LAİKLİK ÜZERİNE

Laiklik ilkesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na girişinin 81. Yıldönümünü kutlayabilmeyi isterdik. Ne yazık ki kutlanamıyor. Bilinen gerekçelerle. Her ne kadar LAİKLİK ilkesi anayasadaki yerini koruyor olsa da; uygulamada delik deşik olmuş durumdadır. Daha anlaşılır şekilde söylemek gerekirse Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler bu bakımdan anayasal suç işlemişlerdir, işlemeyi sürdürmektedirler.
Laiklik ve sekülerleşme eşanlamlı olarak kullanılıp, algılansalar da önemli farklar içeren iki kavramdır. Sekülerleşme bir süreci ifade ederken laiklik din-devlet ayrılığında bir modeli temsil eder. Laiklik yöntemini dünyada benimseyen iki ülke FRANSA ve TÜRKİYE’dir. Kuşkusuz öncü ülke FRANSA’dır. Ancak, izleyen ülke TÜRKİYE boynuzun kulağı geçmesi gibi bir ileri gidiş ve sıçrama göstermiştir.

4144242_orig

FRANSA, Anayasa’dan devletin dini maddesini 1905’te çıkartırken, Türkiye’de bu düzenleme 1928’de gerçekleştirilmiştir. Buna karşılık Fransa’da Laiklik ilkesinin anayasaya girişi için 40 yıl beklemek(1946) gerekirken; Türkiye’de bu devrim 1937’de gerçekleştirilmiştir.

Türkiye Laiklik ilkesinin benimsenmesi bakımından Fransa’yı izlemiş olsa da Laiklik ilkesini anayasasına koyma bakımından Fransa’ya öncülük etmiştir demek yanlış olmaz.

Laiklik ilkesi bu topraklara gelmek için uzunca süre beklemiş olsa da bu gecikmeyi toplumsal yaşama yayma ve anayasal kurala dönüştürmede dünyaya örnek baş döndürücü bir hız sergilenmiştir. Bugünün koşullarında bu kazanımın değeri çok fazla fark edilemeyebilir. Ama, zamanın Anadolu şartlarında elde edilen kazanımın kimsenin burnunun kanamasını gerektirmemiş olması tarihe geçecek denli değerlidir.

Yazının başında laiklik ilkesinin anayasadaki yerini korumakla birlikte günümüzde delik deşik olduğunu ve bulunan her fırsatta aşağılandığını yazmıştık.
Hiç kuşkusuz bu durumdan dinci ve dinbaz çevrelerle dinciliği siyaset ilkesi haline getirmiş politikacılar birincil derece sorumludur. Ancak, laiklikle sorunu olmadığı varsayılan çevrelerin ve politikacıların da bugünkü durumdan bir o kadar sorumlu olduğunu görmek gerekir.

Özellikle, Atatürk’ün ölümünden hemen sonra ülkemiz üzerindeki emellerini canlandıran emperyalizmin laiklik ilkesiyle sorunu olmayan politikacıları laiklik ilkesinin ortadan kaldırılması, silinmesi sürecinde bolca kullandıklarını ve başarıya ulaştıklarını görmezden gelmemek gerekir.

Laiklik ilkesinin anayasamıza girişini coşkuyla kutlayabilmek ancak o ilkenin yeniden egemen kılınmasıyla söz konusu olabilecektir.

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s