OSLO

 

TEŞEKKÜR VE ŞÜKRANLARIMIZLA…

Başlamadan önce…

Norveç gezi notlarına bu yazıyla başlamış olacağız. Önceki yazı gezi notunun yanı sıra Norveç’le ilgili genel bilgi verme amaçlıydı.

Yazıya geçmeden önce teşekkür ve şükran sunma görevini yerine getirmeliyiz!

Norveç gezisine Türkiye’den 4 aile toplamda 8 kişi katıldı. Bu gezinin programı aylar önce yapılmış ve en ince ayrıntısına dek gözetilmişti. Bu eşsiz ve ayrıcalıklı gezinin programlanması bütünüyle Londalenlerin eseridir.

Norveç’te yerleşik değerli arkadaşlarımız Ayça ve eşi Bjorn ile sevgili evlatları Viki ve Daniel’e bizlere gösterdikleri içten ilgi ve konukseverlik için sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.Önümüze düşüp gezdirmeleri, evlerinde ağırlamaları ve gezinin ikinci bölümünde bizlerle birlikte olmaları unutulur gibi değildi.

2017-07-16-PHOTO-00000025

Londalen ailesine sevgilerimizle…

Kucak dolusu teşekkürlerimizle…

Ülkemizden kilometrelerce uzakta yaşayıp Türkiye’yle bu denli ilgili bir Norveçli Türk dostumuz Bjorn’un bizleri evinde ağırlarken yaptığı sürpriz de unutulmazlar arasına çoktan girdi.

Londalenlerin evine konuk olduğumuzda Atatürk’ün ölümünü duyuran 11 Kasım 1938 tarihli Cumhuriyet gazetesiyle karşılanmak fazlasıyla duygulandırıcı oldu…

OSLO’DA İLK GÜN…

Oslo’nun Oslo Fiyordu’nun en iç noktasında yer aldığını ve kapalı bir konumda olduğunu bilmekte yarar var. St Petersburg (Rusya) ve Anchorage (Alaska) kentleriyle aynı enlemde yer alan 454 km2’lik alana yayılmış Oslo’da yaklaşık 650 bin kişi yaşıyor. Banliyöleriyle birlikte bu sayıyı 1 milyona çıkartanlar da var. Orada da kabaca Türkiye nüfusunun 1/5’i yaşadığına göre bizim İstanbul’a benzetilebilir bu özelliğiyle.Zorlasak da başta İstanbul olmak üzere bizim büyük kentlerimizle başka benzerlik kurabilir miyiz bilmiyorum. Oslo’nun 295 km2’si ormanlardan oluşurken kentte 23 km2’lik bölümü parkların oluşturduğu bilgisini paylaşmakta yarar var.


Oslo Viking dilinde “Tanrıların Koruluğu” anlamına geliyor. Yeşiliyle bu adı bugün de hak ettiğine kuşku yok. Kent 1050’de Kral Harald Hardrada tarafından kurulmuş. Kentin bulunduğu yer özellikle Danimarkalı asker ve tüccarların geliş gidişlerini denetim altında tutabilecek konumda olduğu için Kral V. Hakan başkenti Bergen’den Oslo’ya taşımış. Bu denetimi kolaylaştırmak için Akerbrigge Koyu’nun doğu tarafındaki tepeye Akerhus Kalesi yapılmış. Hansa Birliği, veba salgınları, yangınlar ve Danimarka ile birlik Oslo’nun gelişimini olumsuz etkilemiş.


1624 yangınından sonra Danimarka Birliği dönemi kralı IV Christiania kentin yeni baştan kurulmasını istemiş. Bu arada kentin adı Christiania olarak değiştirilmiş. Bu ad değişikliğinden ancak 1925 yılındaki özgürlük yıllarında geri dönülebilmiş.
Birlik dönemlerinin adlarının Oslo’dan tümüyle silinmediğini belirtmekte yarar var. Oslo’nun ana caddesi Karl Johan’ın adı da İsveç Kralı XIV. Şarl’dan geliyor.

KARL JOHAN

Oslo’nun ana caddesi Karl Johan

On güne yaklaşacak Norveç serüvenimiz uçağımız başkent Oslo’nun Gardermoen Havaalanı’na teker koyduğu anda başlamış oldu. İnişten önce hava koşullarının da izin vermesiyle gözlerimizin önüne serilen manzaralar gezimiz boyunca izleyeceğimiz mavi-yeşil resitalinin habercisi gibiydi.

Havadan Oslo’ya doğru…

Gardermoen Uluslararası Havalimanı küçük ve alçakgönüllü göründü bize. Norveç Havayolları uçaklarının kuyruklarını ünlü Norveçlilerin fotoğraflarıyla süslemiş. Çok da rastlanan bir uygulama olmadığından ilgimizi çekti. Giriş işlemleri az konuşan ama güleryüzü esirgemeyen görevlilerin hızlı çalışmasıyla zaman almıyor.

Oslo uluslararası havalimanı Gardermoen

Bir an önce Oslo kent merkezine ulaşmak için tren istasyonuna yöneliyoruz. FlytoGet hızlı treninin bizi Oslo merkezine eriştirmede güvenli bir araç olduğunu okuyarak gelmiştik. Havaalanında ahbaplık kurduğumuz Oslo’da yaşayan bir Türk aklımızı çeliyor. Yarı fiyatına normal trenle yolculuk önerisini kırmayıp ona uyuyoruz. İki tren arasındaki farkı doğal olarak anlamıyoruz. Ama, daha ilk adımda tutum sağlamış olmak hepimizi sevindiriyor. Oslo’da yaşayan soydaşımıza gelince! Otuzlu yaşlarında bir Uygur Türkü olduğunu ifade eden kardeşimiz 20 yıla yakın zamandır Oslo’yu mesken tutmuş ve Suşi lokantası işletmekteymiş. Anahtar sözcükler bile fazlasıyla ilgi çekmiyor mu? Oslo, Uygur Türkü ve Suşi!
Otelimiz Oslo tren garının yanı başında olduğu için bir başka araçla yolculuk yapmamız gerekmiyor. Bu arada, Avrupa’daki pek çok tren garı gibi Oslo’daki de son derece hareketli.

Oslo Merkez Garı

Akşam saatleri olmasına karşılık Oslo’da güneşin batmak gibi bir acelesi yok. Birkaç gün sonraki beyaz gece deneyimi öncesi prova yapar gibiyiz.
Tren garından batıya yöneldiğimizde Oslo’nun can damarı sayılan Karl Johan Caddesi’ne çıkmış oluyoruz. Caddeye çıkar çıkmaz bir insan seliyle karşı karşıya kalıyoruz. Belli ki, kitlesel bir etkinlikten çıkmış ya da etkinliğe yönelmiş bunca insan. Norveç gibi ıssız bir ülkede bu kadar insanın sözleşerek bir araya gelme olasılığı yok gibi.

Karl Johan Caddesi

Norveç, işyerlerinin çalışma saatleri konusunda son derece duyarlı ve disiplinli bir ülke. Kafe, lokanta ve ufak tefek büfeler dışında açık yer bulmak neredeyse olanaksız. Türkiye’de ise bu konudaki ilkeler ve kurallar neredeyse silindi. Her yer 7/24 açık tutulur oldu. Çalışan hakkı, dinlence güvencesi hak getire!
Karl Johan Caddesi trafiğe kapalı bir yaya yolu. Oslo’da kentin büyük bölümü araç trafiği yeraltına alınarak taşıtlardan arındırılmış. Kent etkili ve yaygın bir kitle taşımacılığı ağıyla donatıldığı için Osloluların kent merkezine özel araçlarıyla gelmeleri için pek az neden var. Yürürken Dom Kilisesi’ni görüyoruz.

Oslo Dom Kilisesi

Bahçesi kafe-lokanta olarak kullanılıyor. Yemeğini yiyenlerin yanı sıra içkisini yudumlayanlar da var. Yan sokaktaki çiçekçilerin ardında kaybolan IV Christian heykeli ilişiyor gözümüze. Belgeliyoruz. Ne de olsa bir dönem adını Oslo’ya vermiş bu Danimarkalı hükümdar.

Bir zamanlar Oslo’nun adını değiştiren Danimarka Kralı IV. Christian

Yeniden Karl Johan’a çıkıp batı yönüne yürümeyi sürdürdüğümüzde parlamento binası STORTINGET çıkıyor karşımıza. Parlamentonun Norveç’in tüm bölgelerinden seçilmiş 169 üyesinin önemli bölümünün kadın olduğunu öğreniyoruz. Strotinget, Oslo’nun orta yerinde ve özel bir koruma ve güvenlik önlemi çarpmıyor gözümüze. Böyle şeylere alışık olmadığımız için garipsiyoruz bu durumu. Stortinget, 1866’dan bu yana Norveç Ulusal Parlamentosu’nun olarak kullanılmaktaymış.

Stortinget : Norveç Parlamentosu

Stortinget’in aslanlı girişi aynı zamanda Eidsvol Meydanı’na açılıyor. Meydan oldukça kalabalık. Fıskiyeli havuzun çevresi de heykellerle donatılmış.
Meydanın batı ucunda Ulusal Tiyatro binası konumlanmış.

NATIONAL TEATR

Ulusal Tiyatro

Biraz ileride sağda Norveç Üniversitesi yapısı yer alıyor. Türkiye dışındaki ülkelerde değişmez kural üniversitenin kent merkezinde olması ve kentle birlikte yaşaması, bütünleşmişliği söz konusu. Kentten aldıklarının yanı sıra kente verdikleri var. Bizdeki üniversiteleri kent dışına çıkartma ve kalan bölümlerini de kentten kovma anlamsızlığını anımsıyoruz.

Oslo Üniversitesi

Kraliyet Sarayı’na oldukça yakınız artık!

OSLO KRAL SARAYI 1

Kraliyet Sarayı (Slottet)

Uzaktan da olsa görkemini görüntülüyoruz. Sarayın gönderinde Norveç bayrağı dalgalandığına göre kralın Oslo dışında olmadığını anlıyoruz.

Zaman sınırlı olduğu için geri dönüp Akerbrigge’ye yöneliyoruz. Havanın kararmak bilmemesi zaman artırmak bakımından yardımcımız oluyor.

Radhuset : Oslo Hükümet Konağı

İlk olarak yerel adıyla Radhuset (Oslo Hükümet Konağı)’i arka cephesinden görüyoruz. Tuğladan yapılma Radhuset iki kulesiyle sevimsiz ve soğuk görünüyor gözümüze. Akerbrigge’ye varıp da Radhuset’i ön cephesinden görünce düşüncemiz değişiyor.

Radhuset

Radhuset Oslo’nun kuruluşunun 900. yıldönümü anısına 1950’de yapılmış. Nobel Barış Ödülü’nün her yıl burada hak edene sunulduğu bilgisini paylaşmış olalım. Ödülün adını veren Alfred Nobel İsveçli. Ancak, Barış Ödülü konusunda İsveçlilere güvenmediği için Norveçlilerin bu ödülü hak edeni belirlemesini ve Oslo’da vermesini vasiyet etmiş. Barış Ödülü her yılın 10 Aralık günü kraliyet ailesinin de hazır bulunduğu törenle Radhuset’te veriliyor sahibine.

RADHUS PANORAMİK

Oslo Nobel Barış Merkezi ve panoramik

Akerbrigge’nin batı kıyısı kafe, lokanta ve alışveriş yerleriyle donatılmış. Doğu kıyısında ise Oslo Kalesi Akerhus boy gösteriyor.

Akerbrigge ve panoramik

Oslo’daki bir başka görülesi nokta yakın zamanda yükselmiş bir yapı olan opera. Eğimli bir yürüyüş yoluyla çatısına çıkılabilen bu yapının duvarları Breille alfabesi kullanılarak oluşturulmuş yazılarla donatılmış. Biraz zahmete girerek eriştiğiniz çatı bir seyir terası gibi de işlev görüyor. Göz alabildiğine uzanan kent ve Oslo fiyordunu buradan izlemenin keyfine de diyecek yok doğrusu. Cam-çelikten yapılma bir modern sanat yapıtı dikkati çekiyor. Operanın yanı başında yükselen inşaat dikkatimizi çekiyor. Kütüphane olduğunu öğreniyoruz. Bu kadar dar alana var olan yapıları boğarcasına kondurulan kütüphaneye anlam veremiyoruz. Yer mi yoktu demekten alamıyoruz kendimizi. Yine, yeniden yerleşime ve düzenlemeye açıldığı anlaşılan opera çevresindeki yapı yoğunlaşmasına biz ülkemizden alışığız. Ancak, Norveç gibi kamucu bir ülkede bu yoğunluk nasıl açıklanabilir bilemiyoruz.

Opera ve çevresi, opera önündeki modern sanat yapıtı

Oslo’da kitle taşımacılığı tam anlamıyla yapılıyor. Yer altında metro, yer üstünde otobüs ve tramvaylara banliyö ve yakın çevreye ulaşımı sağlayan demiryolu eklendiğinde Oslo’da yaşayanların özel araç kullanmalarını gerektiren pek az neden kalmış oluyor. Oslo’da son yıllarda taşıt trafiği yeraltına alınmaya başlanmış. Biraz masraflı da olsa kenti motorlu taşıttan kurtaran bu uygulamanın Norveç’i yönetenlerin çevreci politikalarının ürünü olduğunu vurgulamakta yarar var.

oslo-map-metro-big

Oslo Toplu Taşıma Haritası

Norveç’e bakış yazımızda değindiğimiz okur-yazarlık konusunda bir güzel örnek de Oslo’da dikkatimizi çekti. Bir metro istasyonundaki mini ücretsiz kütüphane fotoğraf karelerimizdeki yerini aldı.

SLEMDAL KÜTÜPHANE

Mini Kütüphane

Oslo’yu bir başka noktadan, biraz uzaktan ama yüksekten görebileceğiniz bir başka mekân Frognerseteren. Biraz uzakta olsa da buraya erişmek hiç zor değil. Yapmanız gereken metronun mavi hattının West bound yönüne gidenine binmek ve son durağa dek gitmek. Bir tür seyir tepesine varmış oluyorsunuz böylelikle. İsterseniz kafe-lokantadan yararlanıp bir yandan karnınızı doyurabileceğiniz gibi yanınızda getirdiğiniz yiyecekleri tüketerek de yapabilirsiniz aynı şeyi. Çayır damlı eski evleri görüntülerken buranın kışları spor merkezi gibi kullanıldığını anlıyoruz yakındaki kayakevinden.

Forgnerseteren’den görünümler…

Yazları yemyeşil olan ortamın kışları aldığı görünümü gözlerimizin önüne getirmeye çalışmakla yetiniyoruz. Oslo’ya egemen bu tepeye gelmişken bolca panoramik görüntü almayı ihmal etmiyoruz. Buraya hem gelişte hem de dönüşte fotoğraf makinemize yansıyan dingin ve doğal ve bir o kadar da yaşanılası ortamdan fazlasıyla etkileniyoruz.
Oslo’daki ilk günümüz güneş batmaya dirense de bitiyor. Bize inat güneş yorulmuyor.
Oslo Norveç’in başkenti olarak kuşkusuz önemli bir ilk fikir vermiş oldu ilk günün sonunda bizlere. Norveç’te insanlar sakin bir yaşam sürüyorlar. Bizdeki gündem yoğunluğundan ve telaştan burada eser yok. Bu ortam bizlerin hoşuna gitse de bir süre yaşasak buraya alışabilir miyiz? Çok emin değiliz.

Ceyhun Balcı

FORKNER PANORAMİK

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s