SPORDA DEVŞİRMECİLİK

Olimpiyatlarda sona gelinmişken çok da üzerinde durulmayan bir konuya değinmekte yarar var.

Bireysel sporlarda olsun takım sporlarında olsun!

Pek çok ülkenin yabancı sporcu devşirdiklerine tanıklık ediliyor.

Her ne kadar küresel ölçekte nesnelerin dolaşımı insanların dolaşımından daha kolay olsa da seçkin sporcuların ülke ve uyruk değiştirmeleri zor olmuyor.

Sırbistan örneği ilgimi çekti. Sporda ve özellikle basketbolda son derece başarılıdır. Sırbistan’a “başarılı” nitelemesi yetmez. Spor ülkesi demek daha da yakışır.

Sırbistan kadın basketbol takımında 2 devşirme görmek şaşırtıcı olsa da bugünkü dünyanın olağan görüntüsüydü.

Devşirmeye ilgi bizde de oldukça fazla.

Özellikle atletizmde devşirmelerle elde ettiğimiz başarılar az değil.

Devşirmenin başlangıç noktası olarak halteri unutamayız. Bu yolla kıpırdanan halterde sayısız başarıya imza attığımız gerçektir. İlerleyen yıllarda yolundan sapan halterin yüksekten düşerek tuz buz olduğuna üzülerek tanıklık ettik. Dopingten uzak duramayışın sonucuydu.

Devşirme günümüzün gerçeği olduğuna göre kaçınmak çok da kolay değil.

Devşirmeyle bir türlü başarılı olamadığımız kimi spor dallarında sıçrama yaptığımız kuşkusuzdur. Bu sıçramayı sürekli kılmak ve yerli sporcularla bütünleştirmek temel amaç olmalı(ydı).

Örneğin, Azeri kökenli Ramil Guliyev’in devşirilmesi sonrasında sprint yarışlarında yerli sporcu yetiştirebildik mi? Yanıt hayırsa devşirmeyle amaçlanana erişemediğimiz açıktır.

Afrikalı devşirmelerle yine atletizmde uzun mesafelerde yakaladığımız çıkışa yerlileri ekleyebildik mi? Karslı, Ağrılı, Erzurumlu uzun mesafe koşucularının eriştiği başarılar belleğimdeki tazeliğini koruyor. Onları neden özendiremedik sorusu yanıtlanmalı!

Ya da 400 engelci Küba kökenli Yasmani Copello Escobar bu dalda bir sıçramayı ateşleyebildi mi?

Geçmişte devşirmeyle güreşçi edinip başarıya koştuğumuz da oldu. Ancak, her şeye karşın güreş yerli sporcularla başarı yakalamaya çalıştığımız dallardan birisi olmayı sürdürüyor diyebiliriz.

Yıllar akıp gidiyor. Özellikle atletizmin sprint dallarında yaş alan sporcuların hızla sahne dışında kaldığı öteden beri bilinen bir durum. Bir sonraki olimpiyatta hiç birisinden yararlanamayacağız. Madalya alamasak bile devşirmelerin açtığı yola giren yerli sporcularımızı pistlerde görseydik sevinebilirdik.

Tokyo olimpiyatlarında ülkemiz açısından yaşanan ilklere değinmeden geçmeyelim.

Jimnastik, okçuluk ve ilk kez olimpiyatlarda yer alan karatede aldığımız madalyalar son derece önemlidir. Madalya alamasak da yüzmede finale kalamayışımıza üzülmüş olmamız bile başarı sayılmalıdır.

Devşirmelerin yarattığı düş kırıklığı karşısında yerli üretim sporcularımızın başarıları son derece anlamlıdır.

Koçu dışında yerli sporculardan oluşan kadın voleybolcularımızı unutarak haksızlık yapmış olmayalım.

Spor politikalarının kısa erimli görkemli başarılar üzerine yoğunlaşması ve ülkeyi yönetenlerin propaganda aygıtına dönüştürülmüş olması önde gelen olumsuzluktur.

Kitle sporu üzerinden daha fazla sporcu arasından milli sporcu belirleme yöntemi çok daha akılcıdır. Hemen başarı ve madalya getirme güvencesi olmayan bu yöntemin siyasetçilerin ilgi alanı dışında kalması çok doğal.

Sporda devşirmecilik sorgulanmayı hak eden bir olgu!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s