İTTİHAT VE TERAKKİ : BİR MAYINLI ALAN

Yakın tarihimizin çok önemli bir oluşumu olan İttihat ve Terakki üzerine tartışmalar zaman zaman alevlenir; kimi zaman yatışır! Ancak, hiç bitmez! Görme engellinin fili tanımlamasına benzer İttihat ve Terakki’ye çeşitli kesimlerin yaklaşımı.

Örneğin, ikna edilmesi olasılığı hiçe yakın ve tarihsel gerçeklere kör bir Osmanlıcı için İttihat ve Terakki Osmanlı yıkıcısıdır. Onlara göre, İttihat ve Terakki olmasaydı Osmanlı İmparatorluğu günümüze dek güle, oynaya varlığını sürdürecek denli gönençli ve sağlam bir devletti. Gülümseyip geçmeyi yeğliyorum! Bir de tavsiyede bulunuyorum! Bu gibilerle hiçbir şekilde ve özellikle de İttihat ve Terakki konusunda tartışmaya girmemeniz ruh ve beden sağlığınızı korumanız bakımından son derece önemlidir demekle yetiniyorum.

İttihat ve Terakki karşıtlığı hiç akla gelmeyecek kesimleri birleştiren, ortak paydada buluşturan bir kutuptur. İddia ediyorum! Sağdan, soldan ve orta yoldan İttihat ve Terakki düşmanları (daha doğrusu cahilleri) bir araya gelse bugünkü iktidardan daha fazla oy alır.

Gelelim bizim mahalleye! Sol eğilimli, ulusalcı, Cumhuriyetçi ve bunlar kadar önemlisi akılcı ve bilimsel olduklarını öne sürenlerin bulunduğu nicelikçe az ama nitelikçe fazla olanlardan söz ediyoruz.

İttihat ve Terakki söz konusu olduğunda epeyce gürültü çıkartacağımız kesindir.

Bir deneyimimi aktarmama izin verin!

Birkaç yıl önceydi. İzmir’de Köy Enstitüleri’yle ilgili bir etkinlikte tanışmıştık. Aynı zamanda meslektaşımdı. Tıpkı Köy Enstitülü babası gibi kalemi de kuvvetliydi. Sık görüşmemiş olsak da dostluğumuzun yazı alışverişiyle sürdüğünü sanıyordum. Günün birinde kendisinden aldığım kısa iletiyle aklım başıma geldi. Sözü uzatmayı gerekli görmemiş olduğu anlaşılıyordu kısa yazısından. Kimi yazılarımdaki “İTTİHATÇI yaklaşım ve eğilimlere” öfkelenmiş olduğunu saklamayacak kadar açıklıkla ifade etmişti rahatsızlığını. Yazı arkadaşlığımız o köşeli değerlendirme sonrasında sonlandı. Canı sağolsun!

İTC1

Benim açımdan sorun yok! Her ne kadar İttihatçılık yapma amacım yoksa da İttihatçılık etiketi bana zarar vermez. Başka pek çoğu gibi İttihat ve Terakki de yakın tarihimize damga vurmuş, etkili olmuş bir oluşumdur. Bize aittir. Hiç kuşkusuz her kurum ve oluşum gibi hatalar da yapmıştır.

İttihat ve Terakki’yi diline dolayanlara, onun üzerinden düşünce ürettiği yanılsamasına düşenlere İttihat ve Terakki’yle eşzamanlı boy göstermiş olan, örneğin Ahrar ya da Hürriyet ve İtilaf Partisi gibi siyasi oluşumların neden bu denli iz bırakmadığı ve günümüzde söz konusu edilmediği sorusunu yöneltmekle yetiniyorum.

İttihat ve Terakki’nin Osmanlı’yı yıktığı yolunda inançları olanlara bir çift söz yeter!

Osmanlı II. Viyana Kuşatması’nı izleyen ardışık yenilgiler sonrasında imzalanan Karlofça ile girmiştir yıkım turnikesine. Hatta, bazı ünlü tarihçiler bu yıkım turnikesine girmeyi Muhteşem Süleyman dönemine bile götürürler. Elbette, antlaşmalara Osmanlı’nın yıkılması gibi açık ifadeler konmamıştır. Ama, Osmanlı’nın yıkılışa giden yola girdiği en tepedeki padişah da içinde olmak üzere pek çok kişi tarafından algılanmış ve kavranmıştır. İzleyen yıllarda III. Ahmet’le başlayan, III. Selim’le güçlü bir şekilde kendisini gösteren II. Mahmut ve sonrasında neredeyse hiç ara vermeyen Yenileşme ve

Modernleşme çabaları bu algının önde gelen tarihsel kanıtları olarak yerli yerinde durmaktadır.

Osmanlı yıkılmak için neden 200 yıl bekledi diye soracaklara da bir çift sözümüz olsun!

1. Osmanlı’nın bu sürece tepkisi ve yıkım tarihini erteleme yönündeki çabalarının hakkını yemeyelim.
2. Osmanlı’nın yıkımından yarar uman emperyal devletlerin ortaya çıkacak mirası paylaşma konusundaki anlaşmazlıkları da bir kenara not edelim. Daha açık ifadeyle yıkıcılar için en uygun zaman arayışı deyip geçelim.

ittihat

Yakın tarihimizin ikinci devrimi sayılan 1908’deki II. Meşrutiyet Devrimi’nin altında İttihat ve Terakki’nin imzası vardır. Dolayısı ile İttihat ve Terakki doğru bir iş yapmıştır. Milli Mücadele bu devrim temelinde yükselmiş, Cumhuriyet bu birikimle kurulmuştur.
İttihat ve Terakki Osmanlı’yı I. Dünya Savaşı’na soktu ve yıkımı tamamladı diyenlere de şu sözlerle karşılık verilebilir. İttihat ve Terakki olsun olmasın Osmanlı bu savaşa girecekti. Çünkü, Osmanlı o yıllarda yıkılmak üzereydi ve paylaşılma konusuydu. Paylaşılmaya konu bir hastalıklı yapı istese de savaş dışı kalamazdı. Daha anlaşılır sözler kullanmak gerekirse Osmanlı’nın bu savaşın dışında kalması gibi bir olasılık yoktu!
Denilebilir ki, İttihat ve Terakki’nin yanlış tercihi sonucu savaşa yanlış safta girmiş olduğumuzu söyleyecekler de elbette çıkabilir. Dilin kemiği yok! Ama, tarihin tunç yasaları var! Almanya ile birlikte savaşa katılmadan önce diğer seçeneklerin göz ardı edildiği sanılmasın. İngiltere’ye parasının tamamına yakını ödenmiş olan ve teslim edilme noktasında el konulan Sultan Osman ve Reşadiye zırhlıları konusu okunur, öğrenilirse iyi olur.

İttihat ve Terakki’nin olduğu kadar önde gelen İttihatçıların hiç kuşkusuz hataları da olmuştur. Örneğin, Enver Paşa’nın, Anadolu’da Milli Mücadele verilirken Türkistan’da Sovyet rejimine karşı silahlı mücadeleye girişmesi dipsiz kuyuya taş atmaya benzer bir eylem olmuştur. Sovyetlerin, Milli Mücadele’ye açık desteği bilinirken Enver Paşa’nın sonu belli bir serüvende kendisini feda etmesi en basit şekilde kaynak ve insan savurganlığı olarak nitelenebilir.

İttihat ve Terakki saflarında yer almış kimseler arasından Atatürk’e suikaste yeltenenler olduğu gibi Cumhuriyet’i kuranlar, Devrimler’i yaşama geçirenler de çıkmıştır.
Çok da bilinmeyen bir başka gerçek İttihat ve Terakki’nin ancak Lozan’la ortadan kaldırılabilen Kapitülasyonları yürürlükten kaldırma girişimidir. Girişim olmanın ötesinde resmiyete kavuşturulan bu yaklaşım I. Dünya Savaşı’nda yenik düşülmesiyle uygulamaya girememiş olsa da İttihat ve Terakki’nin devrimci ve ilerici tutumuna örnek olarak değer taşır.

Yine, iktisat tarihimiz gözden geçirildiğinde ilk Milli İktisat girişimlerini İttihat ve Terakki dönemine borçlu olduğumuz görülür.
Tarihe, uygun numaralı gözlüklerle bakmak son derece önemli.
Yalan yanlış bilgilerle çığırtkanlık yapmak yerine gerçeklere dayanan sağlıklı çözümlemeler toplumumuzun önde gelen gereksinimidir. Bu konuda yolda yürüyen vatandaştan beklenti içinde olmak gerçekçi olmayabilir. Ancak, hiç olmazsa aydın etiketliler özenli olma göreviyle karşı karşıyadır.

 

Son Söz

“TARİHİ YAZANLAR ONU YAPANLARA SADIK KALMALIDIR!”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Yayınlayan

cumhuriyetciyorum

Cumhuriyet savunucusu bir yurttaş...

One thought on “İTTİHAT VE TERAKKİ : BİR MAYINLI ALAN”

  1. Enteresan değerlendirmeler.Zıtlık ta bulsanız keşke arkadaşlığınızı sürdürseysiniz derim çünkü günün sonunda bu tipler satın aldıkları fikirleri değiştirmeseler bile sizin onları satın alabileceğinizin mesajını da verirler. Çok gördük böyle saf değiştirenleri;her şey paranın gücüne dayanıyor bu çağda. Android’de Yahoo Postadan gönderildi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s