HANSA BERGEN

bergen

 

Pruvadan Bergen

Geçtiğimiz dört gün boyunca zaman zaman karaya ayak basmış olsak da sucul bir yaşam sürdük. Midnatsol barınağımız, yaşam alanımız ve sosyal ortamımız oldu. Bergen’e ayak basınca alışık olduğumuz yaşam biçimine geri dönmüş olacağız.

Hurtigruten Terminali
Bergen’de bir gece kalacağız. Ancak, toplamda geçireceğimiz süre 24 saatten az olacağı için zamanı olabildiğince iyi kullanıp bu güzel kenti alabildiğine gezip, görme planları yapıyoruz.
Bergen’in dar sokaklarından geçerek otelimize varıyoruz. Otelde çok zaman yitirmeksizin gezgin rolümüze geri dönüyoruz.

Bergen’in dar sokakları

Bergen 250 bini aşkın nüfusuyla Hordeland eyaletinin başkenti olmasının yanı sıra Norveç’in ikinci büyük kentidir. Ülkenin önceki başkentidir. Edward Grieg’in evi olduğu için ülkenin müzik başkenti olarak da görülür. Ülkenin en manzaralı kentidir. Hiç durmadan yağmur yağar ve ülkenin en lezzetli salmonu burada yakalanır.

Map of Bergen_3.jpg

Bergen 7 tepeyle çevrelenmiş bir kenttir. Fiyort Norveç’inin başkenti olarak niteleyenler de vardır Bergen’i. 2000 yılının Avrupa Kültür başkentidir.
Bergen 1070’te Kral Olav Kyrre tarafından kurulmuş ve 200 yılı aşkın süre Norveç’e başkentlik yapmıştır.
Bergen 1300’lerden başlayarak Hansa kenti olmuştur. Lübeckli Alman tüccarlar Bergen’i Hansa Birliği’ne katarak Kuzey Denizi’nin en önemli kentine dönüştürmüşlerdir. Bu süreçte Bergen’in önde gelen dışsatım ürünü balık olmuştur.

hanza-map

HANSA

Hansa kimliği bugün de plakalarda ve takım adlarında yaşamaktadır

Modern Bergen ise XX. yüzyıl başlarında gelişmeye başlamıştır. 1916’daki büyük yangında yok olan kent yeniden yapılmıştır. II. Dünya Savaşı’nda Alman işgali görmüştür.
Norveç’teki tüm kentler gibi Bergen de derli, topludur. Bir gezginin İlgisini çekebilecek yerlerin önemli çoğunluğu yürüme uzaklığındadır.
Otelden çıkarak birkaç yüz metrelik yürüyüşle kendimizi Bergen merkezindeki ana caddede buluyoruz. Daha çok alışverişin kalbi gibi görünen cadde son derece hareketli. Hatta, Norveç’e geldiğimizden bu yana ilk kez kalabalıkla karşılaştık diyebiliriz. Bergen son derece turistik bir kent. Turların başlangıç/bitiş noktası durumunda. Kulağımıza Türkçe konuşmalar da çalınıyor.
Bergen’in alışveriş merkezi de sayabileceğimiz ana caddenin başında Torgal Menningen Meydanı’nı (Herkesin Meydanı) süsleyen anıtın küp biçiminde olmasından yola çıkılarak “Bir Küp Keçi Peyniri” nitelemesi de yapılmış. Norveç tarihini özetleyen bir anıt yer alıyor burada. Dört yüzüne çeşitli kabartılar ve heykeller yerleştirilmiş. Her bir yüzde bir yüzyıl betimlenmiş. Vikinglerin Kolomb öncesi Amerika yolculuğuna özellikle vurgu yapılmış. Diğer yüzlerde Norveçlilerin denizcilik alanındaki başarılarına ilişkin tasvirler yer alıyor.

Torgal Menningen Meydanı’nda anıt

Cadde boyunca güneye yürüdüğümüzde merdivenlerle çıkılan hafif bir yükseltide boy gösteren Aziz Johann Kilisesi’ni görüyoruz. 1894’te yapılan kilise Bergen en önemli Neo Gotik yapılarından birisi. Sıkça org konserleri verilen bir kiliseymiş.


Ole Bull Meydanı’ndan batıya döndüğümüzde Ulusal Tiyatro çıkıyor karşımıza. Önünde Henrik İbsen heykeli var.

henrik ıbsen

Ole Bull Plass Meydanı’ndaki iki kafe Dickens ve Opera dikkatimizi çekiyor. Özellikle Kafe Opera tarihsel bir yapı görünümünde.

Dickens ve Opera Kafeler

Ole Bull Plass Meydanı’na adını veren besteci ve kemancı Edward Grieg’de gelecek görüp onu eğitmesiyle de tanınıyor.

Ole Bull Anıtı

ole bull

Doğuya döndüğümüzde ise fıskiyeli büyük bir göletin bulunduğu parkın ve çevresindeki yeşilliğin gözlerimizin önüne serdiği manzaranın etkisiyle parka doğru ilerlemekten alamıyoruz kendimizi. Park ve göletin çevresi heykeller ve yürüyüş yollarıyla bezenmiş.
Park girişinde kubbeli bir kameriye yer alıyor. Gezginler burada fotoğraf çektirebilmek için kuyruk oluşturmuşlar. Diğer yanda ise Edward Grieg ve Christian Michelsen heykelleri görülebilir.

EDWARD GRİEG

Christian Michelsen 1905’te İsveç Birliği’nin sona ermesinden sonra Norveç’in ilk Başbakan olmuş. İsveç’le olan sorunlarda kararsız tutum takınan diğer politikacıların tersine birliği sonlandırma doğrultusunda adımlar atmış. Bu tutumu halkın da desteğini alınca uzunca süre Norveç’in saygı gören önderi olmuş.

RATHAUS

Rathaus (Hükümet Konağı) da parkın komşuluğunda yer alıyor.

Ana cadde boyunca geriye yürüyüp Balıkpazarı’nın da yer aldığı Brygge’ye geliyoruz. Bergen’in liman ve marina bölgesi de olan Balıkpazarı olağanüstü canlı ve kalabalık. Aklınıza gelebilecek her tür deniz ürününü burada bulabiliyorsunuz. Seçtiğiniz ürünleri pişirip servis de ediyorlar. Ancak, fiyatlara dikkat! Şan ve şöhreti artan pek çok şey ve yer gibi Balıkpazarı fiyatları da son derece yüksek. Yakındaki lokantalarda benzer yemekleri çok daha hesaplı yiyebilirsiniz.

DENİZ ÜRÜNLERİ

Bergen : Su ürünleri cenneti

Biraz daha yürüdüğümüzde Bergen’in Hansa Bölgesi’ne gelmiş oluyoruz. Bergen bir Norveç kenti olduğu kadar Hansa Birliği kenti olarak da ünlenmiş. Kuzey ülkelerinin kuzey kentlerinin ticari birliği olarak tanımlanabilecek Hansa Birliği zamanında Bergen’den başlayan Rusya’da Novgorod’da sonlanan bir kuşakta izleri bugüne yansıyan önemli etkiler yaratmış.

UNESKO YAZIT
Bergen’in Hansa Bölgesi’ni kapsayan Bryggen UNESCO tarafından koruma altına alınacak yerler listesine eklenmiş. Az katlı, ahşap ve rengârenk yapılar seyredilesi ve fotoğraflanası görüntüler sunuyor. Burada yer alan çok sayıdaki kafeden birinde soluklanmanız önerilir. Bir şey daha gözden kaçırılmamalı. Bu yapıların aralarından geçilerek arka sokaklara mutlaka girilmeli. Hansa sokakları da bir o kadar etkileyici görüntüler veriyor. Buralar el sanatları ve plastik sanatlar alanında ürün veren atölyeler olarak değerlendirilirken işyeri olarak kullanılanlara da rastlanıyor.

Hansa bölgesi boyunca batıya doğru yürüdüğümüzde solumuzdaki bir rıhtımda eski tipte bir yelkenli gemi ilişiyor gözümüze. Norveç deniz kuvvetlerinde üst rütbelere yükselecek subayların eğitiminde kullanıldığını öğreniyoruz bu estetik teknenin.

BERGEN ESKİ GEMİ

Bergen’de eski ve yeni

Yine bu rıhtımda bağlı sıra dışı bir başka geminin Norveç’in Kuzey Denizi’ndeki petrol platformlarına hizmet vermesi amacıyla özel tasarım olduğu bilgisini ediniyoruz.

PLATFORM GEMİSİ
Yürüyerek buruna vardığımızda Bergen Kalesi’ne gelmiş oluyoruz. Rozenkrantz Kulesi ve Hakon Yapısı da kale yerleşkesi içinde yer alan diğer yapılar. Rozenkrantz Kulesi XIII. yüzyılda kalenin bir parçası olarak yapılmış. Alman ticari bölgesine vergilerini zamanında yatırmalarını anımsatmak amacıyla bir dönem kuleye top yerleştirildiği de olmuş. Çoğu zaman savunma amaçlı olarak kullanılmış.
XIII. yüzyıl yapısı Hakon Salonu tören amaçlı olarak yapılmış.

HAAKON HALL

Hakon Binası

Hansa bölgesine gelmişken Bergen’i 320 metre yükseklikten panoramik olarak görme olanağı veren Floibanen Funiküleri ile tepeye tırmanıyoruz. Manzara tek sözcükle tanımlamak gerekirse enfes! Gözlerimizin önüne serilen Bergen manzarası iyi ki buraya çıkmışız dedirtiyor.

 

Aşağıda gezdiğimiz yerleri haritadaki gibi kuşbakışı görmek bir başka güzel. Tepeden içlere doğru yürüdüğümüzde bir keçi ağılına rastlıyoruz. Keçilerin yanı sıra Norveç’te önemsenen Troll tasvirleriyle karşılaşıyoruz.

trol

AĞIL

Flojen’in keçileri

Yine funikülerle aşağıya indikten sonra Kral Oscar Caddesi boyunca doğuya yürüyoruz. Norveç’in önde gelen azizi St Olav’a adanmış olan Dom Kilisesi çıkıyor karşımıza. Bakım ve onarımda olduğundan bütünüyle görüntüleyemiyoruz bu XIV yüzyıl yapısını. Dom Kilisesi XII. Yüzyıl dolaylarında yapılmış. Reformasyon sonrasında 1537’de Norveç’in ilk Luteryan Kilisesi’ne dönüştürülmüş.

Dom Kilisesi

Hansa Müzesi yakınında Bryggen’e daha yakın noktada Haç Kilisesi (Korskirken) yer alıyor. Bin yüz yılında yapılan 3 koridorlu Romanesk kilise özgün haç planına uygun şekilde inşa edilmiş.

Haç Kilisesi

Cadde boyunca Bergen Garı’na yürüdüğümüzde tıp tarihi açısından önem taşıyan bir müze görüyoruz. Lepra Müzesi! Bu yerleşkeyi ayrı bir yazıya konu etmek üzere yürümeyi sürdürüyoruz.

Lepra Müzesi

Bergen Garı’na ulaşıyoruz. Ertesi günü buradan bineceğimiz tren bizi Oslo’ya geri götürecek.

BERGEN GAR

Bergen Garı

Zaman akşamın ilerleyen saatlerini gösterse de güneşin batmak gibi bir niyeti ve acelesi yok. Bu durum sürekli burada yaşayanlar üzerinde nasıl bir etki gösteriyor bilemiyoruz. Ama, zaman darlığı içinde olan bizlerin işine geliyor güneşin batmayı ağırdan alması.

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s