OSLO’DA “ÇIĞLIK”

2004 yılının 22 Ağustos’u güneşli ve sakin bir Pazar günü olarak başlamıştı Oslo’da. Munch Müzesi çalışanları için de sıradan bir Pazar günü gibi görünüyordu. Öğleden sonra tersine döndü her şey. Norveç’in ressam Edward Munch aracılığıyla dünya sanat tarihine armağan ettiği iki başyapıt ÇIĞLIK ve MADONNA çalındı. Güzel gün sözcüğün tam anlamıyla karabasana dönüşmüştü. Her ikisi de ait olduğu yere dönmek için iki yıl beklemişti. 31 Ağustos 2006’da her iki yapıtın geri dönüşü sevinçle karşılandı. Ancak, bu iyi haberin ardından kötüsü de gelecekti. Her ikisi de hasarlıydı ve onarılmaları gerekiyordu. Kavuşmanın sevinci yerini kaygıya bırakmıştı. Neyse ki Munch Müzesi her ikisini de olabildiğince onardı.


Munch’un yapıtlarının başına gelen ilk felaket değildi bu yaşanan. Yüzyılın başında 1901’de Hamburg’dan kalkan ve Munch’un yapıtlarını taşıyan buharlıda yaşanan bir patlama sonrası “Yaz Gecesi” ve “İki Kişi” adlı tablolar ağır şekilde hasar gördü.
Başından böylesi olaylar geçmiş iki başyapıtı ve özellikle de onlar arasında daha ünlü ve tanınmış olan ÇIĞLIK’ı Oslo’ya kadar gelmişken görmemek olmazdı. Günün geri kalanını bu şekilde değerlendirmek amacıyla Munch Müzesi’nin yolunu tuttuk. Bygdoy Yarımadası’yla vedalaşmadan önce bir başka ünlü Norveçli kâşif Roald Amundsen’i fotoğrafladık son olarak.

AMUNDSEN HEYKELİ

Güney Kutbu kâşifi Norveçli Roald Amundsen

Çevredeki diğer müzeleri fotoğraflamakla yetindik zaman kıtlığından ötürü.

FRAM Müzesi

Oslo merkeze dönerek Munch Müzesi’ne vardık. Girişte “Ormana Doğru” temalı bir sergi olduğu bilgisini edindik. Bir solukta gezdik sergiyi. Bu kez biz çığlık atacaktık neredeyse. Bir görevliye “Çığlık”ı sorunca aldığımız yanıt düş kırıklığımızı katladı. Neyse ki, zaman henüz erkendi.

Munch Müzesi

MUNCH mUSEUM

Çok da uzak olmayan Ulusal Galeri’ye yöneldik. İlle de görecektik “Çığlık”ı.
Ulusal Galeri Norveç Parlamentosu Stortinget’in ülkedeki önemli resim sanatı yapıtlarını bir araya getirme ve sergileme kararı gereğince 1836’da kurulmuş. Bugünkü adına 1870’te kavuşmuş. Ancak, 1903’te alınan karar gereğince heykel yapıtlarının da eklenmesi sonrası adı Ulusal Sanat Müzesi’ne dönüştürülmüş.

Ulusal Galeri

nasyonal galeriet
Öncelikli hedefimiz “Çığlık” olduğu ve müzenin kapanma saati de yaklaştığı için işi sıkı tuttuk. Öncelikle “Çığlık”ın yerini öğrenip ana hedefimize yöneldik. On dokuz numaralı odadaki “Çığlık”la buluşma içimizi rahatlattı. Müzenin geri kalanını bu iç rahatlığıyla gezdik.

ÇIĞLIK.JPG

Efsane Munch yapıtı : ÇIĞLIK

Ulusal Galeri yalnızca Norveçli sanatçılara evsahipliği yapmıyor. Avrupalı pek çok ünlü sanatçının yapıtlarına rastlıyoruz. Sayıları çok olmasa da Greko-Romen dönemden kalma heykeller de çarpıyor gözümüze. Dünyanın başka pek çok yeri gibi Oslo’nun da payına bir şeyler düşmüş bu dönemden.

SARKOFAGUS
Müze girişinde“Antik Dönemden 1945’e” duyurusu müzenin içeriğiyle ilgili fikir de vermiş oluyor.

Annesini ve ablasını erken yitiren Munch belki de bu nedenle hastalık ve ölüm temalarını sıklıkla işlemiş

Pek çok sanatçının başına gelenin Munch’un başına da geldiğini düşünüyoruz. Kültleşen başyapıtlara yönelen yoğun ilgi sanatçının diğer çok değerli yapıtlarının göz ardı edilmesi sonucunu doğuruyor. Oysa, Munch da yurttaşı Vigeland gibi son derece üretken bir sanatçı. 1100 tablosu, 7500 çizimi, 250 dolayında defteri, 17 binden fazla baskısı ve 15 bin sayfayı bulan yazıları üretkenliğine ilişkin kanıtlar olarak var olmayı sürdürüyor. İyi bir ressam olmasının yanı sıra mektuplar, şiirler ve öyküler de yazmış. Günlük tutma alışkanlığı da varmış.

Munch “Nü”leri

Henrik İbsen gibi ünlü Norveçlilerin yanı sıra kız kardeşi Inger ve nişanlısı Tulla’nın portrelerini yapmış. Dört ayaklı dostlarımızdan da ilgisini esirgememiş Munch sanat yaşamı boyunca. Köpekleri konu edinen pek çok tablosu olduğu bilinir.
Modelin kendisi olduğu tabloları da unutmamak gerekir.
“Frieze of Life” serisinde yer alan Çığlık, Bunaltı, Hasta Odasında Ölüm, Vampir, Ayrılık ve Madonna adlı eserlerinin onu üne kavuşturanlar olduğu kesindir. Çığlık’ı ilki 1893 ve ikincisi 1910’da olmak üzere iki kez çizmiştir. Doğanın çığlığını betimlemeyi amaçlarken bulutları özellikle kan rengine boyamıştır. Kimi yapıtlarını birden fazla kez çizmesi çoğaltma amaçlı değildir. Her birinde farklı renkler, farklı teknikler ve farklı boyutlar söz konusudur.

NÜ

“Çığlık”la birlikte çalınan “Madonna”

Munch’un tanınırlığını ve ününü artırmada farklı ve çok da söz konusu edilmeyen bir noktaya değinmekte yarar var. Munch’un yaşadığı dönemin iletişim olanakları ve koşulları düşünüldüğünde bugünkü gibi bilgisayar, televizyon ve benzeri kitle iletişim araçlarını adı bile yoktu ortada. Radyo bile yaşamının son yıllarında yaygınlaşmaktaydı ve doğal olarak görselliğe olanak vermiyordu. Günlük gazeteler de son derece az sayfalıydı ve baskı teknikleri çok gelişmediği için görselliğe sınırlı olarak izin vermekteydi. O dönemde gülmece dergileri Munch’un ünlenmesinde ve tanınmasında çok önemli işlev gördüler.

munchtime

karikatür

Munch’u başyapıtının yanında gösteren ve Madonna’yı sigara içerken tasvir eden karikatürler (The Viking gülmece dergisinden)

Gülmecenin doğası gereği abartı içermesi de olağan karşılanmalıydı.
Çığlık o denli kült bir yapıta dönüşmüş ki zamanla pek çok başka sanatçının da çalışmalarına konu olmuş. Örneğin Andy Warhol.

andy warhol scream

Andy Warhol’ün Çığlık çalışması

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s