OSLO’DAN TROMSÖ’YE

 

Oslo’da geçirdiğimiz dolu dolu bir buçuk gün çabuk geçti. Altı yazıya sığdırmaya çalıştığımız izlenimler biraz olsun yansıtabilmiş midir Oslo’yu bilemiyorum.
Artık yönümüzü kuzeye çeviriyoruz. Norveç gezimizin önemli ve ilgi çeken bölümüne başlamak için öncelikle Tromsö’ye ulaşmak durumundayız. Bir kez daha Gardermoen Havaalanında’yız. Bu kez Tromsö için. SAS (İskandinav Havayolları)’ın tarifeli seferiyle uçuyoruz. Az değil. İki saate yakın uçacağız.

ucak lizzm
On iki kişilik grubumuzun önemli bölümü daha önce kutup dairesini geçmediği için heyecanlı. Hava yolculuğunda kutup dairesine ilişkin bir belirteç yok elbette. Pilotumuz Bodo dolaylarında kutup dairesini geçmekte olduğumuz duyurusunu yaparak merakımızı gidermiş oluyor.

kutup dairesi
Çok şanslıyız. Hava çoğunlukla açık. Yer yer parçalı bulutlar olsa da yeri görmemize engel değiller. Bir yandan uçarken diğer yandan da fotoğraflamayı sürdürüyoruz. Fiyortların gözlerimizin önüne serdiği iğne oyası kıyıları, onlara eşlik eden karlı tepeleri ve hiç eksik olmayan dumanlı dorukları izlemeye doyamıyoruz. Norveç’in petrol zengini olduğu kadar su zengini de olduğunu havadan doğrulamış oluyoruz.

Yolun nasıl geçtiğini anlayamadan Tromsö’ye teker koyuyor uçağımız. Norveç ıssız ama dağınık bir ülke. Pek çok küçük havaalanı var özellikle kuzeyde. Oralardan pervaneli küçük uçaklarla toplanan yolcuların birleştirilerek daha büyük uçaklarla Oslo’ya ve başka büyük merkezlere uçurulduğu havaalanlarından birisi Tromsö. Yine de küçük ve alçakgönüllü. Hava tahminimizin tersine ılık. Türkiye’den esinti getirmiş gibiyiz.
Tromsö Kuzey Norveç’in en büyük yerleşimlerinden birisi. Lüksemburg’a eşdeğer bir yüzölçümüne sahip Tromsö. “Arktik Okyanusu’na Açılan Kapı” ya da “Kuzeyin Paris’i” olarak da niteleniyor. Kentin tarihi ilk yerleşimciler bakımından 9-10 bin yıl geriye gidiyor.

samiler

Sami kültürü ise 2000 yıl öncesine tarihleniyor. İskandinav diline ilişkin ilk izlere ise MS 4-5. yüzyıllarda rastlanmış.


Tromsö’de ilk aklımıza gelen sportif tarihle ilgiliydi. Yıllar önce Galatasaray bu kuzey kentinin takımıyla Avrupa kupası maçı oynamıştı. Soğuk ve yağışlı bir kasım gününde Galatasaray’ın Tromsö Stadı’nın çamuruna saplanıp kalışı hiç aklımızdan çıkmaz. Sporda sonucu beceri kadar coğrafyanın ve iklimin de belirleyebildiğine örnektir.


On beş yirmi dakikalık otobüs yolculuğu sonrasında Tromsö kent merkezindeyiz. Otele girişten sonra kendimizi sokaklarla atıyoruz. İşyerleri ve dükkânlar henüz açık olduğu için caddeler hareketli ve canlı. Akşam saatlerinde sihirli bir el değmişçesine boşalıyor Tromsö. Norveç’i yönetenler çalışanların dinlenme hakkı konusunda son derece duyarlı ve disiplinliler. Hiçbir kuruluş bu hakkı engelleme sayılacak bir tutum ya da davranış sergilemiyor. Bu bakımdan kamucu bir yaklaşım söz konusu.


Tromsö tarihte Bergen merkezli Hansa Birliği’nin etkisi altında kalmış. Kuzeyin bu başat kentindeki ticaret Hansa Birliği denetiminde yürütülmüş.
XIX. yüzyılda ise Tromsö ticaretinin ağırlık merkezi bu kez kuzeye kaymış. Rusya’yla Pomor ticareti öne çıkmış. Pomor Rusçada Beyaz Deniz dolaylarında deniz kıyısında oturanlar için yapılan bir niteleme.
XIX. yüzyılla birlikte ticaret ve dolayısı ile de kent nüfusu patlamış.
Hem Norveçli hem de yabancı önemli kâşifler Tromsö’yu kuzey kutbuna giden yolda bir üs olarak belirlemişler.
Kuzeyli yerleşimi Tromsö’yü 2. Dünya Savaşı’nda yıkımdan uzak tutmuş. Böylelikle ayakta kalan ahşap yapılar 1969’daki büyük yangında yitirilmiş.

AMUNDSEN

NANSEN

Alanyalı olduğu anlaşılan bir vatandaşımız Tromsö’nün en işlek caddesi Storgata’de yaşamını berberlik yaparak kazanıyor.

ALANYA BERBER
Öğleden sonra saatlerinde olmamıza karşın geceyarısı güneşini iple çekiyoruz. Güzel bir rastlantı sonucu Tromsö’de başlayıp Bergen’de sonlanacak gemi turumuzda bize hizmet verecek geminin adı da MİDNATSOL (Geceyarısı Güneşi)


Tromsö’de 1.5 günümüz var. Kısa bir yürüyüş sonrası kentin kalbi sayabileceğimiz deniz kıyısına ve rıhtım bölgesine iniyoruz. Orası da az hareketli değil. Bizleri Oslo’dan uğurlayan Amundsen’le karşılaşıyoruz bir kez daha.

AMUNDSEN GEMİSİ.JPG

Amundsen’in gemisi

Küçük bir yerleşim olsa da Tromsö’nün kütüphanesi oldukça görkemli ve dikkat çekici.

Tromsö Katedrali’nin yanı sıra irili ufaklı kiliseler ilişiyor gözümüze. Norveç ölçeğinde göreceli olarak daha dindar bir yerleşimde miyiz diye soruyoruz kendi kendimize!

Tromsö kent merkezi bir ada üzerinde kurulmuş. Neredeyse tümü bir örnek köprüler anakara ve diğer adalarla bağlantıyı sağlıyor. Diğer kıyıdaki dik çatılı yapı Arktik Katedral. Geceyarısından önce oradaki konseri izledikten sonra yüzümüzü batıya dönüp geceyarısı güneşinin tadını çıkartacağız.


Trafik Oslo’da olduğu gibi son derece rahat. Sürücüler de insana yakışır bir özen içindeler. Belli ki, trafik kazası görünümlü cinayetin yaptırımı insanı pişman edecek türden.
Kıyı boyunca marina, rıhtım ve müzeler sıralanmış!


Kral Olaf heykeliyle göz göze geliyoruz. Olaf Norveç’in II. Dünya Savaşı sırasındaki kralıymış. Nazi işgaliyle birlikte İngiltere’ye sürgün olmuş. İşbirlikçi Kiesling hükümeti göreve gelmiş. Kral İngiltere günlerinde direnişi örgütlemeye çabalamış.
Kentte adım başı heykellere ve anıtlara rastlıyorsunuz.

Kral Olaf Anıtı

Kıyıda Polaria Müzesi yer alıyor. Adı üstünde kutup yaşamını yansıtan bir müze. Fokları izleyerek hoşça zaman geçiriyoruz. Arzu edenler için belgesel gösterimi de var.
Yine isteyenler ikramlı bira fabrikası turuna katılabilir.

Tromsö’de akşam olup zaman ilerledikçe günün bitmek bilmeyeceğini şaşırarak fark ediyorsunuz.

Arktik Katedral’e yöneliyoruz. Karşı kıyıya geçmeden önce Adalet Evi’ni görüyoruz. Belli ki adalet dağıtmak için saraylar yapmaya gerek yok. Keramet yapıda değil o yapının içinde hizmet verenlerde.

ADLİYE

Tromsö Adliyesi

Arktik Katedral yalnızca Norveç’in değil Avrupa’nın önde gelen dev vitraylı katedrallerinden birisi olarak yükselmiş. Buz ve buzdağından esinlenen estetik mimarisiyle göze çarpıyor. Katedral 1965’te yapılmış.

Arktik Katedral

Gece yarısı olmadan Arktik Katedral’de klasik müzik konseri izleyeceğiz. Biletler aylar öncesinden alınmıştı. Katedralin konumu öyle güzel tasarlanmış ki; gece yarısı güneşi batı cephesinden ışıtırken katedrali doğu taraftaki konseri veren sanatçıları gece yarısı güneşinin ışıkları altında ve elbette büyük zevkle izlemiş oluyorsunuz. Gece yarısı güneşi altında klasik müzik konseri benzersiz bir deneyim olarak belleklerimizdeki yerini alıyor.

Arktik Katedral İçi

Konser bitiminde katedral çıkışında gece yarısı güneşi karşılıyor bizleri. Göz alacak denli parlak güneşe karşı çekilen fotoğraflar benzersiz kareler sunuyor. Köprüden geri dönüşte yol bitmek bilmiyor. Bizce tarihsel olan bu anları olabildiğince çok fotoğraflamaya çalışıyoruz. Güneşin batmak bilmemesi ve havanın kararmaması insanın biyolojik ritmini de etkiliyor.

Var gücümüzle çabalayıp uykuya dalıyoruz.
Tromsö kent merkezindeki Tromsö Katedrali en kuzey yerleşimli Protestan kilisesi olma özelliğinin yanı sıra en büyük ahşap kilise olarak da ünlenmiş.

Tromsö Katedrali

Tromsö’de hava bir sonraki gün öncekini aratırcasına kötü. Gökyüzü görünmez durumda, hava puslu ve tepeler sisli. Bugünü Arktik Katedral’in bulunduğu yakadaki tepeye ayırmıştık oysa. Fjellheisen olarak da bilinen teleferikle çıkılan 421 metre yükseklikli tepeden Tromsö’yü izleyecektik. Şairin “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul” dizelerine göndermede bulunurcasına. Çıkacağımız tepe görünmese de kararlıyız. Doruğa vardığımızda sis ve pus dağılıyor. Tromsö ayaklarımız altında! Limana yanaşan gemiler, havaalanına inen kalkan uçaklar görüş alanımızda.
Yaz ortasında kartopu oynayanlarımız bile oluyor.

Tromsö Teleferik

Dorukta yassı taşların üst üste istiflenmiş olduğunu görüyoruz. Grubumuzdaki gençler de bu görüntülere yenilerini ekliyorlar. Norveç’te tepelere tırmanan insanların bu türden taştan kuleler yapmaları gelenek olduğunu öğreniyoruz.
Özetle, Tromsö kuzeyin önde gelen eğitim, araştırma ve kültür kenti olma özelliği taşıyor. Mevsimi olmadığı için kentin ününe ün katan Kuzey Işıkları’ndan söz edemiyoruz.

Günü bitirdikten sonra limanda olacağız. Hurtigruten’in Midnatsol gemisi gece yarısı güneşi altında bizleri alıp güneye yönelecek. Dünün tersine bu akşam güneşi görmek bir yana yağmurla ıslanıyoruz. Kendimizi gemiye atarak yağmurdan kurtuluyoruz. Günün yorgunluğu gemide geçirilecek ilk gecede atılacak.

OSLO’DAN TROMSÖ’YE” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s