BİR KEZ DAHA LAİKLİK

Selin Sayek Böke’ye soyu, sopu, dini, mezhebi üzerinden yöneltilen iğrenç saldırı anlayana, anlamayana ortaçağda yaşamakta olduğumuzu bir kez daha anımsatmış olmalıdır!

Dayanışma refleksinin devinime geçmiş olması kuşkusuz yabana atılacak bir durum değildir! Ama, bu refleksin bundan böyle geometrik olarak artması şaşırtıcı olmayacak bu türden saldırılar karşısında engelleyici olması söz konusu bile olamayacaktır!

Din siyaseti esnafı ve onların kapıkulları “bu daha başlangıç, saldırmaya devam!” çığlıkları atmaktadır.

Bu saldırıya karşı duranların derlenip, toplanmaları gerekiyor! Hem de ivedilikle!

Anayasamızdaki varlığı sürse de laiklik tarihe karışalı çok oldu Türkiye’de! “Çoğulculuk” değil “çoğunlukçuluk” zoruyla geçerliliğine son verilmiştir laikliğin!

Pek çok kez yazılmış, söylenmiş olmakla birlikte yinelenmesinde sakınca yok! Laiklik geleneksel tanımı kapsamında “devlet işlerinin din işlerinden ayrılması” gereğinin yanı sıra toplumun dinci baskı ve saldırganlıktan korunması için de gerekliydi. Bu yanı ciddiye alınmadığı için laiklik gibi önemli bir değer kaba çoğunlukçu anlayışın kurbanı oldu. Üstelik bu iç parçalayıcı gelişme yaşanırken laikler ve laikliğe sahip çıkması gerekenler aymazca izlediler ortaçağa dönüşü!

Adına gazete denilen paçavralardaki köşebentler ortaçağ sözcülüğü yapmakla yetinmeyip insanları dinsel tercihlerinden ötürü aşağılamakta sakınca görmezlerken savcıların oralı olmamaları laikliğin ortadan kalktığının gerçek göstergesidir.

Laik bir ülkede Selin Sayek Böke’ye yönelen köşebent saldırısı değil gerçekleşmek, akla bile getirilemezdi.

Türkiye’nin onur ve gurur dönemi olan 30’lu yılları aşağılama, sırtından atma yarışına girenlerin biraz olsun bu yıllarda yaşananları öğrenmelerinde yarar var! Örneğin, o beğenilmeyen 30’lu yıllarda sırf ezan yeniden Arapça okunsun denildiği için yer yerinden oynamıştır! Cumhuriyet belki de bu yüzden 9 canlı olabilmiş ve henüz yıkımı başarılamamıştır!

Selin Sayek Böke’ye yönelik saldırı yazısını kaleme alan gazeteci kılıklı laik bir ülkede çoktan sorguya alınır ve böyle bir yazıya gerek görme nedeni enine, boyuna irdelenirdi.

Bu örnekle bir kez daha anlaşılmıştır! Laiklik olmadan hiç bir olumlu gelişme sağlanamaz yeryüzünün her hangi bir yerinde!

Laikliğin olmadığı yerde bırakınız sosyalizmi, komünizmi ya da liberalizmi dirlik, düzenlik içinde yaşamak olanaksızdır.

Laiklik çağdaş olmanın, insan olmanın olmazsa olmaz, vazgeçilmez gereğidir.

Ortaçağ karanlığını yırtmak gibi bir hedefimiz varsa öncelikle laiklik ilkesine sahip çıkılmalıdır!

Laiklik bu topraklarda Cumhuriyet’in sağladığı kazanım olduğuna göre, sağcı, solcu, ortayolcu ama onlardan da önce Aydınlanmacı ve çağdaş olduğunu düşünen herkesin Cumhuriyetçi ortak paydada buluşması gereklilik değil, zorunluluktur.

Dayanışmayla yetinmek sorunun çözümü için yeterli değildir!

DSC06121.JPG

Laiklik Atatürk ilkelerinin en önemlisi ve en olmazsa olmazı! Bunu anlamak için bunca bedel ödenmesi üzücü!

Fotoğraf üzerindeki tarihte Bergama Devlet Hastanesi’nde çekildi.

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s