BİR AŞILA(YAMA)MA ÖYKÜSÜ

BİR AŞILA(YAMA)MA ÖYKÜSÜ

Ordu’da birisi yargıç diğeri öğretmen olan çift çocuklarını aşılatmamak için yargıya başvurmuşlar. Ayrıntısına bağlantıdan erişilebilir.

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/29343111.asp aşı meselesi

Bu başvurudan yola çıkılarak oluşmuş bir yargı kararı var. Mahkeme de çifti haklı bulmuş. Aşılatmama doğrultusundaki davranışlarını yasal güvence altına almış. Yargı kararı tartışılmaz olsa da eleştirilemez değildir.

Bu olayda yaşanan kesinlikle bize özgü değil. Biraz daha geniş açıyla bakıldığında yargı kararına konu olan olgu insanlık tarihinin son çeyrek yüzyılının özeti de sayılabilir.

Kuşkulanmak, kuşkucu olmak insanı insan yapan önde gelen ayırt edici özellik. Bir de bu önemli ayrıntı kötü niyetlilerin aygıtına dönüşmese! Elbette kuşku olacak, kuşkuculuk hiç eksilmeyecek ve böylelikle insanlık ilerlemesini sürdürecek.

Bir Harvard hocasına mal edilen şu sözü unutmamak gerekir! (Öğrencilere) “Bugün sizlere anlattıklarımızın yarısı yanlıştır! Ancak, hangi yarısının yanlış olduğunu şu an bizler de bilmiyoruz!” Kuşku ve kuşkuculuk olmasa insanlık bir arpa boyu yol alamazdı. Ancak, kuşkuculuğun da bilimsel çerçeve içinde olması koşulu göz ardı edilmemeli. Sapla saman biri birine karıştırılmamalı!

Post modern dönemi yaşamakta olan dünyamızda bilimsel olarak ortaya konulmuş pek çok şeyden kuşkuculuk kisvesiyle, bilimdışılık pazarlanıyor. Hatta, bu kisve aracılığıyla bilimsel devrimin altı üstüne getirilmeye çabalanıyor bile denebilir.

Dünyanın başta ABD olmak üzere başka pek çok ülkesinde de benzerleri yaşanan aşılayamama olgularını ülkemizde ve dünyada oluşan iklimden soyutlayarak irdeleyemeyiz.

Mahkemeler de başka pek çok kurum gibi dünyadaki gelişmeler ışığında değişen ve şekillenen kurumlar. Bu değişim ve gelişmenin doğrultusunu belirleyecek olan ise hiç kuşkusuz akıl ve bilim olmalıdır.

Üzerinde yaşadığımız ülkede inanç ve dinselliğin gündelik yaşama yön verir olduğunu bir kez daha vugulamaya bile gerek yok! Böylesi bir iklimde mahkemelerin de tıpkı üniversiteler ya da başka akıl temelli kurumlar gibi ortamdan etkilenmesi ve deyim yerindeyse mahalle baskısına boyun eğmesine şaşırılabilir mi?

Ordu’da yaşanan ve yenilerinin yaşanması olası aşılayamama olgusunu akıl ve bilimin ağır saldırı altında olduğu ortamla birlikte değerlendirmek kaçınılmazdır.

Çağımızı parlatan önde gelen cila birey hakları ve bu haklar yoluyla insanların ağzına çalınan bir parmak baldır. Birey hakları geliştirilirken ve ilerletilirken toplumun hakları da düşünülmeli değil midir?

Aşılayamama olgusunda birey hakkı gerekçesiyle verilen kararın toplumun sağlık hakkını, koruyucu sağlık anlayışını olumsuz etkileme olasılığı az şey midir?

Birey hakkı tanındı diye sevinmeli mi yoksa kamu hakkı hiçe sayıldı diye üzülmeli mi?

Ceyhun BALCI,

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s