ALTAY-ALTINORDU

Ancak düşte görülecek bir son karşılaşma sonrasında İzmir süper lige bir takım daha gönderecek. İzmir’in iki köklü takımının karşılaşması sonrasında iki değerli kristal bardaktan birisi kırılacak.

İşin futbol yanını bilenlere bırakalım. Geçmişten bugüne uzanan Altay-Altınordu irdelemesine girelim. Spor basınımız da diğer basın gibi yozlaşmış durumda. Gündelik dedikodu ve kirli futbol çarkına duyarsızlık spor basınının önde gelen kötü alışkanlığına dönüştü. Sorgulamak yerine duruma uymak hiç de övülesi bir tutum değil.

İzmir’i bilenler için değil ama bilmeyenler için anımsatma olsun.

Süper lige çıkmak için karşılaşacak olan Altay ve Altınordu uzun yıllardır komşudur. Alsancak Garı önündeki meydan Sait Altınordu, biraz ötesindeki Anglikan Kilisesi önündeki ise Vahap Özaltay adını taşır. İkisi arasındaki uzaklık birkaç yüz metre var ya da yoktur.

Foto : Ceyhun Balcı
Sait Altınordu Meydanı

ALTAY (1914)

Kuruluş tarihi 1914 olan Altay’ın ilk adı Altay İdman Yurdu’dur. O yıllarda Levant kenti İzmir’deki Rum, Ermeni ve İtalyan etkisini kırmak amacıyla İzmir Valisi Rahmi Bey Vasıf (Çınar) ve (Mustafa) Necati beylere Şark İdadisi’ni açtırmıştı. Altay’ın kuruluşu kentteki Türkçü akımın spor aracılığıyla desteklenmesi amaçlıdır. Osmanlı sona geri sayarken İttihat ve Terakki etkisiyle güçlenen Türkçülük akımının Altay’ın kuruluşundaki etkisi yadsınamaz. II. Meşrutiyet Devrimi’nin etkisi de göz ardı edilmemeli. Kurucuları arasında Mustafa Necati ve Vasıf Çınar’ın yanı sıra Şükrü Saraçoğlu ve Mahmut Esat Bozkurt adlarına da rastlanır. Osmanlı’nın son döneminde Altay’ın milliyetçilik ve Türkçülük akımlarının önde gelen itici gücü olduğu kuşkusuzdur. Az önce adlarını andıklarımızın hem Milli Mücadele hem de Cumhuriyet’in kuruluşu ve onu izleyen devrimlerdeki önde gelen rolleri anımsandığında Altay’ın üstlendiği özgörev daha iyi anlaşılacaktır.

9 Eylül’de komutasındaki süvari alayıyla İzmir’e giren kurtarıcı Fahrettin Paşa’nın da Altay soyadını aldığını anımsatmış olalım.

Gazi Mustafa Kemal ve Fahrettin Altay

Gazi Mustafa Kemal’in Altay’la ilgili övücü sözleri de hiç kuşkusuz kulüp için ayrıca övünç kaynağıdır.

“Altay Spor Kulübünde tanıdığım gençlik iftihara şayandır. Bu gençlik müvacehesinde (kişiliğinde, karşısında) istikbalin kuvveti ve saadeti en bariz görülmektedir.’’ (Gazi Mustafa Kemal, 1925)

Altay, Türk futbol tarihinde dış sahada maç yapan ilk takımdır.

Altay 15 kez İzmir şampiyonu olarak bu bakımdan uzak ara öndedir.

İzmir’in önde gelen kulüplerinden birisi bu yazının da konusu olan Altınordu ve Göztepe’nin de Altay’dan doğduğunu bilmekte yarar var. Bu yanıyla Altay ana takım olarak da nitelenebilir.

Altay, Türkiye kupasını İstanbul’un 3 büyükleri dışında kazanan ilk Anadolu takımıdır.

Yazının başındaki meydanlara dönecek olursak Altay’ın soyadından da anlaşılacağı gibi simge futbolcusu Vahap Özaltay (1909-1965)’dır. O sırada yaşadığı kent Aydın Yunan işgaline uğrayınca ailesi Kastamonu’ya göçer. Cumhuriyet kurulduktan sonra 1924’te aile İzmir’e döner ve Vahap Özaltay için Altay serüveni de başlamış olur.

“Kara İnci” takma adıyla da bilinen Vahap Özaltay 1932’de Fransız Racing kulübüne geçer ve başarılı futbolunu orada sürdürür.

“Siyah İnci” takma adlı Vahap Özaltay

Dönemin tanınmış gazetecisi Vâla Nureddin’in Vahap Özaltay için yazdıkları ilgi çekicidir :

“Eli altında binlerce lira bulunan spor teşkilatımız, kabiliyetli fertleri tefrik edemiyor. Bizim burnumuzun dibindeki Vahap’ı dünyanın öte tarafındaki Racing kulübü bizden evvel görmüş ve almış.”

Vâla Nureddin bugünleri görse neler yazardı demeden edemiyor insan. İyisi kötüsü, genci emeklisiyle yabancı futbolcu cennetine dönüşen Türkiye’de yetenekli gençler bu kez onların önlerini tıkaması nedeniyle kendilerini gösteremez durumdalar. Bu yıl TFF 1. Lig’de yaşanan bir olay ne demek istediğimizi anlatmamıza yardımcı olacaktır.

Türkiye Futbol federasyonu sporumuzun kanayan yarası “yabancı futbolcu” sorununu çözmek yerine yarayı derinleştiriyor. Yine bir İzmir takımı olan Menemenspor’da o kadar çok yabancı futbolcu var ki, sezon içinde Adanaspor ile oynanan maçta sahada olması gerekenden bir fazla yabancı bulundurduğu için kazandığı maçı hükmen yitirdi. Bu ibretlik olaya hak ettiği yer elbette verilmedi spor basınımızda.

Vahap, yaşıtı olan Fuat (Göztepe) ve Sait (Altınordu) ile birlikte soyadı yasası çıkar çıkmaz özdeşleştiği (öz)Altay’ı soyadı olarak aldı.

Az önce Altay’ın Göztepe ve Altınordu’yu doğurduğundan söz etmiştik. 26 Aralık 1923’te kurulan Altınordu Cumhuriyet’le yaşıttır.

Altay’ın günümüz efsanelerinden Mustafa Denizli bu kez takımın başında. On sekiz günlük teknik direktör 18 yıllık süper lig özlemine son verebilecek mi? Bugünün yanıtı ilgiyle beklenen sorusudur.

ALTINORDU (1923)

Dr Hacı Hasanzade Ethem Bey ve Süleyman Ferit Eczacıbaşı Altınordu kurucularından ikisidir. Ad olarak Göktürk ve Sakatürk gündeme gelse de vatanı ve İzmir’i de kurtaran ordumuza gönderme yapılarak eski Türk devleti Altınordu’da karar kılınmıştır.

Altınordu kurucularından Süleyman Ferit Eczacıbaşı (Fotoğraf : Ceyhun Balcı)

Kulübün kırmızı ve lacivert renkleri kan ve sağlamlığı simgeleyen çelikten gelir.

Kuruluşta belirlenen ilke “vatana spor ahlakı içerisinde gürbüz evlat yetiştiermek, sportmenlik ve centilmenlik”tir.

Altınordu İzmir’in çekirdek yerleşimleri olan Tilkilik, Namazgâh, İkiçemelik ve Hatuniye semtlerinin takımıdır. Buraları şimdiki durumlarıyla değil de 100 yıl önceki konumları ve yapılarıyla gözler önüne getirmekte yarar var.

İlginç bir not. Altınordu kurulduktan sonraki ilk resmi maçını Altay’la oynamış ve 2-1 kazanmış.

Altı İzmir şampiyonluğu olan Altınordu Türkiye Birinci Ligi’nde kurulduğu 1959’da yer almış. 1970’te küme düşen takım 3. Ligi de tatmış. İkinci ve 3. kümelerde in çık yapan Altınordu 2012’de yeniden yapılanarak bugünlere uzanan başarı öyküsünü yazmaya başladı.

Bu arada, adı futbolla özdeşleşse de basketbol ulusal ligimizin ilk şampiyonu da Hüseyin Alp’li Altınordu’dur.

Hüseyin Alp’li Altınordu

Altınordu’yu soyadı yapan Sait Altınordu (1910-1979)’dan söz etmemek olmaz. Altınordu formasını ilk kez 1926’da giyen Sait Altınordu 1953’e dek 27 yıl süreyle aralıksız terletmiştir bu formayı. İstanbul kulüplerinin daha fazla para önerilerini yok sayarak futbolu başladığı yerde bitirmiştir.

Sait Altınordu’nun sahaya çıkarken hiç eksik etmediği uğuru hindisidir. Hindisiyle sahaya çıkmıştır çoğu kez. Sahalaramızın “bir baba hindi, olaydı imdi, atardı Sait” tezahüratına da esin kaynağı olmuştur Sait’in hindisi. Bu sözler değişerek de olsa uzun yıllar boyunca yeşil sahalarımızı çınlatmıştır.

“İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu” üçlemesini rehber edinen yeni Altınordu kısa erimli başarılara odaklanmak yerine kulübü futbolcu akademisine dönüştürme yoluna gitti. Türk futbol ortamına egemen olan “hemen başarı, hemen şampiyonluk” tutkusu yerine kökleşme ve yerleşikleşme tercihi Altınordu’nun 10 yıl gibi kısa süre içinde hemen herkesin dikkatini çekmesiyle sonuçlandı.

Altınordu’yu en iyi anlatan görsellerden birisi

Az önce değinmiştik.

Bir başka İzmir takımı Menemenspor yabancı futbolcusunun sayısını şaşırırken Altınordu yabancı futbolcu sevdasından uzak durdu. Bu duruşu bir ilkeye dönüştürdü.

İçi boş “yerli ve milli” söylemlerinin olur olmaz her yere egemen olduğu Türkiye’de Altınordu “yerli ve milli” kavramının içini doldurdu. Avrupa’da örnekleri az değildir ama takımın şu andaki A takım teknik direktörü Hüseyin Eroğlu’nun 10 yıldır görevde oluşu Türkiye’nin hiç de alışık olmadığı bir durumdur.

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlâklısını severim” sözleri Altınordu’da ete kemiğe bürünmüş gibidir. Sportif başarı hiç kuşkusuz önemsiz değildir. Ama, bunun kadar önemlisi iyi birey ve iyi vatandaş olmaktır Altınordu’ya göre.

İki gün sonraki Altay-Altınordu maçı sonrasında bir takım bulunduğu yerde kalırken kazanan süper lige çıkacak.

İzmir kentinin kazançlı çıkacağı kesin.

Sonuç ne olursa olsun Altınordu şimdiden kazançlıdır.

Kimselerin göze alamadığını göze almış ve sportif başarı kadar diğer bakımlardan iyi olmanın gereğini hemen herkese öğretmiştir.

İzmir’in köklü kulüpleri Altay ve Altınordu’nun tarihinde kısa bir gezinti yapmış olduk.

Futbol futboldan çok daha fazlasıdır desek yanılmış olur muyuz?

ALTAY-ALTINORDU” için 3 yorum

  1. Gençliğimde futbol oynamış ve FB taraftarı bir birey olarak bilmediğim çok önemli bilgileri öğrenmiş oldum..Çok teşekkürler sn.Ceyhun Balcı.
    Ama yorumunuz çok daha güzel ve etkili.Sonuç ne olursa olsun kazanan İzmir ve Türk futbolu olacaktır.
    Hak eden kazansın. Her iki takımımızada başarılar.

  2. Yolun açık olsun ‘ ihtişamlı’ Altınordu… Süper Lig’e çıkarak söylentilere en güzel cevabı verebilirsin ancak… Bir zamanlar Trabzonspor’un başarısı, altyapısı, tamamı yerli olmasıyla sempati ve saygı duyardık. Demek ki şart değilmiş milyon dolarları yurtdşına akıtmak!! Süper Lige çıksa da çıkamasa da bu ilkelerle devam ettiği sürece mutlaka bir gün çıkacaktır ve şampiyonluğu da kazanacaktır. Bizim çocuklarımıza yeter ki şans vermekten vazgeçmeyelim.Sizlerle biz İzmirli olarak gurur duyuyorum. Darısı diğer kadim İzmir kulüplerinin de başına diyorum. İzmir, futbolcu fabrikalarının olduğu , tatlı bir rekabetin yaşandığı Altınordu tarzı akademilerle dolsun ! İşte o zaman yabancı oyuncu alacağımıza , oyuncu göndermeye başlarız. Türk Futbolu da şahlanır.

  3. Saygın Balcı. Belgesel olduğu denli duygusal içerikteki bu yazını da beğenerek okudum. Beni “her iki takımı da üst lige birbirlerine kırdırmadan almak gerek… ” diye düşındürdün … Yetkim olsaydı, yapardım. Sağ ol, gönenç içinde çok yaşa. Tarık Konal

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s