HİTİT YURDU III

YAZILIKAYA

Günün ikinci yarısında ilk durağımız Hattuşa yakınındaki Yazılıkaya! Yazılıkaya aynı zamanda bir din devleti de olan Hititlerin önemli kült mekanlarından birisi. Bir Hitit panteonu olarak adlandırmak yanlış olmaz burayı.

img_5716img_5845

Bin tanrılı olsalar da Hititler Yazılıkaya’da önde gelen 80 dolayında tanrıyı betimlemişler.

Güneş ışıklarının yeryüzüne dik olarak düştüğü öğle saatleri Yazılıkaya ziyareti için en uygun zaman aralığı. Böylelikle her iki taraftaki kabartıları olabildiğince uygun ışık açısı altında gözlemlemek ve görüntülemek olanağı yakalanmış oluyor.

Yazılıkaya A Bölümü

Yazılıkaya yanı başındaki Hattuşa gibi 1834’te Fransız Charles Texier tarafından bulunmuş. Aynı yüzyılın izleyen yıllarında pek çok araştırmacı bölgeye gelerek Yazılıkaya’nın çizimlerini yapmışlar.

İki grup halinde biri birlerine yaklaşan tanrıların görünümü Amazonlarla Paflagonyalıların, Medlerle Lidyalıların ya da Herakles’le Astarte’nin buluşmasına benzetiliyor.

Panteonun A bölümünde solda erkek tanrılar ve sağda ise tanrıçalar sıralanmış.

Kireçtaşı duvarlara işlenen kabartıların aşınmışlıklarını aradan geçen 3500 yılın derin izi saymak gerekir.

Soldaki tanrılar kısa etekli, sivri külahlı, ayakkabıları yukarıya kıvrık ve pek çoğu orak biçimli kılıç kuşanmıştır. Soldaki erkek tanrı kuralını bozan iki tanrıça Ninatta ve Kulitta’dır.

Sağ duvarda betimlenen tanrıçalar uzun etekli, yine kıvrık ayakkabılı, küpeli ve uzun başlıklıdır. Bu duvarın ayrıcalıklı tanrıçaları Teshup (Fırtına) ve Hebat (Güneş)’tır.

Yazılıkaya’da her bir tanrı/tanrıçanın ellerinde tuttukları dövizde Luvice adları yazılıdır.

Altmış dört 64 numaralı kabartıda betimlenen Hitit kralı Tuthaliya IV buradaki tanrı olmayan tek figürdür. Büyük Kral Tuthaliya IV Yazılıkaya’daki son düzenlemeleri yaptıran kişidir. Kendisini konu alan kabartıda tanrılar buluşmasına şükranlarını sunduğu varsayılır.

img_5858

Tuthalia IV

B Bölümü’nde öne çıkan kabartı grubu 12 yeraltı tanrısını betimleyendir. Bu bölümdeki bir diğer önemli tanrı tasviri kılıç tanrısı Nergal’dir.

Yeraltı Tanrıları

Bu bölümde sözü edilebilecek bir başka önemli kabartı Kral IV Tudhalya ile tanrı Sharruma kucaklaşmasıdır. Hemen yanındaki girinti dilek tutacaklar içindir.

Tuthalia IV-Sharruma buluşması

Günün sonunu en görkemli Hitit başkentiyle getireceğiz. Ören yerinden önce ilçe merkezindeki Boğazkale Müzesi’ni gezeceğiz. Müzenin yer aldığı ilçe meydanı Mısır-Hitit Savaşı’nı betimleyen iki kabartının ortasında yer alan Kadeş Antlaşması replikasıyla süslenmiş. Hattuşa’ya da bu yakışırdı dedirten bir meydan.

Hitit-Mısır Savaşı ve Kadeş Antlaşması betimlemeleri (Boğazkale)

Boğazkale Müzesi’nin bahçesinde de küpler, lahitler ve yazıtların yanı sıra Hitit savaş arabalarının replikalarına rastlıyoruz. Kent meydanını süsleyen savaş betimlemelerini tamamlar gibiler. Müze girişinde Hattuşa’ya girilir gibi bir görüntü oluşturulmuş.

Boğazkale Müzesi (Bahçe)

 

Hattuşa’da ilk sistematik kazıları 1907’de Alman Hugo Winckler ve Teodor Makridi başlatmış. 1917’de bulunan Boğazköy sfenksleri bakım ve onarım amacıyla Almanya’ya gönderilirken birisi 1924’de Türkiye’ye geri dönmüş. Diğeri ise Almanya’da Bergamon Müzesi’nde alıkonulmuş. Almanya’da kalanın geri alınması görüşmeleri II. Dünya Savaşı nedeniyle kesintiye uğramış. Savaş sonrasında Doğu Almanya topraklarında kalan sfenksin iade görüşmeleri Türkiye’nin Demokratik Alman Cumhuriyeti’ni 1973’te tanıması sonrasında canlandırılmış. Eser 2011’de ait olduğu yere geri dönebilmiş. Sfenksler insan (kadın) başlı, kanatlı ve aslan gövdelidir.

Sfenksli Kapı’nın sfenksleri

Müzede yer alan ve MÖ 3. ve 2. binyıla tarihlenen döküm kalıbı önde gelen eserlerdendir.

Burada bölgedeki diğer müzelerde olduğu gibi Tunç Çağı eserlerinin yanı sıra, izleyen Demir Çağı, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ilişkin son derece değerli yapıtlar yer alıyor.

Müzede etnoğrafik bir öge olarak Hitit dönemi canlandırması da başarıyla gerçekleştirilmiş.

Çeşitli dönemlerden kalma toprak kaplar, metal eserler, çivi yazılı tabletler ve mühürler ilk akla gelen nesnelerdir.

HATTUŞA

Hititler Hattuşa kentini ilçe merkezi Boğazkale’yi gören doğal bir hisar üzerine kurmuşlar. Hattuşa adı bölgenin Hititler öncesindeki halkı olan Hattilerin kente verdiği ad olan Hattuş’tan türemedir.

Hattuşa Çorum il merkezinin 82 kilometre güneybatısındadır.

Hattuşa 1834’te Fransız gezgin Charles Texier tarafından keşfedilmiş. Texier aslında Galatlara ait Tavium kentinin peşindeymiş. Bölgede 10 gün kalan Texier Yazılıkaya kabartmalarının yanı sıra Hattuşa kentindeki buluntuların da çizimlerini yapmış. Texier bulduğu yerin Tavium olmadığının farkına varmakla birlikte yanılgısı sonlanmamış. Bu kez de Medlere ait Pteria kentini bulduğunu zannetmiş.

Sonraki yıllarda (1894) kentte sistemli kazılara başlayan Alman Ernst Chantre kentin Hattuşa olduğunu saptamış. 1907’de sistemli kazıları yine Alman Hugo Winkler ve Theodor Makridi sürdürmüşler. Hititçeyi çözen ise Çek Bedrich Hrozny olmuş.

Hattuşa’da kazılar günümüzde Almanlarca sürdürülmekteymiş. Ancak, Almanya ile yaşanan siyasi kriz nedeniyle bu yıl kazı çalışmaları yapılamamış.

Kente girişte görkemli Hitit surları karşılıyor bizleri. Bu surlar özgün değil. Yakın zamanda Japon tütün endüstrisinin desteğiyle yeniden oluşturulmuş. Her biri 34 kilo ağırlığında 64 bin kerpiç tuğla kullanılmış yapımında.

Gişelerden girdikten sonra dairesel ilerleyen bir gezi yolu yapılmış. Zamanı ve fiziksel durumu uygun olanların yürüyerek kat edebileceği bu yolu araçla gitmek de olası.

img_5980

Hattuşa’dan Boğazkale görünümü

İlk durağımız Aşağı Şehir ve Tapınak 1! Aşağı Şehir, kralın yaşam alanı olan Büyük Kale ile ova düzlüğü arasında yer alıyor. MÖ III. Binyılda Hattiler’in, MÖ II. Binyılda ise Asur Ticaret Kolonileri’nin yerleştiği bölgedir. Bu özelliği gereğince Hattuşa aynı zamanda bir KARUM’dur.

img_5963

Tapınak 1’de su drenaj yolları

aslanli-ku%cc%88vet

Aslanlı küvet

Merkezinde tapınak bulunan Aşağı Şehir dışarıya tümüyle kapalı bir yapıda oluşturulmuştur. Ortadaki tapınağın çevresinde depolar yer alır. Yine ortalarda bulunan taş tekne ve Yeşiltaş bu bölümün önemli yapılarındandır. Taş Tekne’nin işlevi tam olarak bilinememekle birlikte kültsel amaçla kullanıldığı sanılmaktadır. Yeşil Taş da bölgeye ait bir taştan yapılmamıştır. Uzaktan getirildiği düşünülmektedir.

yes%cc%a7i%cc%87ltas%cc%a71

Yeşiltaş

Aşağı Şehir’in giriş kapısının solundaki Aslanlı Küvet de dikkat çekici bir başka nesne olarak boy gösteriyor. Dört köşesindeki aslan figürleri büyük ölçüde hasar görse de 5.5 metre uzunluğundaki yapı varlığını sürdürüyor.

Yolun karşı tarafındaki Yamaç Evi’nin yönetsel işlevli yapı olduğu düşünülüyor.

Yamaç Evi

bronz

Aşağı Şehir’de ve başka pek çok Hitit yerleşiminde taşlara açılmış delikler olduğu görülür. Bu deliklere yerleştirilen bronz saplamalar aracılığıyla taş bloklar bir araya getirilmiştir Hitit yapılarında. İplerle sarmalanmış ve yüzeye dik bronz çubuğun ileri geri hareket ettirilmesiyle açılmıştır bu delikler. 3.5 cm çaplı bu deliklerin saatte 6-8 cm derinliğe ulaşacak hızda açıldığı kestirilmektedir.

Silolar ve Kültsel işlevli havuz

 

Hattuşa’nın yukarısına doğru yol alırken sağımızda üzeri düzenli bir şekilde kesilerek, düzlenmiş izlenimi veren Kızlar Kayası’nı görüyoruz. Hitit krallarının sevk, sefa yeri olduğu bilgisine rastlanıyor çeşitli kaynaklarda. Ovayı ayaklar altına aln manzaralı bir yer olduğuna kuşku yok. Bir de kayalıkta bir zamanlar kız silüeti olduğu ve adını bundan aldığını söyleyenler var.

Kızlar Kayası

Biraz ötede güneybatıya denk düşen konumda Aslanlı Kapı’ya ulaşıyoruz. Güneydeki iki büyük girişten birisidir. Daha çok tekerlekli taşıtların kullandığı bir kapıdır. Buradaki kapılar içeriden kapatılabilirken tahta sürgülerle kilitlenebilmektedir. Sürgü yuvaları bugün de görülebiliyor. Aslan figürleri Yakın Doğu’nun tamamında olduğu gibi Hattuşa’da da koruyucu ve kötülükleri kovucu işlev görür. Yazık ki kapıdaki aslan figürleri ağır biçimde hasarlanmıştır. Şu anda görülenler rekonstrüksiyondur. Ayrıca, bu kapının solundaki kaba duvar işçiliği yapının tam anlamıyla bitirilmeden hizmete açıldığı izlnimi yaratmaktadır.

Aslanlı Kapı

bronz

Boğazkale’de Hitit döneminden kalma bronz saplama

Yukarı Şehir adı üstünde Hattuşa’nın doruğundadır. Sfenksli Kapı’dan girilir. Kralın yaşam alanıdır.

Sfenksli Kapı

Yukarı Şehir’in altında kuzey-güney eksenli uzanan 3 metre yükseklikli insan yapımı yeraltı yolu (POTERN) bulunur. Giriş ve çıkışları Yerkapı olarak da adlandırılır. Her iki giriş de çift kanatlı ahşap kapıyla donatılmıştır. Yaklaşık 71 metre uzunluğundadır. Güney surlarına açılan çıkışı orman manzaralıdır. Hattuşa içine açılanından ise kayalık ve bozkır görünümü serilir gözler önüne. Yukarı Şehir’in güney surları tarafından merdivenle de inilerek tünelin dışa açılan kapısına varılabilir.

yerkapi

Yerkapı (Potern)

Güney surları ve güney surlarından panoramik görünüm

Sfenksli Kapı’da yangın dolayısı ile hasar gören sfenksler 1907’de Almanya’ya götürülmüştür. Bakım, onarım sonrası birisi orada kalmıştır. Geri dönüşü için yapılan girişimlerin sonuç vermesi için 2011 yılı beklenmiştir. Özgün sfenksleri Boğazkale Müzesi’nde görmüştük.

Yukarı Şehir’in güneydoğu köşesindeki Kral Kapısı’ndayız. Öncekilerde olduğu gibi bu kapıda da çifte parabolik yapı vardır. Kapıdaki baltalı ve kılıçlı savaşçı tanrı betimlemesi rekonstrüksiyondur. Özgünü Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndedir. Betimlenen kişinin dişil bir kişilik, bir Amazon olup olmadığı da tartışılmıştır. Burası da tahta kapılarla korunmuş. Kapıların zeminde bıraktığı 3000 yıllık izler dikkatli gözlerden kaçmayacak belirginliktedir. Bu kapının tonozu üzerinde zorlukla da olsa görülebilen bronz bağlantı bölgede varlığını sürdüren 3500 yıllık yapı nesnelerinden birisidir.

img_6007

img_2640

Kral Kapısı

 

Hattuşa turumuzun sonuna yaklaşırken 3500 yıllık olduğu söylenen Hitit çeşmesinde susuzluğumuzu gideriyoruz.

Son durağımız Nişantaş ya da Nişantepe! Luvi Hiyeroglifleriyle bezeli olmasından almış bu adı. Yazıların anlamı bugüne dek çözülememiş. Ancak, yazıların kral II. Şuppililuma tarafından yazdırıldığı bilinmektedir. En üst satırdaki yazıların en iyi okunabildiği zaman aralığı öğle saat 1 sularıymış.

Nişantaş yakınında bir zamanlar yükselmiş olan Büyükkale’ye ait yapı kalıntıları görülebiliyor.

Her hoşa giden eylemin sonuna hızla gelindiği gibi Hitit başkenti Hattuşa turumuz da sonlanmak üzere.

Hititli atalarımıza kurdukları uygarlık için şükranlarımızı sunuyoruz.

Çok iyi biliyoruz ki; bugün bizlerin eriştiği, gelecekte evlatlarımızın ve torunlarımızın erişeceği uygarlık düzeyini atalarımızın kurduğu uygarlıkların sağladığı küçük görünen büyük adımlara borçluyuz.

İyi ki yaşadınız, bizleri onurlandırdınız!

img_6042

Boğazkale ilçe merkezinden bir görünüm

Boğazkale’de Dulkadiroğlu beyliği döneminden kalma konut

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

“HİTİT YURDU III” için bir yorum

  1. Şarl Teksiye’nin kitabı ıo yıl kadar önce Türkçe basıldı. hatırladığım kadarıyla Anmarada. Yamanlar dağını da eşmiş bulduğu mezarı tahrib etmiştir. Siz Ben bunu Seyahatnameler yazımda hatırlatmıştım. ıo yıl kadar önce. siz kitabı bulun Ceyhun bey Tarih okuyorsunuz kaynak kitaptır gıravürlerde var. elinize sağlık

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s