BARIŞI DOĞRU TANIMLAMAK!

Bu yazı, bağlantısı yazıda yer alan bir başka yorumla ilgili eleştiri amacıyla yazılmıştı. Doğal olarak da, eleştirilen yazının yayımlandığı ortamda okurla buluşması öncelendi! nycturk internet sitesi yönetimine konuyla ilgili olarak ulaşıldı. İlk iletiye yanıt olarak eleştirilerimin sitede yer bulabileceği bildirildi. Yazımı yayımlanması istemiyle ilettiğimde kapı duvar oldu! Olumlu ya da olumsuz bir yanıt vrme zahmetine katlanılmadı!

nycturk internet sitesini yönetenlerle tanışıklığım yok! Ancak, yanıt hakkına ve eleştirel düşünceye çok da saygılı olmadıklarını söylemem kaçınılmaz!

BARIŞI DOĞRU TANIMLAMAK!

Değerli meslektaşım Dr Sedat ULKATAN’ın bağlantıdan erişilebilecek yazısı son derece dokunaklı. Sosyal medyada aldığı beğeniler de bu durumun sağlam kanıtı.
http://nycturk.com/v3/yorum-bir-doktordan-savas-isteyenlere-bir-anlati/
Yazıdaki kimi noktalara itirazım var!
Meslektaşımı incitmeden, yazısını da değersizleştirmeden itirazlarımı sıralamak isterim.
Öncelikle, yazının başındaki “PKK Terörü” ifadesinin durumun doğru saptanması bakımından önemli olduğunun altını çizmekte yarar var!
Türkiye kimi zaman ayrılıkçı kimi zaman da dinsel motiflerle bezeli terör ve kalkışmalarla daha Cumhuriyet kurulmadan önce tanıştı. Bir yandan işgalci emperyalist maşalarıyla savaşırken diğer yandan da bu gibi kalkışmalarla baş etmeye çalıştı. Koçgiri, Şeyh Sait ve Dersim ayaklanmaları sayıları 20’lere varan bu tür kalkışmaların en bilinenleri.
Değerli meslektaşımın yazının ilerleyen bölümlerinde savaş isteyenlere yönelik eleştirilerinden Türkiye’nin neredeyse bütününde hortlatılan terör ve kalkışma hareketlerini savaşa eşdeğer tuttuğunu anlıyoruz. Bu olayları savaşla denk tuttuğunuz anda terörizmin tuzağına düşmüş olursunuz!
Öncelikle, bu vahşi terör olaylarının savaş olmadığını söylememiz için pek çok neden olduğuna vurgu yapalım. Bilindiği gibi savaşın bile hukuku ve kuralları var.
Evinde uyumakta olan polislerin katledilmesi, bankamatikten para çeken uzman çavuşun ensesinden vurulması, taşıt aracı arızalanmış binbaşının ailesinin gözü önünde öldürülmesi örnekleri bile savaş değil kalkışmanın söz konusu olduğunu ortaya koymaya yeter!
Kanla ve canla üzerinde yaşadığımız toprakların insanlarınca kurulmuş bir devleti silahlı çeteler aracılığıyla yıkmaya çalışmak hiç kuşkusuz bir karşılığı hak eder. Bir devletin varlığını ve birliğini korumaya çalışmasını savaşa eşdeğer bir durum olarak görmek mücadeleyi daha baştan yitirmek anlamına gelir.
Örneğin, ABD’de her hangi bir eyalette bir grup silahlı insan ortaya çıksa ve ben etki ve egemenlik alanımda devletten özerk bir yapılanmaya gidiyorum diyerek kalkışmaya yeltense; alacağı karşılık ne olurdu? Bu örnekte ABD’nin yerine köklü geleneği olan bir başka devleti de koysanız yapılacaklar değişmeyecektir.
Özetle, savaş iki simetrik güç arasında yaşanan bir olgudur. Türkiye’de olduğu gibi savaş ahlâkından da yoksun şekilde verilmekte olan mücadelenin adını doğru koymak gerekir. Bu yapılmadığında, vahşetle mücadele yeterince verilememiş ve dolayısı ile hepimizin özlemi olan barış uzakta kalmış olur!
Sonuç olarak, “Yurtta Barış, Dünyada Barış!” diyen Mustafa Kemal ATATÜRK’ün izinde olduğunu düşünen bir yurttaşım! Barışın değerini de en çok savaşanlar bilir! Ama, barışın karşısında duvar örenlerle mücadele edilmezse; ekonomik, siyasal ve askersel yöntemler kullanılmazsa dökülecek kan ve gözyaşının sonu gelmeyecektir düşüncesindeyim!
Dr Ceyhun BALCI, İzmir

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s