HELSİNKİ’DEN CENNET KÖŞELER

SEURASAARİ

Yarım günümüzü Seurasaari’ye ayırıyoruz. Turizm danışmadan aldığımız bilgiye dayanarak merkez gar yakınındaki duraktan 24 numaralı otobüse binmek yeterli bu cennet köşesine ulaşmak için. Seurasaari belediye otobüsüyle gidilecek kadar yakın. Diğer yandan dinginliği ve sessizliğiyle ise Helsinki’den çok uzaktadır bu adacık.

“Saari” son eki Fince’de ada anlamına geliyor. Önüne gelen ek ise adanın adını tanımlamış oluyor.

Adacık bir köprüyle bağlanmış anakaraya.

Kırk altı hektar yüzölçümüne sahip bu adacığı açık hava etnoğrafya müzesi olarak nitelemek yanlış olmaz. Finlandiya kırsalından kütük evler buraya taşınarak ilgililerin bilgisine sunulmuş. Farklı yerlerde farklı kültürlerin simgesi olarak yapılmış ahşap evler buradaki doğal ortamda yaşatılarak bir yandan kültür kalıtına sahip çıkılırken diğer yandan da önemli bir çekim merkezi oluşturulmuş.

Girişte kanocularca ve Helsinki’nin havacı efendileri martılarca karşılanıyoruz. Böylesi turistik bir yerde bile Finceden ödün verilmediğini görüyoruz.

Konut örnekleriyle ilgili açıklamalara konutun getirildiği yerin haritadaki konumu da eklenmiş.

Martılar, ördekler ve elbette sincaplar adacığın değişmez yerleşimcileri olarak hemen her an karşımızdalar.

Ziyaretçilere hizmet veren tek lokanta 1890’da yapılmış. Yakın zamanda kapsamlı bir bakım onarım geçirmiş. Acıkan ve susayan gezginlere alkollü içki dışında hemen her şey sunuluyor burada. Finlandiya’da, toplumu alkolden uzak tutmak bakımından önemli uygulamalardan birisi olarak hemen yerde karşılaşabiliyorsunuz.

Otuz metrelik boyu ve 83 cm’lik çapıyla adanın en kıdemli ladinini selâmlayıp sürdürüyoruz gezintimizi.

İskandinavya’nın ahşap kiliselerinden birisine burada da rastlamak şaşırtmıyor bizi.

Ahşap yel değirmeni adacık turumuzun son fotoğraflık görüntüsü oluyor.

Bizi buraya getiren 24 numaralı otobüsle geriye dönüyoruz.

PORVOO

Günümüzün geri kalanını Porvoo’ya ayırmaya karar veriyoruz. Helsinki’nin 50 km doğusunda Finlandiya körfezi kıyısında konuşlu Porvoo’ya ulaşmak için Helsinki merkezindeki otogardan kalkan otobüse biniyoruz. Kentin göbeğindeki otogarda bırakınız karmaşa ve koşuşturmayı insana rastlamakta zorluk çekiyoruz.

Bir bölümü otoyoldaki yolculuğumuz yan yollara girince daha da zevkli hale geliyor.

Elli bin nüfuslu bu şirin ilçeye gelme kararımızın yerindeliği otobüsümüz bir köprüden geçerken gözlerimizin önüne serilen manzarayla onaylanmış oluyor.

Kırmızı okr boyalı ahşap evler büyüleyici görüntüler sunuyor.

Görülesi yerler bu şirin ilçeyle aynı adı taşıyan akarsuyun iki yanına belirli aralıklarla konuşlanmış köprülerden geçtik. Sayısal fotoğrafçılığın sunduğu ölçüsüzlüğün verdiği rahatlıkla elimizi neredeyse deklanşörden çekmiyoruz.

Arnavut kaldırımlı sokakları süsleyen rengarenk ahşap yapılar ilgi odağımız olmakta gecikmiyor.

Eski şehir bölgesi ulusal kent parkı olarak da düzenlenmiş.

Finlandiya’da hemen her an dikkatimizi çeken “temizlik” burada da öne çıkıyor. Başka alanlardan esirgenen görkem buradaki genel tuvaletten esirgenmemiş.

İsveç kökenli Fin şair Johan Ludvig Runeberg uzun süre Porvoo’da yaşayıp lisede edebiyat öğretmenliği yapınca anısı heykeliyle yaşatılmış. Tam da burada Cumhuriyet’in ilk yıllarında liselerde edebiyat öğretmenliği yapan ünlü yazın insanlarımızı anımsıyoruz. Finlandiya’da yükselen eğitim-öğretime karşılık ülkemizde yaşadığı nitelik yitimiyle dibe yolculuğu hızlanan eğitimimizin acıklı serüveni içimizi burkuyor.

Rus egemenliği döneminin izleri Provoo’da da kendini göstermekte gecikmiyor. Eski istasyon bizi birkaç yüz yıl geriye götürüyor. Rus imparatorluğu Finlandiya’daki egemenliğini baskı aracı olarak kullanmak yerine başkent Petrograd’a kalkan yapayı yeğlemiş. Durum böyle olunca Finlere özerklik ve devletleşme yolu Rus egemenliği döneminde açılmış.

Burada İkinci Dünya Savaşı’na ilişkin izlere de rastlıyoruz. Daha önce de değinmiştik. Finler bu savaş sırasında hem Sovyetlere hem de Nazilere karşı vuruşmak zorunda kalmışlar. Ruslara yönelik düşünceleri olasılıkla bu nedenle olumsuzlaşmıştır denebilir. Bu kez Soğuk Savaş’ta tampon olma işlevi düşmüş Finlandiya’ya. Gönlünün istediği gibi davranabilmek için Sovyetlerin çöküşünü beklemekten başka çare kalmamış Finler için.

2021’de Porvoo 675. kuruluş yıldönümünü kutladığına göre Porvoo başkent Helsinki’den daha kıdemli demektir.

Kent katedralinin bahçesinde dinbilim profesörü aynı zamanda Porvoo piskoposluğu da yapan Frans Ludwig Schauman’ın büstü yer alıyor.

Yine burada yer alan bir başka yazıtta Finlandiya’nın bağımsızlığı ilan edildikten hemen sonra (1918) çıkan iç savaşta yaşamını yitiren Porvooluların adları ilişiyor gözümüze. Adlardan anladığımızca İsveç kökenli Finler de var aralarında. Finlandiya’da daha başlangıçta Fin milleti kavramının oluştuğuna ilişkin bir kanıt sayıyoruz bu anıtı.

Yakında rastladığımız bir başka büstte Gabriel Linsen adını okuyoruz. Helsinki doğumlu (1838), Porvoo ölümlü (1914) keman virtüözü, besteci ve orkestra şefinin anısı böylelikle ölümsüzleştirilmiş.

Yabancı ülke kentlerinde gezinirken gözümü yerden de ayırmama çabası içinde oluyorum. Finlandiya’nın kuruluşunun 100. yılı anısına tasarlanan rögar kapağı ilgimi çekiyor.

İyi ki gelmişiz dediğimiz Porvoo’dan ayrılma zamanı gelip çatıyor. Geldiğimiz şekilde otobüsle dönüyoruz Helsinki’ye.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s