OLİMPİK ESİNTİLER

Sokaktaki Tokyolunun bile yapılmasına karşı çıktığı, ne salgınbilim kurallarıyla ne de akılla ve bilimle bağdaşmayan Tokyo Olimpiyatları yapılmaya başladı. İzleyicisiz ve doğal olarak ruhsuz bir olimpiyat olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı?

Daha önce de vurgulamıştım.

Olimpiyatların bir kez daha ertelenmesi için bunca gerekçe varken yapılması için üstelenmesi olimpizm ruhuna aykırıdır. Böyle bir üstelemenin akıllara pek çok şeyi getirmiş olması doğal karşılanmalıdır.

Türkiye olarak bu yazının yazıldığı sırada 1 altın, 2 de bronz madalya almış durumdaydık. Boksta almayı garantilediğimiz madalyaları da ekleyebiliriz.

İlk gün karışık çiftlerde okçularımız bronz madalyanın kıyısından dönmüşlerdi. Okçuluk madalya alamasak da süreklilik sağlayabildiğimiz sporlardan birisi olmayı sürdürmüştü. Uzun süredir çizgisini koruyan okçuluk hak ettiği madalyaya Mete Gazoz’un aldığı altınla erişmiş oldu. Ne kadar sevinsek, sporcumuzu ne kadar kutlasak az gelir. Hemen belirtelim modern olimpiyat tarihinde bizim adımıza erişilmiş en büyük başarıdır.  

Alkışlar Mete Gazoz’a…

Yakın zamana dek “Gazoz olma ,efsane ol!” içit üreticisi Mete Gazoz’a destekçi olmuş. Önceki sloganını değiştirmek isterse Gazoz olmanın efsane olmaya engel olmadığını anımsayabilir.

Yine başlangıçta bir atıcımız 4.lükte bronz madalyayı kılpayı kaçırdı. Her nedense bu önemli başarı basınımızın ve dolayısı ile de kamuoyunun ilgisini çekmedi. Dağda, bayırda, ovada, kentte silah kullanmayı seven insanımızın sportif atıcılığa uzaklığı anlaşılır gibi değildir.

Olimpiyat dördüncüsü atıcımız Ömer Akgün. Çoğu basın organı bu önemli başarıyı “buruk sevinç” olarak nitelemiş. Spor başarısını madalyayla, kürsüye çıkmakla, şampiyonlukla değerlendirme kötü alışkanlığının incitici yansımasıdır.

Bir de eskrim ve binicilikte yoka eşdeğer oluşumuzu anlamakta zorlanıyorum.

Geçmişte askerlerin ve diğer güvenlik güçlerinin başta atıcılık olmak üzere bu sporlara oldukça ilgili olduğunu anımsıyorum. Bu ilginin günümüzde sön(dürül)müş olması üzücüdür.

Oysa, ulus olarak köklerimiz “atlı çoban” kültürüne dayanır. İyi ata binmek, at üstünde ok ya da başka silahları kullanabilme becerisi geçmişimizde vardır. Bu geçmişi bugüne taşıyamamak sorgulanası bir eksikliktir. Ata sporu kavramını güreşle sınırlamak hiç de gerçekçi sayılmaz.

Unutmadan ekleyelim!

Kadın voleybolcularımızın olimpiyatlara Çin yengisiyle başlamış olması da övgüye değerdir. Onlar da son çeyrek yüzyıl boyunca sürdürdükleri başarıyı olimpiyatlara taşımış oldular. Ama, bunun kadar önemli diğer başarıları da kadını sınıflar altı varlık sayanların suratında patlayan smaçları olmuştur. İtalya ve ABD karşısında alınan yenilgilere üzülmemek gerekir. Her ikisi de şampiyonluğun güçlü adaylarıdır. Arjantin’i yenmiş olmamız da son derece olağandır. Bir üst tura geçmek değil olimpiyatta bulunmak bile başlı başına başarıdır.

Sağ olsunlar, var olsunlar!

Ata’nın kızlarına şükranlarımızla…

Bu arada, yüzme yarışlarında finallerin alışılmışın tersine sabah saatlerinde yapılması özellikle sporcuların eleştirisine konu oldu. ABD’de olimpiyat yayın haklarını elinde tutan NBC’nin Amerikalı tv izleyicilerini düşünerek baskıyla bu kararı aldırttığı söylentileri de dolaşıyor ortamda. Söylentisi gerçekleşmesinden kötü olan durumlardan birisi olarak tarihteki yerini almıştır.

Yüzmede de aşama yaptığımız açıktır. Finale kalamamış olmamıza üzülüyorsak eğer bu böyledir.

Artistik jimnastikteki başarımızı da yabana atmayalım. Bu dalda finale sporcu çıkartmak bile büyük başarıdır. Çizgi korunursa ilerideki olimpiyatlarda madalya kazanmak hayal olmayacaktır.

Bu olimpiyatların sıra dışı olaylarından birisi Rusya’nın Rus bayrağı altında değil de Rusya Olimpiyat Komitesi bayrağı altında yarışıyor olmasıdır. Doping savları üzerinden IOC’nin aldığı kararla yaşama geçen durum gereği Rus sporcular kürsüye çıktıklarında Rus bayrağının göndere çekilmesine yer izin verilmiyor. Rus sporcu birinci olursa Rus milli marşı yerine Çaykovski’nin 1. Piyano Konçertosu dinletiliyor. Rusya’ya karşı verilen siyasi savaşımın bir ayağı da olarak kullanılan bu duruma duyarlılık gösterenlerin olimpiyatları ticarete alet etmeme konusunda da özenli olmalarını beklemek en doğal hakkımız olmalı. Rusya’ya yalnızca bayrağını ve milli marşını kullanamama yaptırımı uygulanmamıştır. Pek çok dalda olimpiyatlara getireceği sporcu sayısı sınırlanmıştır. Buna karşın, Rusya’nın madalya tablosunda ilk 5 içinde yer alabiliyor oluşu dikkat çekicidir.

Sırf izleyici sayısı artsın diye küresel ölçekte ünlü profesyonel sporcular olimpiyatlara iliştirilebiliyor. Bir yandan bu sporcuların zaten şişkin olan cüzdanları daha da şişkinleştirilirken diğer yandan da olimpiyat ticaretinin paydaşlarına kazanç olanağı sunuluyor.

Olimpiyatları profesyonellikleri aracılığıyla ticari ortama dönüştüren iki spor dalı tenis ve basketbol olmuştur. NBA oyuncularından kurulu ABD’nin yanı sıra küresel ölçekte ünlenmiş pek çok basketbolcunun buradaki varlığı olimpiyat tüccarlarının kazançlarına kazanç ekleyebilir. Ama, olimpizm ruhundan aldıkları da bir o kadar paha biçilmezdir.

Olimpiyat programına kimi sporların da izleyici çekme amacıyla ya da IOC içinde etkili olanların baskısıyla eklendiği anlaşılıyor.

Örneğin kaykay!

Örneğin ragbi. Üstelik iki tür ragbi eklenmiş programa. Üzerinde güneş batmayan imaparatorluğun bazı ülkeleri sevinsin, madalya alsın diye olasılıkla.

Ticarete ve parasal kazanca kurban edilen olimpiyatların bundan 125 yıl önce olduğu gibi yeni bir dirilişe gereksinimi olduğu tartışılmaz gerçek olarak karşımızda durmaktadır.

Olimpiyat ruhu destekçilerin boyunduruğundan kurtarılmalıdır.

1896’da antik olimpiyatları dirilterek modern olimpiyat çağını başlatan ruh günümüzde buharlaşmış ve daha da kötüsü yozlaşmıştır.

Olimpiyatların ticaret tanrısının elinden kurtarılması ivedi gerekliliktir.

Çok zaman yitirmeden yeni bir dirilişin yaşama geçirilmesi kaçınılmaz gerekliliktir. Bu olumsuz gidişin yaldızları er ya da geç dökülecektir. Rezalet daha örseleyici boyutlara erişmeden harekete geçilmelidir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s