“SAYIN”

Duygu ve düşüncenin dışavurum aracı DİL türümüze de ayrıcalık kazandıran bir öğe.

Genelde dil, özelde Türkçe cimriliği de savurganlığı da kaldırmayaz!

Gerekeni kullanmadığınızda eksiklik, gerekmeyeni kullandığınızda fazlalık yaratabilir ve kimi zaman başınıza dert bile açabilirsiniz.

“Sayın” son zamanlarda savurganca kullanılan sözcüklerden birisine dönüştü. Böyle olunca da dilimize yapıştı. Hak etmeyen için de yanlışlıkla da olsa iki dudak arasından çıkar oldu!

Gündelik konuşma ve yazı dilinde sayın sözcüğünü hemen her fırsatta kullanmaya gerek yok oysa ki!

Sayın Cumhurbaşkanımız

Sayın Bakanımız

Sayın Başkanımız

Sayın Müdürümüz

Liste uzar gider!

Bir kişi ya da kurumdan söz ederken sayın nitelemesini ekleme gerekliliği yok gerçekte. Bir işgüzarlığın ve hatta çoğu zaman dalkavukluğun sonucudur bu savurganca kullanım!

Bir devlet büyüğünden ya da bir başka kişilikten söz ederken saygısızlık içeren niteleme kullanmadığınız sürece “sayın” sözcüğünü mutlaka kullanmak gerekmiyor. Olumsuz söz kullanmadığınız sürece sözünü ettiğiniz kişi ya da kuruma saygınızı koruduğunuz varsayılır. En azından saygısız olmadığınız açıktır!

Çok kullanılan sözcükler az önce de vurguladığımız gibi dilimize yapışıp kalıyor. Durum böyle olunca da özellikle doğaçlama konuşulduğunda bebek katilinin adının önünde bile yer bulabiliyor kendisine! Bu nitelemeyi söz konusu kişi için bilinçle ve özellikle kullananları ayrı bir yere koyuyorum. Onlar farklı şekilde değerlendirilmesi gerekenlerdir.

Bu yazıyı yazmak nereden aklıma geldi?

İçinde bulunduğum bir grupta çıkan tartışma esin kaynağım oldu!

Bebek katiline “sayın” demeyi aklının ucundan geçirmeyecek bir dost katıldığı tv izlencesinde dil savurganlığının kurbanı olmuş anlaşıldığı kadarı ile. Pek çok sayından söz ederken sıra bebek katiline gelince bu nitelemeyi onun için de ağzından kaçırıvermiş. Özde değil ama biçimde içine düştüğü hata epeyce eleştiri konusu oldu!

Dili ölçülü kullanmak önemli!

Ne eksik ne fazla!

“Sayın” nitelemesi de bunlardan birisi!

Bu kadar çok kullanıldığında kazaya uğramak kaçınılmaz oluyor…

Türkçe’nin gelmiş geçmiş en büyük tutkunlarından ve bir bakıma dirilticisi de olan Atatürk’ün ölümüne dakikalar kala “Dilim, dilim! Ahhh efendim dilim!” diye sayıkladığı söylenir.

Dil, Atatürk’ün sayıkladığı kadar önemlidir…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s