BEDENLERİ TUTUKLU, DÜŞÜNCELERİ İKTİDAR

Yazının başlığı 12 Eylül’den armağandır bizlere! Doğruysa eğer, Alpaslan Türkeş kaynaklı olduğu söylenir. 12 Eylül’ün çokça solcu astık, biraz da sağcı asmak gerek anlayışı tutuklamalara da yansımıştır. İktidardaki düşüncelerle zoru olmayan bir siyasetçi haklı olarak bedensel tutukluluğuna ilişkin çelişkiyi dile getirmiştir.
Tarihçiler pek onaylamaz ama “tarih yinelendi” demek zorundayız.
Sadede gelirsek!
Darbe girişiminin savuşturulmasından sonra uygulamaya konulan OHAL’le birlikte KHK’lerin biri diğerini izler oldu.
En ses getiren KHK’lerden birisi de askeri okulları kapatan, kuvvet komutanlıklarını Milli Savunma Bakanı’na ve askersel sağlık kurumlarını Sağlık Bakanlığı’na bağlayanı oldu.
Akla, bilime, ülkenin gerçeklerine uymayan bu köktenci karar darbe girişimi ortamında hak ettiği ilgiyi gördü mü? Demokrasi aşkının depreşmesi işi İzmir’de saat kulesinin saatini, aynı kulenin çeşmelerindeki muslukları yürütmeye vardıran ortamda “milletin ordusu” kavramından “hükümetin ordusu” kavramına giden bu yolda pek az ses çıktı ne yazık ki!
Belleğim 150 yıl önceye götürüyor beni.
Padişah Abdülaziz’in yerine tahta çıkan II. Abdülhamit’in darbe korkusuyla donanmayı Haliç’e zincirlemesi ve o can yakıcı hatayı izleyen ortamda Japonya seferi dönüşü yaşanan Ertuğrul Faciası düşüveriyor aklıma.
Şimdikilerin daha köktenci düşünmemelerini dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden. Maarif sorunlarını çözmek için okulları kapatmak gibi uç düşüncelere dalabilenler geliyor aklıma. Darbeleri kalıcı olarak önlemenin yolu olarak ordudan tümüyle vazgeçmek bile gelebilir akla. Ama, sonuçta bir Lüksemburg ya da Andorra olmadığımız gibi orduya hiç olmazsa kendi güvenliklerini sağlamak için gereksinim duyma zorunluluklarını anımsıyorum.
Darbe girişimi ertesi ürküye kapılmışların can simidi olarak sarıldığı son kararlar Türkiye’de ilk kez gündeme gelmedi. TESEV’cilerin, II. Cumhuriyetçilerin, her telden çalan tarafı belirsizlerin sıkça dile getirdiği bir sözde demokrasi gereğiydi ordunun siyaset buyruğu altına alınması.
Yakın geçmişe kadar yerinde olan fiyakaları bozulmuş ve hatta şimdilerde hiç olmazsa bir bölümü Silivri ile tanışan her şeyi bilen zevatın da bu KHK sonrasında “fikirlerim iktidardayken ben niye içerideyim?” diye mırıldandıklarını işitir gibiyim!
Yazının sonunda bir çift söz de TBMM’ye!
15 Temmuz Darbe Girişimi sırasında akıllara durgunluk verecek bir vicdansızlıkla kendi ülkesinin bombalarıyla sarsılan TBMM’nin bu kez kendi vicdanı sınanacaktır. Kendi ordusunu ortadan kaldırmaya varacak bu KHK karşısında denetim düzeneklerini harekete geçirecek midir? Üstelik öyle tümünün harekete geçmesi de gerekmiyor!
110 (yüz on) vicdanlı vekil ordudan vazgeçmeye varacak bu girişime karşı parmağını oynatacak mı?
Soru budur!
Dün vicdansızların saldırısına uğrayan TBMM, bugün kendisinin vicdanlı olduğunu ortaya koyacak mıdır?

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s