ARTIK KORKMA ZAMANI…

Cavit Orhan Tütengil!

Bedrettin Cömert!

Bedri Karafakioğlu!

Çetin Emeç!

Bahriye Üçok!

Muammer Aksoy!

Uğur Mumcu!

Turan Dursun!

Ahmet Taner Kışlalı!

Necip Hablemitoğlu!

Hrant Dink!

Eksiği çok fazlası yoktur listenin!

Türkiye’nin siyasi içerikli sokak cinayetleri yazılsa ciltleri doldurur!

Geride bıraktığımız ocak ayı yakın geçmişin acılı izlerini taşıması bakımından anlamlıydı!

Geride kalan günlere güncel sokak cinayetleri değil ama sokak saldırıları eklendi!

Politikacı Selçuk Özdağ!

Gazeteci Orhan Uğuroğlu!

Gazeteci Afşin Hatipoğlu!

Türkiye uzun yıllardır parasal ve siyasal baskıyla politikanın biçimlendirildiği yer oldu! Bu da bir tür şiddetti. Ama hiç olmazsa fiziksel saldırı ve dolayısı ile de kan yoktu!

Adliye ve polisiye yöntemlerle kuşatılan tanıdık tanımadık sayısız insan etkisizleştirildi.

Son dönemde ardışık olarak kendini gösteren sokak saldırıları beni 40 yıl önceye götürdü. 12 Eylül’e gün saydığımız sırada sokakta güvenle yürümek, evinize, işinize ya da okulunuza ulaşabilmek şans işiydi.

Bugün, bu denli karamsar olmasak da politikacı ve gazetecilere yönelen fiziksel saldırılar korku ve ürkü yaratıcı boyutlardadır.

Daha da korkunç ve ürkü verici olan bu saldırıları kınamakla, o da yetmez önlemekle ve saldırganları arayıp bulmakla yükümlü olanların verdiği sestir. Sussalar ve hiç konuşmasalar bu kadar yaralayıcı olmazlardı!

Bir siyasi parti önderi “geçmiş olsun” ve “bizle ilintisi varsa aramızda barındırmayız” gibi dil ucuyla da söylenebilecek bir çift sözü esirgeyip işi karşıtlara ayar vermeye vardırınca…

İçişleri Bakanı bu saldırıları “tepkisellikle” açıklayınca…

Korkmamak ve ürkmemek ne mümkün!

Milletvekili olmanın ötesine geçememiş bir kabadayının sözleri çok daha kan dondurucu!

Bir tv izlencesinde Sebahattin Önkibar’a saldırıyla ilgili olarak kınamak bir yana, fırsatım olsa ben döverdim diyebiliyor. Bedeni başka, gönlü başka yerde olan bu vekil saldırganlığı kutsadığı gibi saldırganları “hareketin delileri” olarak niteleyip aklamakta sakınca görmüyor. Bu iş öldürmeye de varabilir diyerek saldırganlığı özendirmenin ötesine geçebiliyor.

“Kaşının üzerinde gözün var” diyene fezleke düzenleyen savcıları ara ki bulasın!

Bu önemli sorunun köküne değinerek bağlayalım yazıyı!

Türkiye’nin önde gelen sorunu “iktidara mecbur bir iktidarın varlığıdır”.

Tam da burada siyaseti bırakan Almanya Başbakanı Angela Merkel’i anmadan geçebilir miyiz?

Son saldırılarla verilmek istenen ileti açıktır!

İktidardan uzaklaşmamak için akla gelebilecek ne varsa yapabiliriz iletisi topluma verilmiştir!

Her neyse!

Yazının başlığına aldırmayın!

Korkmak, ürkmek ya da bir başka insani davranış çözüm değil!

Bu ve benzeri saldırılara akıllıca ve haklılığa gölge düşürmeden direnmek tek çıkar yol!

Ceyhun Balcı, 31.01.2021

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s