GÜNÜMÜZDE AŞI KARŞITLIĞI

Önceki yazımızda tarih boyunca aşı karşıtlığını irdelemiştik. Aşının, karşıtını da eş zamanlı ürettiğine vurgu yapmıştık. İlgi duyanlar bağlantıdan okuyabilirler.

https://www.veryansintv.com/tarih-boyunca-asi-karsitligi

Tarih, bugünü anlamamızda ve geleceği planlamamızda önemli olduğu için önemsemeliyiz. Bu da yetmez! Gereken dersler çıkartılmalıdır. 

Edward Jenner’ın çiçek aşısını yaptıracakları “inek kafalı olacaksınız” diyerek korkutanların günümüzde sarıldığı söylem “genetiğiniz değişecek” palavrasıdır. Günümüzde Covid 19’a karşı geliştirilen kimi aşıların ulak RNA temelli olması bu söyleme sarılanların biricik dayanağıdır. Kişiler ve söylemler görünürde değişmiş olsa da özde fark yoktur aralarında.

Covid 19’la baş etmede tıbbi olmayan önlemlerden sonra gündeme gelen aşı en güçlü önleyici gereç olarak öne çıktı. Eş zamanlı olarak “aşı karşıtlığı/kuşkuculuğu” da!

İnsanlığın Covid 19 küresel salgınının başından bu yana verdiği sınavda iyi notlar alamadığı açıktır. Aşının eşitlikçi ve hakça paylaşılamamış olması da kötü not kaynaklarından birisi olmuştur. Vatandaşı başına 10 doz aşı edinip istifleyen ülkelere karşılık aşıyla tanışmamış olanların varlığı her birimiz için utanç kaynağı olacak denli olumsuzluk kaynağıdır.

Bunca olumsuzluğa aşı karşıtlığı/kuşkuculuğu öğesini ekleyen insanlık küresel salgını alt etme etme sürecinde başına yeni bir dert almıştır.

Bir hekim olarak küresel salgında 500’ü aşkın meslektaşı ve ayrılmaz parçalarımız olan sağlık çalışanını yitirmiş olduğumuzu bir kez daha anımsatmak zorundayım. Her birinin yüce anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Aşılamanın başlamasıyla birlikte Covid 19’a bağlı sağlıkçı ölümlerinin neredeyse bıçakla kesilir gibi sonlanmasa da belirgin şekilde azaldığına hoşnutlukla tanıklık ediyorum. Yapılan çalışmalar Covid 19 nedeniyle hastaneye yatmak zorunda kalanların, yoğun bakımlık olanların ve ne yazık ki yaşamını yitirenlerin % 95’inin AŞISIZ olduğunu ortaya koymaktadır. İlerleyen zamanda kapsamlı çalışmaların yaşama geçirilmesiyle aşılanmanın öneminin çok daha iyi ortaya konulacağından da kuşku duymuyorum.

Gelelim aşı günümüz aşı karşıtlarına!

Üzülerek belirtmek gerekir ki, günümüz aşı karşıtları arasında tarih boyunca olduğu gibi her türden kişiye rastlamak olasıdır. Bu grupta eğitimli, eğitimsiz, tanınmış, tanınmamış, gazeteci, sanatçı ve hatta hekimlere rastlamak şaşırtıcı sayılmamalıdır. Bu gruptaki kimselerin dinci gericilikle, muhafazakârlıkla sınırlı olmadıklarının altı önemle çizilmelidir.

Hepsi bir yana!

Aşı karşıtlığı/kuşkuculuğu safında yer alarak mesleklerine ve insanlığa ihanet edenleri hoş görmem olanaksızdır. Özellikle bu türden sapkın davranış içindeki meslektaşlarımı yaşamım ve gücüm yetiğince izlemeyi sürdüreceğim. İki elim yakalarında olacak!

Bu önemli görevi yerine getirirken küresel salgını alt etmede biricik tıbbi gerecimiz olan aşıyla ilgili olarak toplumu aydınlatma görevini de göz ardı etmiyorum.

Günlük hekimlik uygulamamda tüm hastalarıma aşılanma durumlarını soruyorum. Aşılanmamış olanların aşılanmama nedenini anlamaya çalışıyorum. Elimden geldiğince aşılanmanın gerekliliğini anlatmaya çalışıyorum. Azımsanmayacak sayıda hastamı aşılanmaya ikna ettiğimi kıvançla paylaşıyorum.

Aralarında hekimlerin de bulunduğu aşı karşıtları kamuoyunu etkilemeye çalışırken gerçeklere değil anektodlara başvurmayı yeğliyorlar. Gerçeklerin aşı karşıtlarının değirmenine su taşımadığının bilincinde oldukları kuşkusuzdur.

Anektodlarla etkileyicilik katsayılarının artabileceğini öngörüyorlar. Bu arada, söylemlerine bilimsel dayanak oluşturma konusunda da ustalık sergiledikleri düşüncesindeler. Bu bağlamdaki foyaları kolaylıkla meydana çıkartılabilir bu ve benzerlerinin. Örneğin, ünlü tıp dergisi The Lancet’te Andrew Wakefield imzasıyla 1988’de yayımlanan bilimsel yayın olma ölçütlerine sahip olmayan bir makaleyi hemen her zaman başvuru kaynağı olarak sunarlar. Oysa, bu makalenin The Lancet gibi bir dergide yayımlanma fırsatı bulması da ayrıca eleştiri konusudur. Nitekim, hata anlaşılmış ve yazı geri çekilmiştir. Bu uygulamanın akademik bağlamdaki anlamı makalenin yok sayılmasıdır. Wakefield makalesini amentü haline getirmiş olan aşı karşıtlarının her nedense bu ayrıntıya değindiklerine tanık olunmaz.

Andrew Wakefield’ın bu nedenle soruşturma ve kovuşturma geçirdiği, hekimlik yetkisinin elinden alındığı, Wakefield’ın bir yandan aşı karşıtlığı sergilerken diğer yandan da bir kabakulak aşısı üreticisiyle dirsek teması içinde olduğu gerçekleri her nedense aşı karşıtlarını ilgilendirmez.

Diğer yandan, kaynak ve dayanak sıkıntısı içindeki aşı karşıtları sosyal medyada paylaşılmış yalanı ve yanlışı çok sözde belge ve bilgilere de dört elle sarılmakta sakınca görmezler. Sırtında yumurta küfesi taşımıyor oluşun rahatlığıdır böylelikle sergilenen. Yalanı ve yanlışı birkaç güzel sözle süsleyip ortama sunmak hatırı sayılır bir destek aldığına göre! Bu gibi düzenbazlıklara alabildiğine sarılmakta hiç sakınca yoktur.

Aşı karşıtları kendi savlarına bilimsel dayanak sunma gereği duymadıkları gibi kendilerine sunulan ve aşılarla ilgili ileri sürülen savları çürüten bilimsel yayınları da görmezden gelme konusunda ustalaşmışlardır. Pişkinlik ve utanmazlık bu davranış biçimini tanımlamak için uygun nitelemelerden yalnızca birkaçıdır.

Neredeyse hiçbir zaman nedensellik ilişkisine uyan çıkarımlarda bulunmazlar. Bunu yapmak için ne savları ne de birikimleri yeterli değildir. Bu yetersizliği perdelemek için saldırgan dil kullanımı konusunda da kendilerini geliştirdikleri kuşkusuzdur. Onları izleyen birilerinin kendilerini kaptırıp katıksız aşı karşıtı olup çıkmalarına bu nedenle şaşırılmaz.

Yine, sapkın duruşlarının bir parçası olarak söylemlerine korku, ürkü ve duygusallık eklemeyi de hiçbir zaman unutmazlar. Belki de bu nedenle Covid 19 salgınının bir kurgu olduğunu, gerçekte bu boyutta bir salgının söz konusu olmadığını bile ileri sürebilecek denli akıllarını tatile çıkartabilirler.

Günümüz aşı karşıtlarının bir başka öne çıkan özelliği de doğrudan aşı karşıtı tutum sergilemekten uzak duruşlarıdır. Belki de bu nedenle bilgisi, birikimi ve yetkisi olmadığı halde okuyucu kitlesinin varlığından güç alarak karalı kutulu kitaplar yazıp, yüz binlerce satan birisinin bile doğrudan aşı karşıtlığı yapamıyor oluşuna şaşırmamak gerekir. Sözü dolaştırma konusunda hünerlidirler. Doğrudan değil dolaylı olarak yazmayı, konuşmayı yeğlerler.

Her fırsatta hakikatin peşinde olduklarını ikide bir de ileri sürseler de yönettikleri anlı şanlı internet sitesinde aşıdan yana tutum alan bir akademisyeni kapı önüne koymakta ikileme düşmeyecek denli insaf ve vicdan yoksunudurlar.

Geçtiğimiz günlerde bu sitede yer alan bir haber ilgimi çekti. Ülkemizde de top koşturmuş olan Hollandalı futbolcu Wesley Sneijder’in aşı yaptırmamış olması haberleştirilmişti. Ayrıntısı bağlantıdan okunabilir. Sneijder aşı yaptırmamakla yetinmemiş, konuyla ilgili bilgisizliğini ve yetkisizliğini de olanca sınır tanımazlıkla ortaya koymakta sakınca görmemiş. Günümüz koşullarında böylesi sorumsuzluk içeren bir açıklamayı yapan kişi top koşturma konusunda hünerli olsa da aşılanmama kararını mantıklı olarak açıklayabilecek bilgiye, birikime ve yetkiye sahip midir? Can alıcı soru budur! Bu soruyu sormak, açıklamada haber değeri gören gazetecinin görev kapsamında değil midir?

https://odatv4.com/eski-galatasarayli-futbolcudan-asi-cikisi-07082126.html

Doğrusunu söylemek gerekirse doğrudan aşı karşıtı olamayanların aşı karşıtı söylemleriyle öne çıkan ünlüleri kullanma girişimidir bu haberle karşımıza çıkan.

Bu haber bile takvimler ileri giderken geriye sayan insanlık gerçeğini gözlerimizin içine sokmaya yetiyor.

Aşılanmanın geciktiği ve dirençle karşılaştığı her gün virüsün kazanç hanesine bir çizik atıldığı unutulmamalı.

Aşılanmamayı hak olarak görenlerin hastalığı başkalarına bulaştırma ve belki de ölümlerine yol açma hakkını nereden aldıkları da sorgulanmalı.

Bu arada, yönetenlerin tutumundan bir çift sözü esirgemeyelim. Hemen her gün sağlık bakanının aşılanmaya çağrı yapan ağlamaklı iletilerini okuyoruz, işitiyoruz. Olur olmaz her konuda sert ve otoriter davranmaktan geri durmayan iktidarın bu konudaki edilgenliği nasıl yorumlanmalı? Türkiye Futbol federasyonu aşılanmayanların stadyumlara alınmayacağını açıkladı. Benzer şekilde aşılanmayanlar diğer kamu hizmetlerinden yoksun bırakılarak aşılanmaya zorlanamaz mı? Yaptırımsız öğüt bu kadar işe yaradığına göre toplumun aşılanması konusunda yönetenlere düşen başka görevler olduğu çok açıktır.

Ya aşı karşıtlarıyla başa çıkıp aşılanacağız!

Ya da virüsle köşe kapmaca olanca hızıyla sürecek!

Karar bizim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s