bir desteğe dönüşmüş durumdadır. Bir yandan Sezgin Tanrıkulu’nun diğer yandan partiye paraşütle indirilen; parti meclisi üyesi olması için daha fazla oy almışların, uğruna istifa ettirildiği Murat Özçelik’in kimi söylemleri yoruma gerek bırakmayacak denli açıktır.
Etnik ayrılıkçılık gibi çok önemli ve yaşamsal konuda köşeli çıkışlarıyla tanınan MHP ne yapıyor diye sorulacak olursa; utangaç bir şekilde kimi zaman sesini yükseltir gibi yapsa da sessizlikle karşı çıkmayı yeğliyor demek bilmem abartılı bir niteleme mi olur?
Türkiye’nin gün saymakta olduğu bir başka önemli sorun ekonomik krizdir. AKP’nin bu konuya ilişkin bilinen tutumunu yinelemeye gerek görmeden diğerlerinin söylemlerine bakalım. HDP etnik ayrılıkçılığa odaklanmış bir parti olarak bu konuyu irdelemeye bile değer bulmamaktadır. HDP’nin bu yaklaşımı şaşırtıcı da değildir.
MHP’nin yetkili ağızlarından duyulanlara bakılırsa Türkiye’nin ekonomik krize yuvarlanması batıdan kopmasıyla eşzamanlı bir gelişmeymiş. Diğer yandan, CHP’nin ekonomi kurmayına kulak verilirse sorunlarımızın çözümü kapitalizme uyum sağlamamızı gerektirmekteymiş. Üçlü benzeşme demekte sakınca olmasa gerek bu akla ziyan söylemler üzerine! Bu konuda, olası CHP iktidarının Kemal Derviş’e ekonomi bakanlığı önerisini de görmezden gelmemek gerekir. Eteklisiyle, eteksiziyle Derviş dönemi kapıdadır belli ki!
Bir başka önemli başlık olan dinci gericilik konusundaki dörtlü benzeşme parmak ısırtacak boyuta erişmiştir.
Türbanın TBMM’ye girmesi karşısındaki göz yaşartıcı vekil yorumlarına genel başkan düzeyinde verilen destek CHP’nin bu konudaki çaresizliğinin yanı sıra yürek burkan halini de ortaya koymaya yetmektedir.
MHP de bu konunun heveslisi bir başka muhalefet partisi olarak her fırsatta öne atılmakta sakınca görmemektedir. Yasama ortamında AKP’ye verilen destekler sayılamayacak kadar çoktur MHP açısından.
Öteden beri laiklik iddiasıyla öne çıkartılan HDP’nin de son dönemde bu konuda dinciliğe göz kırpan bir tutum aldığı görülmektedir. Kutlu Doğum Haftası’na bakış, din adamı aday gösterme ve Şeyh Sait sempatisi canlı örneklerdir.
HDP’YE BARAJ ATLATMA VE DÖRTLÜ KOALİSYONU PEKİŞTİRME
Medyayı özenle izleyenlerin dikkatinden kaçmamış olmalıdır! Özellikle, CHP yöneticilerinin eşlerini de kapsayan HDP aşkı saklanamayacak boyutlardadır. Türk siyaseti bugünlerde eşi, benzeri görülmemiş bir başkalaşım geçirmektedir. Kendisi için ya da bir başka parti için söz konusu olmayan destek isteği HDP için söz konusu olabilmektedir. HDP’nin barajı aşması AKP’nin önünün kesilmesi ve engellenmesi bakımından olmazsa olmaz koşul gibi gösterilir olmuştur. AKP’nin engellenmesi bağlamında kutsal bir gereklilik olarak dayatılmaktadır HDP’ye baraj atlatılması. Öyle ki, bu partiyle düşünsel bağlamda uzaktan yakından ilintisi olmayan pek çok seçmen HDP’nin barajı aşması için yakarıcı ve destekçi olmaya vardırmıştır işi.
Seçime geri sayım hızlanırken kamuoyu yönlendirme (araştırma değil) şirketlerinin de etkinliklerine hız verdikleri görülmektedir. Bu yolla dörtlü koalisyon parlatılmakta, HDP’ye baraj atlatılmakta ve oylar bölünmesin umacısının ekmeğine yağ sürülmektedir. Oluşturulan algıyla dörtlü koalisyon dışındaki seçeneklerin TBMM’ye yaklaştırılmaması amacına hizmet verilmiş olmaktadır. Çok iyi bilinmektedir ki; dörtlü koalisyon dışındaki bir gücün TBMM’deki varlığı kutsal uzlaşıyı açığa çıkartacak ve Türkiye üzerine oynanan oyunu toplumun gözünün içine sokacaktır.
Bu ortamda gidilmekte olan seçimler öncesinde seçim güvenliğinin de önemli bir sorun olarak boy göstermekte olduğu göz ardı edilmemelidir. AKP seçim güvenliğinden birinci derecede sorumludur iktidar partisi olarak. Ama, seçim güvenliğinin sağlanamıyor oluşu diğer partilerin de sorunu değil midir? Yaşamsal önemdeki bu konuda dörtlü koalisyonun edilgen ve sessiz tutumu nasıl açıklanmalıdır?
SEÇMENE ÖNERİLER
1. AKP’nin önünün kesilmesi ya da geriletilmesi için kutsal gerekçelere büründürülen HDP’ye baraj atlatma güdülemesi karşısında özenli olunmalı. Her ne pahasına olursa olsun bu algı yönetimine karşı durulmalı!
2. Seçime 20 dolayında parti katılırken yalnızca dördünün öne çıkartılması, diğerlerinin yok sayılması sorgulanmalıdır. Neden yalnızca HDP’nin barajı aşması önemsenmektedir? Amaç ve hedef gerçekten AKP’nin engellenmesi ise eğer, beşinci bir partinin barajı aşması bu amacın gerçekleşmesine gerçek anlamda hizmet etmez mi? Beşinci bir partinin TBMM’ye girmesi oy oranı ne olursa olsun AKP’nin önünün kesilmesini sağlamaz mı?
3. Oylar bölünmesinci lobinin algı operasyonu karşısında dik durulmalıdır. Oyların bölünmediği seçimler sonrasında ortaya çıkan tablo akıldan çıkartılmamalıdır!
4. Oylar baskı, güdüleme ve dayatmacı doğrultuda değil gerçekler doğrultusunda kullanılmalıdır.
5. TBMM’ye girmesi olası beşinci seçenek hiç kuşku yok ki Vatan Partisi’dir. Dörtlü Koalisyon yoluyla gerçekleşecekler unutulmamalıdır. Bu oyunun bozulmasının ancak Vatan Partisi’nin TBMM’ye girmesiyle olası olacağı akıldan çıkartılmamalıdır.

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s