TRONDHEİM’DEN BERGEN’E

Trondheim, Norveç’in ikinci en eski ve 177 binlik nüfusuyla üçüncü en kalabalık kentidir. Trondelag yönetsel biriminin merkezidir. Eğitim ve endüstri Trondheim’i öne çıkartan iki önemli alandır. Norveç’in tarihsel başkenti olarak da kabul edilir.

trondheim

Sabahın erken saatinde ayak basıyoruz Trondheim’a. Norveç ortalıkta fazla insanın görünmediği bir ülke. Hele bu saatte hiç kimseleri görmüyoruz sokaklarda. Trondheim bizim! Üç saatte Trondheimlı olamasak da fikir sahibi olabileceğimizi umuyoruz!

 

Viking dönemi krallarından Olaf Tryggvason tarafından 997’de kurulmuştur. Tryggvason Norveç’i Hıristiyanlaştırmaya başladıysa da; 1000 yılında Svolder savaşında öldürülmesiyle bu süreç yarım kalmış oldu. Hıristiyanlaştırmayı onun bıraktığı yerden Norveç’te Hıristyanlığın kabulünde önemli katkısı olan Olav Haraldsson tamamladı. Olav Haraldsson 1030’daki bir savaşta yaşamını yitirdikten sonra bugünkü Nidaros katedralinin bulunduğu yere gömülmüştür.

Olafsrima_18

Norveç’i Hıristiyanlaştıran kral Olav Haraldsson

Trondheim bundan böyle hac kenti ve piskoposluk oldu. Geçmişteki adı Nidaros olan Trondheim’da ilk olarak taştan Piskoposluk Sarayı yapıldı. Ardışık yangınlarla hasara uğrayan katedral Reformasyon (1537) sonrasında altın günlerini yaşamaya başladı.

Nidaros Katedrali

1681 yangını sonrası Lüksemburglu mimar Cicignon (1625-1696) kentin yeniden kurulması planlarını yaptı.

Sonraki yıllarda biri diğerini izleyen yangınlardan sonra ahşap ısrarından vazgeçilerek yapıların tuğladan yapılması yasası çıkartıldı.

Trondheim’da taş yapılar

Orman ürünleri, balıkçılık ve madencilik Trondheim kentinin önde gelen geçim kaynakları olarak öne çıkmaya başladı.

Biraz ilerlediğimizde Norveç’in Etkileşimli RocknRoll Merkezi/Müzesi Rockheim’ı görüyoruz.

ROCKHEİM

Daha sonra kısa bir yürüyüşle Trondheim Garı’na varıyoruz. Yürüdüğümüz yolun zeminine “yürüdüğünüz için teşekkür ederiz” yazmışlar. İnsanın sağlığı için yaptığı eyleme teşekkür etmek nezaketin vardığı boyutu göstermesi bakımından ilginç bir örnek.

Trondheim Garı

Garı geride bırakarak Sondre Gate caddesi yoluyla güneye yöneliyoruz. Yol boyu şık ve tarihsel yapılar görüyor ve fotoğraflıyoruz. Öncelikli hedefimiz hiç kuşkusuz kentin birincil yapısı Nidaros Katedrali.

Nidaros’a yaklaşmışken Nidelva ırmağının iki yakasını birleştiren Eski Köprü’ye göz atıyoruz. Özgün ve estetik bir köprü olduğuna kuşku yok. Köprüden ırmağın iki yanına sıralanmış eski depoları ve balıkçı barınaklarını görüyoruz. Köprü mimar Cicignon’un 1681’de yaptığı kent planı gereğince 1861’de mimar Carl Adolph Dahl tarafından yapılmış. Seksen iki metrelik köprüye “Mutluluk Kapısı” da denmekte olduğunu öğreniyoruz.

Kİ KÖPRÜ TRONDHEİM

Trondheim’da Eski Köprü

Sonunda hedefe varıyoruz.

Yapımına 1070’te başlandığı kestirilen Nidaros Katedrali tüm görkemiyle karşılıyor bizleri.

Nidaros Katedrali İskandinavya’nın en büyük ikinci ve kuzeydeki en eski ortaçağ katedrali olarak ün yapmış. Norveç’teki en önemli Gotik yapıdır.

Nidaros’da mezarlık

Pek çok Norveç kralı burada taç giymiş ve yine pek çoğu buraya gömülmüş. Norveç’in Hıristiyanlaştırılmasını tamamlayan kral olarak bilinen Olav Haraldsson buraya gömülen önemli kişiliklerden birisi.

Nefesine güvenen Nidaros’un 97 metrelik kulesine 172 basamağı tırmanarak Trondheim’ı yüksekten izleme zevkini tatmakta özgürdür.

Katedral çevresindeki müzeleri ve ilginç sanatsal yapıları görüntüledikten sonra Munke Gata yoluyla geriye dönüyoruz. Kongens Caddesi’yle kesişme noktasındaki kent meydanında 14.5 metre yükseklikli kaide üzerinde yükselen 3.5 metrelik Olav Tryggvason heykelini yer alıyor. Kaidedeki yazıtı okuyunca şaşırıyoruz. 2006’ya dek burada Norveç’in 2. Dünya Savaşı sırasındaki Nazi işbirlikçisi Başbakanı Kiesling’in heykeli yer almaktaymış. Kaldırmak için 60 yıl beklenmiş olması ilginç geldi bizlere.

Olav Tryggvason Anıtı

Meydan yakınındaki önemli ortaçağ kilisesi “Hanımefendi Mary”yi görüntülüyoruz.

Nidaros çevresi müzeler ve anıtlar

Garı geride bırakıp rıhtıma ilerlerken açıktaki bir adacık çekiyor dikkatimizi. Munkholmen ya da Nidarholmen olarak da bilinen adacık hem tarihte hem de mitolojide önemli bir mekân olarak anılıyor. Manastır yapılmadan önce adacık infaz yeri olarak kullanılmış. Manastırın 1000-1100 yıllarında yapıldığı sanılıyor. Manastırın yapılmasıyla birlikte adacık keşişlerin yurduna dönüşmüş.

TRONDHEİM ADACIK

Munkholmen Adacığı

Reform sonrasında ada önceki işlevini yitirmiş. İzleyen yıllarda hapishaneye dönüştürülmüş.

Adacık daha sonra İsveç Kralı XII. Şarl (Demirbaş Şarl)’ın Norveç seferi sırasında askersel önem kazanmış. Sonraki yıllarda kaleye dönüştürülen ada bu amaçla kullanılır olmuş.

Son olarak 2. Dünya Savaşı sırasında Alman garnizonunun yerleşimine dönüştürülmüş.

Trondheim ziyaretinin sonunda Midnatsol’le güneye yolculuğumuz sürüyor.

Kristinasund’a geliyoruz ilk olarak. Kristiansund 1742’de ilçe olmuş ve ticaret yapma hakkını kazanmış. Eski adı Fosna olan bölge Norveç’in tarihi 10 bin yıl önceye giden en eski yerleşimlerinden birisi olarak biliniyor.

Kristiansund.12

Başka pek çok yerde rastladığımız gibi burada da bir balıkçı eşi heykeli var.

BALIKÇI EŞİ

 

Kristiansund kurutulmuş balık merkezi olarak da nam salmış. Kristiansund ve çevresi toprak yoksulu olduğu için buradan İspanya’ya kurutulmuş balık götüren gemiler dönüşte toprak taşımışlar kente. Tarımı küçümseyip ondan vazgeçenlere duyurulur.

Kristinasund savaşların yıkımını yaşama şanssızlığına uğramış. Birinci Dünya Savaşı’nın ekonomik yıkımını atlatamadan İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi bombardımanıyla karşılaşmış.

Kristinasund’un bir başka önemli özelliği Norveç Ulusal Operası kurulmadan 32 yıl önce 1928’de operaya sahip olmasıymış.

 

Molde’ye yanaşıyoruz.

molde-map

Molde’de de futbol anılarımız canlanıyor. Geçen yıl Fenerbahçe ile oynadığını bir yenip bir de yenildiğini anımsıyoruz.

Molde butik kent görünümünde. Yelkenli görünümlü, ayna camlı otel ve Aker Stadı yan yana karşılıyor Molde’ye denizden gelenleri.

Aker Stadı ve Yelkenli görünümlü aynacamdan otel

Kuzey Güzeli adıyla da anılan Molde Alman İmparatoru II. Wilhelm’in ilgisiyle de karşılaşmış. İmparator bu güzel kente sıkça gelip gitmiş.

1916 yangını sonrası kent bu kez tuğladan yapılarla donatılmış. Molde İkinci Dünya Savaşı’nda da hasar görmüş. Norveç Kralı VII. Hakon, Prens Olav ve hükümetin yanı sıra Norveç’in altın birikimi Molde’ye taşınmış. Kentin Nazilerce bombalanması sonucu kral ve beraberindekiler Glaskow’a geçmiş.

Kentin dikkat çeken bir diğer yapısı Molde Katedrali.

Molde Katedrali

Molde gül kenti olarak da anılmaktaymış. Sarmaşıklı belediye yapısı da son derece hoş bir görüntü sunuyor fotoğraflamak için.

SARMAŞIKLI YAPI MOLDE

Alesund’a gece yarısı yanaşıyoruz. Mutlaka görülmeli tavsiyesi aldığımız için saate bakmaksızın kendimizi Alesund’a atıyoruz. Caddeler bomboş. Kent terk edilmiş gibi. Gece yarısı olmasına karşın hava kararmış değil. Durum böyle olunca fotoğraf için de elverişli koşullar oluşmuş oluyor.

Alesund.12

Kent ortaçağdan bu yana ticari öneme sahip. Hansa Birliği döneminde toplama ve dağıtma merkezi olarak işlev görmüş.

Mükemmel limanı Alesund’un bugünkü yerleşimini de belirlemiş.

Jugend (Yeni) biçemli mimarisi Jugend Kenti olarak da anılmasına neden olmuş.

1904’te çıkan büyük yangın çoğu ahşap olan yapıların yok olmasına neden olmuş. On bin dolayında insan evsiz kalmış. Evsiz Alesund’a yardım eli Kayzer II. Wilhelm tarafından uzatılmış. Bu iyilik karşılığında Alesund’un ana caddesine Kayzer’in adı verilmiş. Bu yangın sonrası Jugend (Yeni Stil) Mimarisi kente egemen olmuş.

Alesund’un “Bacalao de Noruega” adıyla üretilen kurutulmuş balıkları kürsel ölçekte tanınmışlığa ulaşmış.

Kentin sırtını dayadığı Aksla tepesi Alesund’la bütünleşen önemli coğrafik yapı olarak boy gösteriyor.

ALESUND TEPE

Geceyarısı Alesund’da karaya ayak bastığımız için pişman değiliz gördüklerimizden sonra.

alesund-anit-2.jpg

Norveç’in batı kıyısındaki pek çok kent gibi Alesund da Nazi işgali döneminde kaçış noktası olmuş. İngiltere’ye kaçarken yaşamlarını yitirenlerin anısına dikilmiş bu anıt.

Rıhtım yakınında Nazi döneminw ilişkin bir başka anıt boy gösteriyor

Alesund’dan sonra yanaşılacak iki limanda karaya çıkmaya niyetli değiliz. Bir sonraki gün öğleden sonra varacağımız Bergen’e kadar Midnatsol’ün tadını çıkaracağız.

Pruvadan Bergen görünmeye başladı. Midnatsol’e veda zamanı hızla yaklaşıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s