SİYASET VE NAMUS

Türkiye’de siyasetin de önde gelen sorunu “namus” ve “dürüstlük” olageldi. Olmayı da sürdürüyor. Son günlere damga vuran tartışma yine bu temel ilkelerin yokluğu kaynaklıdır.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na seçilen (seçtirilen demek daha doğru olur) hanımefendinin tartışmanın odağında yer alması da bundandır. Söz konusu hanımefendinin sosyal medya paylaşımlarında kendisini eleştirenlere “gerzekler” nitelemesinde bulunması kuşkusuz eleştiri konusudur. Değil bir siyasetçinin ya da hekimin ortalama yurttaşın bu gibi yakışıksız ve aşağılayıcı ifadelerden uzak durması gerekir. Oysa, sorunun bu yanına odaklanılırken resmin çok daha önemli bölümü gözden kaçırılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin okumuş, yazmış öyle ya da böyle biraz olsun dünyanın farkına varmış olması beklenen yurttaşının Ermeni Soykırımı’nı lanetleme kisvesiyle devlete suç yüklemesi, teröre karşı verilen mücadeleyi değersizleştirme ve suça indirgeme yönündeki paylaşımları her nedense tartışma konusu edilmemektedir. Böyle düşünmek yasak mı diye soracaklar çıkacaktır. Elbette yasak değildir.
Sorun bu düşünceleri yasaklamak da değildir. Bu düşüncelere sahip olarak Cumhuriyet’i kurmuş partide siyaset yapmaya çalışmak partiye uymak yerine partiyi kendine uydurmak dürüstlük ve namuslulukla bağdaşır mı diye sormak da haktır!
Bir örnekle pekiştirmekte yarar var!
Diyelim ki sosyalistsiniz! Bir partide siyaset yapma kararı aldınız. Kimliğinizi saklayarak liberal ya da muhafazakâr bir partiye girip o partinin ruhuyla taban tabana zıt açıklamalarda bulunur musunuz? Yanıtınız evetse aynı gün kapının önüne konulmayı göze almışsınız demektir. Kendinize uygun bir parti bulmanız söylenecektir en iyi olasılıkla.
Türkiye siyaset ortamı ne yazık ki; bu gibi akıldışılıkların ve göz ardı edişlerin sıradanlaştığı bir tür psikiyatri kliniğine dönüştürülmüş durumdadır. Bu davranış biçiminin haklı gösterilmesinde güncel gerekçeler de sürüsüne berekettir. Örneğin, ülkenin bir dertten kurtulması uğruna sineye çekilmelidir bu gibi akıldışılıklar diyen sayısız insana rastlamanız söz konusudur Türkiye’de. Hanımefendi gibi ilkeyi ve namusu bir yana bırakıp meydan okuyanlara eklenen boyun eğişler, hoşgörüşler de bir o kadar sorumludur Türkiye siyasi ortamında ortaya çıkan bu tablodan.
“Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sözünde militarizm bulan hanımefendinin namuslu ve dürüst davranması gerekir kanısındayım. İçinde bulunduğunuz partiye oy veren ana gövde için çok büyük önem taşıyan bu sözle sorununuz varsa eğer; o sözü aşağılamak yerine kendinize uygun parti bulup orada siyaset yapmanız gerekmez mi? Bu sorunun yanıtını elbette benden daha iyi bilir il başkanı hanımefendi. Gereğini yapmasını da! Ama, yapmaz! Hazır bir oy deposu varken ve vekillik çantada keklikken neden daha fazla zahmete girsin ve çaba göstersin ki! Ülkenin durumuna üzülmekten, gözyaşı dökmekten dermansız düşmüş Cumhuriyetçinin, Atatürkçünün vereceği oylarla hem onlara sövüp hem de siyasi başarı kazanmak(!) varken namus ve dürüstlüğün sözü mü olur?
Çılgın il başkanı hanımefendinin soruşturulmaya, kovuşturulmaya değil; eleştirilmeye ve siyasi namus kantarına çıkartılmaya gereksinimi olduğu kuşkuya yer bırakmayacak denli açıktır.

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s