ŞİMDİ UNUTMA ZAMANI

İzmir’de yıkıma neden olan Sisam Depremi’nin (kesinlikle İzmir Depremi değil) üzerinden bir ay geçti. Doğa kendisine yapılana çoğunlukla anlık tepkiler vermiyor! Bir kenara yazıp, sırası geldiğinde verdiği karşılıksa oldukça sarsıcı ve yıkıcı olabiliyor.

Yerkabuğu da durup durup belirli aralılarla tepki veren doğa unsurlarından birisi!

30 Ekim’deki depremden hemen sonra tıpkı öncekilerde olduğu gibi “ders almalıyız” tekerlemesi bolca işitildi. Bu durumun geçici şaşkınlıktan kaynaklı olduğundan adım gibi emin olsam da bir olasılık yanılmayı dilemiştim.

Ne yazık ki yanılmadım!

Sisam depreminin İzmir’de yıkıma neden olduğu Bayraklı ve Bornova yoksulların değil orta ve üzeri gelirlilerin yerleştiği bölgedir. Bu nedenle iki aydır süren yoğun taşınma etkinlikleri hız kesmiş değildir. Bir şekilde ekonomik olanağı bulunan pek çok insan bu karabasanı bir kez daha yaşamamak için bölgeden uzaklaşmayı sürdürüyor.

Diğer yandan ise unutma zamanı çoktan gelmiş gibidir!

Bölgede yaşayan herkes buraları bırakıp gidemeyeceğine göre şu ya da bu şekilde duruma alışmak kaçınılmazlaşıyor.

Gözümle görmesem de pek çok hasarlı yapıda kolon ve kirişlerin makyajlanması işlemi başlamış olmalıdır. Buralarda mülk sahipleri değilse de onların kiracıları oturmayı sürdürecektir. Böylece emlak pazarındaki sorunlu durum da bir ölçüde giderilmiş olacaktır.

Depremde yıkılan ya da yıkılmasa da sonradan yıkımı tamamlanan yapılar için gündemdeki konu yeniden yapım olacaktır. Bakanlıkça da açıklandığı gibi hiçbir şey olmamış gibi aynı yere benzer yapılar dikilecektir. Buradaki sorun ise yeniden dikilecek yapıların yatay ya da dikey genişleme/uzama istekleri çevresinde düğümlenecektir. Emlak yatırımını barınak sahibi olmanın yanı sıra kazançlı bir alan olarak da değerlendirme alışkanlığı edinmiş pek çok kişi bu iş için ceplerinden para çıkmasına hiç ama hiç sıcak bakmayacaklardır. Dolayısı ile ver arsayı al konutu anlayışı yeni üretilecek yapıların kaçınılmaz üretim yöntemi olmayı sürdürecektir.

Yer kabuğunun kükremesi karşısında dehşete ve ürküye kapılanlar için unutma zamanı geldi bile.

Çalıştığım kurum İzmir’de depremin yıkım merkezinde olduğu için depremden bu yana hastalarımla depremi de konuşuyorum.

Çöken bir apartmanın yıkıntısından ayak parmağındaki önemsiz bir kırıkla kurtulana bile rastladım.

15 yıl kadar çalışma arkadaşlığı yaptığım bir sağlık çalışanının oğlunu depremde yitirmesi de, bir meslektaşımın eş ve çocuklarını depreme kurban vermesi de, terör gazisi bir hastamın biricik kızını sonsuzluğa uğurlamış olması da geçtiğimiz iki ayın acıklı olgularından benim bilebildiğim bir kaçıydı.

Birkaç gün önce çalıştığım merkezin yanı başındaki bir sitede oturduğunu öğrendiğim hastamın anlattıkları da bir o kadar etkileyiciydi. Hasarlı yapıyı inceleyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri yıkıma gerek görmezken bağımsız bir deprem analiz şirketi yapıda oturmanın tehlikeli olduğuna ilişkin görüş bildirmiş. Bakanlığın, deprem hasar belirleme çalışmalarına TMMOB yetkililerinin katılımını istememesinin nedeni böylece zihnimde şekillendi.

Yine çok göz önünde, ana cadde üzerinde bir yapıdaki konutlar oturulamaz durumdayken altındaki oto lastikçinin hiçbir şey olmamış gibi hizmet vermeyi sürdürmesi de anlaşılmazlar listemdeki yerini almış durumda. Görselini paylaştığım bu yapıdaki çelişkili durumu ALO 181’e 10 Kasım’da bildirmiştim. Bir buçuk ay sonra yanıtlandım. Yapıya ORTA HASARLI raporu verilmiş. Konutları kullanılamaz durumda olan yapının altındaki işyerinin etkinliğini sürdürmesine ilişkin bilgilendirme yapmayı ise gerekli görmemiş yetkililer.

ORTA HASARLI

Bir yandan devlet kendi sırtına binmesi kaçınılmaz olan yükten kurtulmaya çalışacak. Diğer yandaysa vatandaş unutma sürecine girecek!

Kuşkusuz açılan yaralar kabuk bağlayacak ve iyileşecek!

Doğanın ve yaşamın kuralı gereğince.

Sorun unutmakta değil unutmanın yeni acılara ve yıkımlara maya olmasında!

Unutmadan eklemekte yarar var!

Her ne kadar yönetenlerin hatası önemliyse de, imar suçlarının bu denli yaygınlaşması ve yerleşik duruma gelmesinde bu suçlara geniş toplumsal katılımın göz ardı edilmemesi gerekir.

Ceyhun Balcı, 03.01.2021

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s