İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZELERİ

Osmanlı döneminde arkeoloji alanındaki ilk müzecilik girişiminin Harbiye Nazırı Fethi Ahmet Paşa’nın öncülüğünde Topkapı Sarayı yerleşkesindeki Aya İrini avlusunda 1846’da oluşturulan koleksiyonlar olduğu kabul edilir.

1869’da Sadrazam Ali Paşa’nın valiliklere gönderdiği genelgeyle eski eserlerin toplanarak İstanbul’a gönderilmesi isteği bir diğer önemli adımdır. Müzei Humayun (İmparatorluk Müzesi)’un kurulması da bu genelgeyle başlamıştır denebilir.

Ahmet Vefik Paşa’nın Maarif Nazırı olmasıyla ivme kazanan Müzei Humayun çalışmaları Avusturya Lisesi Müdürü Dr Philip Anton Dethier’in müdür olarak atanmasıyla bir başka önemli aşamaya kavuştuğu kabul edilir.

Dethier’in ölümü sonrasında yerine yabancı müdür arayışına girilmişken şaşırtıcı bir kararla Sadrazam Edhem Paşa’nın oğlu Osman Hamdi Bey bu göreve atanmıştır. Kuşkusuz farklı bir sayfanın açılmış olması demektir bu atama.

Çinili Köşk düzenlenerek salonlara sığmayan tarihi eserlere mekân yaratılmıştır.

1883’te Almanların kazı yaptığı öğrenilen Nemrut Dağı çalışmalarının başına Osman Hamdi Bey atanmıştır. Sayda (Sidon) kazısı da bir Türk’ün sorumluluğunda yürütülmüştür. Örneğin, İskender Lahdi bu kazıda günyüzüne çıkartılmıştır.

İskender Lahdi
Likya Lahti

Bu sıçrama şimdiki müze yapısının çekirdeğini oluşturan girişimi tetiklemiştir. Türkiye’nin ilk müze yapısı olma özelliğini de taşıyan İstanbul Arkeoloji Müzesi 1891’de hizmete girmiştir. Çinili Köşk çevresinde sayları artan yapılar zamanla bir yerleşke oluşturmuş.

Çinili Köşk

Müze yapısıyla birlikte kazılar da hız kazanmış. Yatağan yakınlarındaki Karya kenti Lagima kazısı da Osman Hamdi Bey tarafından yürütülmüştür.

Müzede Osmanlı toprakları göz önüne alındığında o zamanki tüm bölgelerden eserlerin yer aldığı söylenebilir.

Girişte ve ilk kattaki lahit çokluğu dikkat çekicidir.

Antik Çağ heykel sanatına ilişkin olarak da pek çok esere rastlamak olasıdır.

Halikarnas Mozole Aslanı
Tanrı Bes

Son dönemde İstanbul’daki Marmaray ve metro yapımına eşlik eden kazılar da müzenin varsıllaşmasına katkıda bulunmuş.

Müzenin çay bahçesinde antik dönem yapıtları eşliğinde çayınızı yudumlayarak günün yorgunluğunu atmak da benzersiz bir deneyim olsa gerek.

Ceyhun Balcı

30.01.2020

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s