GÜRUH (*)

GÜRUH
Son yıllarda vatandaşı olduğum ülkenin birisi devlet diğeri de insan kaynaklı iki ayıbı başımı önüme eğmeme neden oldu!
Son 10 yılda ulusal çıkarlara yabancı, küresel çıkarlara taşeron olmaya teşne dış politikamızın ortaya koyduğu sonuçlar üzerinde durmaya çok da gerek yok! Çözüm belli ama o çözümü yaşama geçirecek istenç (irade) ortaya çıkacak gibi görünmüyor.
Bundan bir ay önce Konya’da bir futbol maçı öncesi boy gösteren güruh dün akşamki Yunanistan dostluk maçında bir kez daha sahne aldı. Kişiler farklı, oyun aynıydı!
Ankara’da patlayan bombalarla canını yitirenlerin anısına saygıyı çok gören bu tiplerin Yunan ulusal marşı ve Paris’te ölenler için saygı duruşuna saygı göstermemesinde şaşırılacak durum yoktu!
Özellikle, spor karşılaşmalarını izleyenler arasında topluluk eğiliminden alınan güçle ortaya çıkan bu gibi saygısızlıkların projektör ışığı altında tek tek gösterilmesi bu denli kolay olmasa gerek!
Bu denli alçalan, bir başka ulusun değerlerine ve acısına saygısızlık edebilenlerin aramızda dolaştığını düşünmek çok daha ürperticidir.
Örneğin, bir kuyrukta beklerken önünüze geçmekte sakınca görmeyenler onlardır!
Ya da, ivedi durumlarda kullanılsın diye yapılmış olan güvenlik şeritlerini kullanarak yanınızdan mermi hızıyla geçip gittiklerini de kanıksamışsınızdır bu gibilerin!
Evinde, sokakta ya da işyerinde karısına, kızına, bacısına söven; onları dövmekten ve hatta öldürmekten geri durmayanlar da olasılıkla bu güruhtakilerdendir.
Ege denizinde 150’yi aşkın Türk adası, adacığı ve kayalığı işgal edilirken sessiz kalan ayak takımının birkaç bini bir araya geldiğinde Yunan’ın bayrağına, Fransız’ın acısına saygı duymamakta sakınca görmez! Kendi değerlerine saygı duymayanın başkasınınkine saygı duymamasına şaşırılır mı?

Cahil, bilgisiz, öğrenmemiş, öğretilmemiş oldukları için de; bir parçası oldukları bu ulusun düşmanlarının bayrağını çiğnemekten kaçındığını, esir aldıkları düşman komutanına saygıyla yaklaşabildiklerini bilmezler!
“Onlar alçalırken, bizlere düşen ise utanç olur!”
“Bu ayak takımıyla aynı toprağa bastığım, aynı dili konuştuğum ve aynı bayrak altında yaşadığım için üzüntüm ve utancım büyüktür!”

(*)güruh : değersiz, aşağı görülen, küçümsenen topluluk, sürü (Dil Derneği Sözlüğü)

ATATÜRK’TEN BİR ANI

1ataturk_imzasi_3

Atatürk İzmir’in kurtuluşunda halkın coşkun gösterileri arasında kalacağı evin önüne gelince, kapının önüne serilmiş bayrağı görünce durdu, Bu ipekten kocaman bir Yunan bayrağı idi. Üzerine basılarak geçilecek bir yol halısı gibi serilmişti. Kapıdaki kalabalık halk yalvarıyordu:

– Buyurunuz, geçiniz. Bizim öcümüzü alınız! Yunan Kralı, bu evden içeri, bizim bayrağımıza basarak girmişti. Siz lütfedin. Bu karşılıkla o lekeyi silin! Burası sizin şehrinizdir. Bu ev sizin evinizdir. Bu hak sizindir.

Atatürk, o yerde serili bayrağın önünde, bulunduğu noktada kaldı. Çevresindekilere tatlılıkla baktı.

– O, geçmişse hata etmiş. Bir ulusun bağımsızlık simgesi olan bayrak çiğnenmez. Ben onun yanlışını tekrar edemem.

Bayrağı yerden kaldırttı, bembeyaz mermerlere basarak içeri girdi.

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s