DEVLETSİZ KALMAK

DEVLETSİZ KALMAK
Kendimizi bildik bileli “katil devlet” ya da “faşist devlet” gibi nitelemeler çalınır kulağımıza. Platon’a göre “devlet” birlikte yaşamanın vazgeçilmez gereğidir. Devlet tüzel bir kişiliktir. Seçimle iş başına getirdiğimiz siyasi yapılanmaya devletin de anahtarını vermiş oluruz.
Türkiye, AKP’li yıllarda bu geleneksel tanımı boşa çıkartan bir sürece girdi. Zamanında dinciler tarafından baskı ve eziyet aracı olarak görülen devlet, aynı odaklarca ele geçirilince bu türden yakınmalar işitilmez oldu. İronik bir biçimde dinci egemenliği altındaki devletin baskı aracına dönüştüğü gerçeğiyle de burun buruna olduğumuz günlerden geçiyoruz. Demokrasinin özde değil de sözde olduğu ülkelerde yaşanması olası durumlardan birisidir başımıza gelenler.
Devlete mutlak egemenlik altında olduğu AKP’li yıllarda devletin sahipliğindeki tüm ekonomik yapılanmalar altın tepsi içinde şuna, buna peşkeş çekilirken; devletin vazgeçilmezliğini koruduğu alanlarda da akıldan geçirilmeyen gelişmeler yaşandı.
Örneğin, yaz aylarından bu yana hortlatılan terör devletsizleşme sürecinin en çarpıcı sonuçlarından birisidir. Açılım adı altında yaşanan dönemde bir yandan eli kanlı katiller devletin savcısı tarafından sınır boylarında törenlerle karşılanırken; diğer yandan da, devletin yerel uzantısı olan belediyelerin yeni bir terör saldırısı için hendekler kazmasına, yollara bomba düzenekleri yerleştirilmesine yardımcı olmasına şaşırarak tanık olduk!
Uzaklara gitmeye de gerek yok! Ülkemizin her hangi bir kentinde yaşayan her hangi birimiz trafikte olsun, kent yaşamında olsun aklımıza gelebilecek pek çok alanda devletsizlikten kaynaklı karmaşayla iç içe yaşamaktadır artık!
Ege Denizi’nde kullanım ve sahiplik hakkı Türkiye’ye ait olan 150 dolayında ada, adacık ve kayalık da bu devletsizleşme sürecinin önümüze koyduğu faturalardan birisi olmuştur. Adına bakılınca önemsiz sayılabilecek ama gerçekte her birisi önem taşıyan bu coğrafik yapıların pek çoğuna Yunan bayrağı çekilmiş durumdadır. Üstelik, meteliğe kurşun atan Yunan’ın bu edinimleri için tek kurşun atması da gerekmemiştir.
Stratejik derinlik ve komşularla sıfır sorun etiketleriyle pazarlanan dış politika sefaleti dünden bu yana önümüze yeni ve dağ gibi bir sorun koymuş bulunuyor! Düşürülen Rus hava araçlarıyla tetiklenen bu yeni krizi savuşturmak hiç de kolay olacağa benzemiyor.
Kara sınırının elekten öteye kevgire dönüştürülmesinde sakınca görülmeyen bölgede cankurtaranların silah götürüp yaralı getirdiği; Emevi Camisi’nde namaz kılmaya uyarlı, Esat düşmanlığı takıntısının savaş suçu kapsamında davranışları beslediği artık bilinmeyen bir durum değil. Karada ve denizde sınır duyarlılığı silinmiş olan Türkiye’nin dünkü olayda kâğıt üstünde haklı olduğu sonucuna varılabilir. Ancak, başka noktalarda olmayan duyarlılığın Rus uçaklarına karşı gösterilmiş olması akılla açıklanabilecek bir tepki olamaz!
Evimizi ısıtmaktan, sanayinin çarklarını döndürmeye ve aklımıza gelebilecek tüm etkinliklerin sürdürülmesine varıncaya dek sayısız alanda enerji dış bağımlısı (daha doğrusu Rus bağımlısı) ülkemizi yönetenlerin bu sıradan ve temel gerçeği gözden kaçırmaları için devletsiz olmak gerekirdi diye düşünmekten alamıyor kendisini insan!
Son aylarda devlet belleğini biraz olsun geri kazanan Türkiye’nin ayrılıkçı teröre karşı mücadeleyi hatırladığı gibi, devlet geleneği gereğince aklını anımsamasında sayısız yarar var!
Yoksa zor ve kötü günler Türkiye’yi bekliyor!
Ceyhun Balcı, 26.11.2015

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s