NOBELLE GELEN SEFALET VE ASALET

Türkiye Nobel ödülleriyle önce sefaleti sonra da asaleti yaşadı! Türkler 1 milyon Ermeni’yi, 30 bin Kürt’ü kesti diyen ilk Nobellimiz Orhan Pamuk’un bu sözleri görevini yerine getirdi yakıştırmalarına neden oldu.

Orhan Pamuk bedeni bu topraklarda ama kafası dışarıda oln bir kişilik. Nobel kazandığı belli olunca keyfini çıkartacağım derken aynı zamanda ödülün parasal yönüne de dokundurma yapmaktaydı. İzleyen yıllarda bir kaç Nobel karşılığı parasal varlığı banka hesabına yazdırdığı kestirilemeyecek bir durum değil.

Nobel ödül tahtasında göze çarpan Türkiye buruk bir sevinç öğesinin ötesine geçemedi. Zamanla bu sevincin de silinip, kaybolduğunu da söylemek olası.

Benzer davranış ve söylemleri Aziz Sancar’dan bekleyenler fena halde yanıldılar. Ödülün duyurulmasının hemen sonrasında Aziz Sancar’ı sorguya çektiğini sanan BBC muhabiri de duvara toslayanlardandı. Etnik kökenine ilişkin nezaket sınırlarını zorlayan sorular karşısında efendiliğini bozmayan Sancar’ın dudaklarından “Türküm” dışında bir kimlik açıklaması işitilmedi.

Yine ödülden hemen sonra basına yansıyan Atatürklü Türk bayrağı önündeki duruşu alçakgönüllülüğün ve değerbilirliğin yansıması olarak aldı belleklerdeki yerini.

Milyon dolarlık ödül keyfi çıkartılacak yerde çalıştığı yerdeki Türk Evi’nin bacasını tüttürebilmeye, kapısını açık tutabilmeye için adandı!

Doğrusunu söylemek gerekirse Aziz Sancar’ın bilimsel başarısını vatanseverlik ve Atatürk tutkusuyla süslemesi Türk toplumnda karşılık buldu. Olabildiğince sahiplenildi bir parçası olmaktan onur ve gurur duyduğu milletince. Bizim milletçe bir hatamız varsa Aziz Sancar’ın farkına Nobel almadan önce varmamış olmamızdır. Bu çok eski ve bir türlü tedavi edilemeyen hastalığımızın bir an önce şifa bulmasını dileyelim.

Aziz Sancar bugün İzmir’de İBG-International’da onuruna düzenlenen törende dünyada Nobel’i hak eden yüzlerce çalışma yapıldığını, çalıştığı alanın Nobel ödülüne yaraşır olmasının şansı olduğunun altını çizerek yüce gönüllülük göstermekten de geri durmadı.

Nobel almakla hiç unutmadığı, gönlünde ayrı bir yere sahip olan ülkesiyle olan ilişkileri biraz daha sıkılaşmış ve ısınmış oldu.

Ödülü alır almaz eşiyle birlikte aldıkları karar da bir o kadar saygın ve hayranlık uyandırıcıydı. Nobel ödülü madalya ve belgesini Anıt Kabir’e vereceğini açıkladı. 19 Mayıs’ta Ata’nın huzuruna çıkarak bu sözünü yerine getirecek.

“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir!” diyen bir güzel insana bundan daha güzel ve anlamlı bir armağan verilemezdi.

Şimdilerde üzerinde tepinilen, aşındırmak ve hatta ortadan kaldırmak için elden gelen ne varsa yapılan Türkiye Cumhuriyeti ve Mustafa Kemal Atatürk Nobel’in gerçek sahipleridir sözleri asalet belirtisi değil midir?

Aziz Sancar bilimsel başarısının yanı sıra duruşu, vatanseverliği ve bir parçası olduğu milletine gönülden bağlılığıyla gönüllerimizdeki tahtına hiç inmemecesine çıkmıştır!

Onur ve gurur kaynağımız Aziz Sancar’a saygıyla…

Ceyhun Balcı, 14.05.2016

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s