LAİKLİK SAVUNUCUSU BİR NEFER : RENNAN PEKÜNLÜ

din-bilim-catismasi-1445002578

İçinde bulunduğumuz çağda dinciler hoşlarına gitmeyen düşünce ve eylemlerin sahibi olan birini bir kent meydanında diri diri yakabilirler mi diye sorsam; yanıtınız “Hadi canım sen de!” olacaktır!
Bire bir değilse de çağımızda kent meydanında insan yakmaya eşdeğer bir olay yaşandı!
Laiklik ilkesini kararlılıkla ve ödünsüzce savunduğu için özgürlüğünden yoksun bırakıldı! Ardışık davalar aracılığıyla güncel deyişle kumpasa alındı!
Prof Dr Rennan PEKÜNLÜ’dür yukarıda anılan sürecin öznesi!
Zaman tünelinde bulunduğunuz nokta kadar yaşadıklarınız da önemlidir dedirten bir süreç yaşanıyor bu bağlamda!
Rennan Pekünlü’nün ne denli haklı olduğunu yaşadığımız şu günlerde bir kez daha anlamış olmalıyız!
Cuma namazı düzenlemesiyle dinselleşme yönünde atılan adım çok önemlidir. Bugün değilse bile yakın gelecekte yaşanacaklar önemini yaşayarak kavramamızı sağlayacaktır.
Laiklik ilkesinin ne denli önemli olduğu; dinselleşmenin toplumu nasıl pençesine alıp şaşkına döndürebileceği son diyanet saçmalamasıyla bir kez daha anlaşılmış olmalıdır. Anamız, bacımız, kızımız helâl midir diye sorgulamaktan kafayı yemek üzere olduğumuz söylenebilir.
Rennan Pekünlü’nün “Evrenin Evrimi : Big Bang Balonu Patladı!” konulu sunumunda edindiğimiz bilgiler ilginçti.
Hiç kuşku yok ki; ülkemiz laiklik ilkesinin yerle bir olması bakımından önemli bir süreçten geçiyor. Bu durum Türkiye’de yaşayan ve çağdaş yaşamı önemseyen herkesin acı gerçeğidir artık!
Ama, dünyanın geri kalanında da durumun hiç iç açıcı olmadığını saptamak durumundayız. Örneğin, NASA gibi uzay fatihi bir kurumun “tanrının parmak izi”ni yayımlamış olması bu iç karartıcılığın kanıtıdır.
Bundan birkaç yıl önce basında “Tanrı’nın eli” başlıklı uzay görüntüleri paylaşılmıştı.
http://www.space.com/24225-hand-of-god-photo-nasa-telescope.html
Dünyanın en çok bilim üreten, pek çok kişi tarafından en gelişmiş ülkesi sayılan ABD’de dinozorlarla insanların eşzamanlı yaşadıklarına inananların oranı pek çoğumuzu şaşırtacak düzeydedir.
Türkiye’de dinselleşme hızla yol alırken; batıda dinselleşme sınırlanmış görünebilir pek çoğumuzun gözüne! Bu manzaradan batıda dinselleşmenin pes ettiği anlamı çıkartılmamalıdır!
Tutuculuk Türkiye’de doğrudan dincileri ve din adamı kisvelileri sözcü olarak kullanırken batıdaki eğilim bu amaçla bilim insanlarının kullanılması yönünde gelişmiştir. Rönesans’la birlikte din adamlarının toplumsal önderlik şansı kalmadığı için bilimle dinin örtüştürülmesi yolu seçilmiştir. Evrenin oluşumuna ilişkin olarak insanlıkla paylaşılan akıllı tasarım ve büyük patlama gibi varsayımlar bu yeni dönemin önemli aygıtlarıdır.
Rönesans öncesinde kaldığı sanılan tutuculuk bu kez sözde bilimsel aygıtları kullanarak sahne almaktadır.
Yeryüzüne egemen olan yayılmacılığın ve onun ayrılmaz parçası olan savaşların/çatışmaların bir de bu açıdan irdelenmesi gereklidir.
Türkiye’deki durum son derece yalın bir biçimde gözler önüne serilmiş olsa da; “uygar batı”daki durumun hiç de sanıldığı gibi iç açıcı olmadığı göz ardı edilmemelidir.
Fetvalar ve onların uzantısı sayılması gereken dinsel baskının bunaltıcı boyutlara vardığı Türkiye’de evrenin evriminden söz edilmesi, dinsel baskıcılığın küresel boyutuna ilişkin örnekler paylaşılması önemliydi!
Bu paylaşımın Türkiye’de laiklik mücadelesiyle öne çıkan Prof Dr Rennan PEKÜNLÜ tarafından yapılması da bir o kadar anlamlıydı!
Ceyhun Balcı

giordano-bruno-truth-does-not-change (1)

Türkiye’de şu anda yapılmakta olan gerçeklerin çoğunluk kalkanıyla yadsınması değil midir? Aradan 500 yıl geçmiş olsa da aynı yerde duruyor oluşumuz düşündürücüdür!

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

“LAİKLİK SAVUNUCUSU BİR NEFER : RENNAN PEKÜNLÜ” için bir yorum

  1. Doğru, doğru da biraz daha ileriye gitmek gerekir. Bence bizler laiklikle birlikte yeni bir din oluşturduk. Ben bu dine Türklam adını verdimm ve bununla ilgili Türklam adında bir kitap yazdım. Belki de bizller müslüman protestanlarızdır, kim bilir! Ama müslüman müslüman değiliz orası kesin. O halde biz neyiz? İşte esas doğrumuz bu doğrruyu yazmaktan geçecektir. Daha da önemlisi kabullenmekle başlayacaktır kurtuluşumuz. sevgi ile,

    Dr. Erdem Alptuna

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s