KİTLE BAĞIŞIKLIĞI : YA HEP BİRLİKTE YA HİÇ BİRİMİZ!

Tümünde değilse bile 120 dolayında ülkede başlayan aşılama umutları da artırıyor. Aşılamada başarılı olmak için gerekli eşik toplumun % 60-70’inin aşılanması olarak belirlenmiş durumda bilim insanlarınca. Küresel salgında bu oranın küresel ölçekte tutturulması gereğini unutmamakta yarar var. Bu amaca ulaşmada virüsün mutasyona uğramaması ya da varyantlar üretmemesi ya da varyant ve mutantların aşılara duyarlı olmasıkoşulu önemli gereklilik. Ancak, evrim gerçeği bu koşulun yerine gelmesinde önemli engel olarak öne çıkıyor.

Her şeye karşın kimi başlıkların gözden geçirilmesinde yarar var.

  • Aşının hastalığı önlemede ya da ağır hastalığın önüne geçmede etkin olduğu kuşkusuz olmakla birlikte yapıldığı kişinin bulaştırıcılığını önlemesi konusunda bir kesinlik yok. Kitle bağışıklığına erişmede aşının yapıldığı kişinin hastalığı bulaştırmasını önleme yeteneğine sahip olması son derece önemli bir gereklilik. Aşıların bu yeteneğindeki belirsizlik önemli bir sorun olarak öne çıkıyor.
  • Aşı dağıtımındaki belirsizlik bir diğer önemli sorun olarak boy gösteriyor. Dağıtım denince insanlığın bu konuda küresel ölçekte başarılı olduğunu söylemek neredeyse olanaksız. Örneğin,İsrail bugün için nüfusunun % 50’sini aşılama başarısına erişmiştir. Bu doğrudur. Ancak, İsrail’in komşuları olan Mısır, Ürdün, Suriye ve Lübnan’da aşılama oranlarının % 1’lerde olduğunu anımsatarak “tek başına kurtuluşun olanaksız” olduğunu eklemekte yarar var. Bu ve benzeri dengesizliklerin dünyanın başka pek çok bölgesi için söz konusu olduğu bilinmeyen bir durum değil.
  • Aşılamanın virüsün mutasyonu ve yeni varyantlar geliştirmesi süreciyle bir yarış olduğunu unutmamak gerekir. Virüsün bulaş süresi uzadıkça bu olasılığın da arttığı bellekte tutulmalıdır. Haziran 2020’de Brezilya’nın Manaus kentinde nüfusun % 60’ının hastalığa tutulduğu ve böylelikle kitle bağışıklığına erişildiği bildirilmişti. Ocak 2021’de Manaus’taki olgu sayılarında yeniden görülen artış virüsün varyant oluşturma yeteneğinin sonucu olarak değerlendirilebilir. Aşıların da varyant üretimine yol açtığı bir diğer gerçektir.
  • Hastalığın geçirilmesi ve aşılama ile sağlanan bağışıklığın süresiyle ilgili bilinmezlikler de bir başka önemli başlıktır. Bu sorunun uygulamaya yansıması aşılamanın olabildiğince kısa zaman aralığında tamamlanması gereğidir. İçinde bulunduğumuz koşullarda gerek yeterli aşının bu zaman aralığında üretilmesinin olanaksızlığı ve gerekse amaçlanan zaman aralığında aşılamanın tamamlanamayacak oluşu önemli bir sorundur. Buna bağlı olarak nüfusun önemli bölümü için ek aşılama gereği doğacak olması da bir diğer olumsuzluk olarak karşımıza çıkmaktadır.
  • Aşılama sürecinde toplumda gelişmesi olası yanılsamaya da değinmeden geçilemez. Aşılamanın başlamasıyla birlikte hemen her gün her ortamda aşılamaya karşın MASKE-MESAFE-TEMİZLİK üçlemesine uyma konusunda gevşeme olmaması gereğinin toplumdaki yansıması ne yazık ki ters yönde gerçekleşmektedir. Tıp dışı önlemler olarak da nitelenebilecek bu üçlemenin toplumun genelince sürdürülmesindeki isteksizliksorunla baş etmedeki bir diğer zayıf halkadır.

Covid 19 küresel salgını yukarıda sıralanan başlıklara ek olarak önceden de var olan ırksal ve toplumsal eşitsizliklerin su yüzüne çıkmasına yol açtı.Böylece, sosyoekonomik durumun sağlık ve sağkalımla yakın ilişkisi bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Dünyanın pek çok ülkesinde salgın kaynaklı hastalık sıklığı ve hastalığa bağlı ölümlerin sosyoekonomik durumla bire bir ilintili olduğu istatistiksel verilerle de kanıtlandı.

Az önce değinilen beş başlıktan kaynaklanan nedenlerle epidemiyologlar (salgınbilimciler) aşının etkileyici bir aygıt olmasına karşın yalnızca aşıyla kitlesel bağışıklık edinmenin olası olmadığı görüşüne ağırlık vermeye başlamış durumdadır. Dolayısı ile zamanla etkisi azalacak olsa da hastalığın kısa zaman içinde yaşamımızdan çıkması olası görünmemektedir.

Salgının sürmesinin yanı sıra hastalığa tutulma ve buna bağlı ölümlerin sınıfsal niteliği “ya hep birlikte ya da hiçbirimiz” ikilemini derinleştiren bir diğer etken olarak öne çıkmaktadır.

İnsanlığın bu sarmaldan eşitlikle ve adaletle kurtulması ne yazık ki pek olası görünmüyor.

https://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(21)00659-0/fulltext?dgcid=raven_jbs_etoc_email

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s