AYASOFYA

Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.

Mustafa Kemal Atatürk

Sözler özleriyle bir araya geldiğinde anlam kazanır. Yukarıdaki de onlardan biridir.Atatürk’ün sözleri incelendiğinde hemen hepsinin öze kavuşturulduğu görülür.

Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne gittiğimizde içeride eşi benzeri olmayan yapıtlar kadar müzeyi çevreleyen parmaklıklardaki tarih çekmişti ilgimizi. 1921. Müzenin kuruluş tarihi.

Emperyalist maşası Yunan, Ankara kapılarına dayanmışken bile müze kurmayı akıl edebilen bilgelik!

Bundan 5 yıl önceydi! Anadolu’nun önde gelen uygarlığı Hitit yurduna doğrultmuştuk rotamızı.

Alacahöyük’teki müzenin girişinde Atatürk’ün onca dert ve sorun arasında 1935’te buraya gelerek henüz başlamış kazılara bir süre eşlik ettiğini öğrenmiştik. Şaşırmış ve bir o kadar da etkilenmiştik.

Alacahöyük Müzesi

Kendi gözlemlerimize dayanan bu iki örnek bile Türkiye Cumhuriyeti’nin kültür temeli üzerinde yükseldiğini kanıtlamaya yeter de artar!

Geçtiğimiz günlerde Ayasofya hiç gerekli değilken gündemin baş konusu oldu! Bir yandan salgın diğer yandan salgın kaynaklı ekonomik zorluklar varken Ayasofya konuşmak ancak sıkışan iktidarın isteyebileceği bir şey olsa gerek. Gereksiz de olsa bir şekilde dayatmayla önümüze konan Ayasofya’yı konuşmak zorunda kaldık.

Bin beş yüz yıllık Ayasofya’nın aynı zamanda bir anıtsal tanık olduğunu anımsamakta yarar var!

Jüstinyen’e başkaldırının adı olan Nikaİsyanı’yla başlayan tanıklık, 1204’teki Latin İstilası’natanıklıkla sürer. Fatih’in İstanbul’a girişiyle açılan Yeniçağ’a tanıklık az şey mi? Sonrasında emperyalist işgal orduları ve onları dize getiren Mustafa Kemal’in utkusu!

Yeryüzünde bunca önemli olaya ve dönüşüme tanıklık etmiş kaç yapı gösterilebilir?

Bugün Ayasofya’yı camileştirme üzerinden yürütülen yersiz, gereksiz ve hatta utanç verici sığ tartışmalar kültür temeli üzerinde yükselmiş ve ayakta kalmış Türkiye Cumhuriyeti’ne vurulan ölümcül darbe olma özelliği de taşımaktadır.

Atatürk milliyetçiliğianlayışını gerek cehalet ve gerekse hıyanetle değerlendirenlere bir türlü anlatılamayandır onun Anadolu uygarlıkları ve kültürüne dayanan milliyetçilik anlayışı. Onun milliyetçilik anlayışı din, dil, etnisite ya da milliyete değil Anadolu kültürü ve dolayısı ile uygarlıklarınadayanmıştır. İşte bu nedenleAnkara’da  top sesleri işitilirken müzecilik demiştir. İşte bu nedenle ülkesi binbir yokluk ve yoksunlukla başetmeye çalışırken bilim insanlarının Hitit uygarlığını aydınlatma serüvenine eşlik etmeyi akıl edebilmiştir.

Ayasofya üzerinden yürütülen dinci ve gerici gövde gösterileri ne Atatürkhumanizminene de Anadolu’nun kadim bilgeliğine yakışmamaktadır. Cumhuriyet’i yıkmaya, Atatürk’ü silmeye ant içmişlere yakışan düzeysizlik fazlasıyla kendisini göstermiştir bu gerekçeyle bir kez daha.

1934 yılında alınan kararın ardından 1935 yılı başında müzeleştirilerek ziyarete açılan Ayasofya, tarihselliği, tanıksallığı ve kültürselliğiyle dimdik ayaktadır. Yerle bir olanlar ise Türkiye’yi yönetme orununda bulunup yönetemez duruma gelen beceriksizlik anıtlarıdır. Anıtsal tanık Ayasofya bir kez daha öne sürülerek oyalama ve kandırma girişimine aracı edilmektedir.

Türkiye, iktidarıyla muhalefetiyle düzey sorunu yaşamaktadır. Hiç olmayacak yerden muhalefet gerekçesi çıkartanların Ayasofya konusunda iktidara uymuş olmaları, Ege’deki ada ve adacıklar işgal edilirken sessiz kalabilen iktidarın Ayasofya üzerinden bilek güreşine heveslenmesi anlaşılır gibi değildir.

Derinlikten ve düzeyden yoksun siyaset esnafı için bir anlam taşımasa da Atatürk’ün sözleriyle bitirelim :

“Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne en aşağı yedi bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı, beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu, sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı ve onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”

Anıtsal tanık Ayasofya’ya ve onu müzeleştirerekayrıcalıklı bir değere dönüştüren Atatürk’ün anısına saygıyla…

Bu yazı Dağarcık Türkiye temmuz 2020 sayısı için yazıldı ve yayımlandı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s