SAYIN MİLLETVEKİLİ

hayir

Türkiye bıçak sırtı olarak tanımlanabilecek bir süreçten geçiyor!
Dışta bölücü ve köktendinci terörle başa çıkmaya çalışırken; içte BAŞKANLIK’la ayrıştırılmaya çalışılıyor!
Sizlerin de iyi bildiği gibi Türkiye’de henüz Cumhuriyet ilân edilmeden önce 1 Kasım 1922’de SALTANAT’a son verilmişti!
BAŞKANLIK adı altında SALTANAT bir kez daha kapımızdadır!
Yaklaşık 100 yıl önceye dönüş söz konusudur!
SALTANAT’a eşdeğer Anayasa değişikliği görüşmeleri ülkemizi tarihsel bir yol ayrımına götürmektedir!
TBMM’yi işlevsiz bırakma çabalarının siz değerli milletvekillerinin vereceği kararla yaşama geçirilmesi amaçlanmaktadır! Bu ironik ve trajik duruma geçit vermemek elinizdedir!
Vereceğiniz kararla tarihe geçeceğiniz kesindir!
Arzulanan tarihe OLUMLU geçmenizdir!
Tarihsel sorumluluğunuzun gereğini yerine getireceğinizden kuşku duymak bile istemiyorum!
Kendi elinizle kendi varlığınıza dolayısı ile “Milli Egemenliğe”son vermemenizin yanı sıra; SALTANAT’a da “HAYIR” demeniz dileğiyle!
Ülkemizin ayrışmaya değil birleşmeye gereksinim duyduğu bu dönemde kararınızın tarihsel önem taşıyacağından kuşku duymayarak…
Ceyhun BALCI
İzmir

TURKEY HAS RIGHT TO DEFEND HERSELF

Değerli okur,

Bu mektup Lancet tıp dergisinde yayımlanan ve bağlantıdan okunabilecek yazıya karşı dergi yayın yönetmenine gönderilmiştir. İlkeli ve nesnel yayıncılığın gereği bu yanıtın yayımlanmasını gerektirir.

Lancet tıp dergisi bu isteğin yerine getirlmesi bağlamında sınavdadır!

http://www.thelancet.com/pdfs/journals/lancet/PIIS0140-6736(16)31414-3.pdf

Dear editor,
I have a few words on “Health-care crisis in Turkey : urgent actions needed”
As I know, Lancet is a prestigious medical journal. But, this time Lancet has been stretched its limits. Although, the paper seems touching a humanitarian topic, the article has not been able to discriminate terrorism from human rights problem.
Have you ever heard the name Jean Charles de Menezes who was shot by snipers immediately following London bombings in July 2006? The reason for this shooting was simply security concerns. In the southeastern region of Turkey security forces hasn’t been shot disarmed civilians. On the other hand PKK terror killed lots of civilians for 30 years.
Could anybody call up British government for a cease-fire against terrorist groups/attacks? It would be illogical. Either British or Turkish government can make peace with terror groups unless they give up the terror.
In the southeastern region of Turkey the members of terror organizations under the name of PKK or YPG are in action against the constitutional system.
In Great Britain or at an another European country could it be possible to organize an armed struggle against the state rules? What would be the reaction against such a revolt in your country?
In Turkey, PKK terror has been resulted in 40 thousand death comprising mostly civilians, since 1984.
So, also in Turkey, the government couldn’t let such a terrorist action. In other words Turkish government and security forces are simply trying to prevent terrorist actions not only in southeastern region but also in the whole Turkish territory.
As mentioned, in the article, hospital hasn’t been transformed to fortress. Security forces had no other choice in order to protect Cizre hospital.
In Great Britain or in an another European country it is possible to shoot someone in order to ensure security! Is it forbidden, to preserve integrity of country in Turkey?
Is such a paradox is acceptable?
Ceyhun BALCI, M.D. Orthopaedic Surgeon
General Secretary of İzmir Medical Chamber
İzmir, Turkey

BHB NE YAPTI?

 

Başlıktaki soruyu “BHB neyi başardı?” şeklinde de değiştirebiliriz!
Bağımsız Hekimler Birliği (BHB) geçen genel kuruldan bu yana ve özellikle de son birkaç ayda attığı adımlarla TTB’nin hekimlerden kopuk, ayrılıkçı ve bölücü anlayışa teslim edilmek zorunda olmadığını ortaya koyarak büyük iş başarmıştır. Seçimlerde alınan sonuç BHB’nin bundan böyle EDTTB’ye soluğunu hissettireceğini göstermiştir.
İktidarını yitirme kaygı ve korkusu EDTTB’yi özellikle genel kurul ortamlarında sergilediği sınır tanımaz ve pervasız tutumdan uzak durmaya zorlamıştır. EDTTB’nin geçmiş seçimlerde karşısında rakip yokken sergilediği hoyratlıktan uzak durmak zorunda kalışı genel kurul boyunca ibretle izlenmiştir. Bu bile başlı başına bir başarıdır. Bu olumlu durumun seçim taktiği gereğince geçici bir tutum olup olmadığını zaman gösterecektir.
Diğer yandan, BHB eriştiği güce karşın ağır başlı ve sağduyulu davranmaktan uzaklaşmayarak hekimlere yaraşır bir davranış sergilemiştir.
EDTTB’nin 26 yıla varan iktidarına son verme konusunda çaresizlik sergileyen hekimler (delegeler) BHB modelinin işe yarayacağı izlenimi yaratmasıyla birlikte Ankara’ya koşmuşlar ve üzerlerine düşen görevi yerine getirme çabası içinde olmuşlardır.
BHB uzun uzadıya seçim bildirgeleri hazırlamak yerine hekimlere ve hekimliğe odaklanmayı ana ilke edinmiştir. Buna eklenen, ülkemizin birliği, dirliği, bütünlüğü ve Atatürk Cumhuriyeti’nin kazanımları duyarlılığı birleşmeyi sağlamaya yetmiştir. Bu model önümüzdeki seçimlerde açmaza sürüklenmiş odalar için bir çıkış yolu olacağı gibi TTB’yi yönetenlere ve yöneteceklere de hekimleri birleştirme reçetesi olarak tarihteki yerini almıştır.
BHB’nin farkında olunmayan bir başka başarısına daha vurgu yapmakta yarar görüyorum.
TTB’nin son dönemlerde özellikle GYK çalışmaları aracılığıyla su yüzüne çıkan katılımsızlık hastalığına her fırsatta değinmiş olduğumuzu anımsıyorum. Oda seçimlerine katılımın cılızlığına (toplamda % 20’lerde kalan bir katılım söz konusudur) GYK toplantılarına katılımsızlık eklendiğinde hekim örgütünün bedenini saran hastalığını yıkıcı sonuçları olagelmiştir. TTB’nin örgütten uzaklaştırdığı özellikle orta ve küçük ölçekli odaların seçime katılımı dikkate değerdir. BHB, bunu sağlayarak andığımız türden odaların örgütle barışmasına katkıda bulunarak önemli bir başarı sağlamıştır. Bir kez daha iktidara gelen EDTTB’nin bu barışma fırsatını kullanması hekimliğin yararına olacaktır.
Özetle, bundan böyle EDTTB boşluğa karşı değil BHB’nin oluşturduğu sert rüzgâra karşı yürümek durumunda kalacaktır!
EDTTB’nin, BHB’nin ortaya çıkmasına ve rüzgâr estirmesine neden olan olumsuz politikalardan vazgeçmemesi durumunda çok uzak olmayan bir gelecekte görevden uzaklaştırılması artık hayal olmaktan çıkmıştır.
Bu olumlu gerçeğin ortaya çıkmasındaki paha biçilmez katkıları nedeniyle BHB’yi oluşturanlara, özveriyle çalışmalarına katılanlara, adaylık önerilerini onaylayarak listemize güç katan değerli meslektaşlarımıza ve en az bunlar kadar önemlisi Anadolu’nun her köşesinden yollara düşerek listeye destek veren meslektaşlarımıza kucak dolusu teşekkür borçluyuz…
BHB, İzmir’de, Tekirdağ’da, Denizli’de ve Kocaeli’de kendisini gösteren güçlü dip dalgasını Anadolu’dan doğan bir başka dip dalgasıyla birleştirerek EDTTB’yi sallamıştır!
Başlangıç için bundan iyisi düşünülemezdi…
Ceyhun Balcı

IMG_2204[1]

TTB GENEL KURULU NOTLARI

IMG_2204[1]Türk Tabipleri Birliği’nin 67. (SEÇİMLİ) Genel Kurulu geçen hafta sonunda çalışmalarını tamamladı ve seçimleri de yaparak önümüzdeki dönem kurullarını oluşturdu. Genel kurul çalışmalarının konukların konuşturulduğu ilk gününde bulunamadım.
Bir sonraki gün yapılan çalışma raporunun okunması, çalışma raporu üzerine konışmalar ve raporun aklanması çalışmalarını izledim.
Daha öncekilerle birlikte yanlış saymadıysam izlediğim 8. genel kurul oldu.
Salon karmaşası bakımından değişen bir şey yoktu! Oysa, İzmir Tabip Odası olarak genel kurul öncesi bu konuyla ilgili olarak yazılı başvuruda bulunmuştuk. Genel kurul salonunda kim delege, kim konuk, kim izleyici belli değildi. Oysa, genel kurul sırasında yapılan oylamalarda yalnızca 491 delegenin el kaldırma, oy kullanma hakkı vardır. Konukların ve izleyicilerin böyle bir hakkı yoktur.
Anlaşıldığı kadar divan genel kurula katılan 210 delegeyi çok iyi tanımaktadır ve diğerlerinden ayırabilmektedir.
Hekimlik özen ve disiplin uğraşıdır. Hekimliğin bu temel düsturunun genel kurul salonuna egemen olması en doğal beklenti değil midir?
Bu seçimlere farklı bir ortamda gidildi.
TTB yönetimine 26 yıldır egemen olan EDTTB (Etkin Demokratik TTB) grubu belki de ilk kez karşısında ciddi bir karşı duruş sergileyen güç gördü. Bu duruşun farkına varan EDTTB en azından benim ilk kez tanık olduğum uysallık sergiledi genel kurul boyunca.
İzmir seçimlerinde kendisini gösteren dip dalgası İzmir’i sallamakla yetinmedi. Türkiye ölçeğinde bir sarsıntıya da yol açtı. Belli etmemeye çalışsalar da EDTTB sona geldiğini fark etmiş durumdadır. Bu bağlamda grup içi çatışma hiç olmadığı kadar şiddetlidir.
Geçtiğimiz dönemler boyunca terör örgütünün adını anamayan, teröriste terörist diyemeyen, ulusal değerlerimizle bir türlü barışamayan EDTTB gelişen güçlü muhalefet hareketi karşısında dilini ve söylemlerini düzeltmek zorunda kaldı. Önemli bir kazançtır. Ancak, süreklilik kazanması da önemlidir. Başka deyişle iktidarı koruma, kollama güdüsüyle sergilenmiş olan bu tutumun iktidar boyunca sürdürülmesi içtenliklerinin sınanması bakımından önem taşıyacaktır.
Seçim önceki yıllarda olduğu gibi kafeterya ortamında yapılmıştır. Tek listeyle gidilen yıllarda ya da ciddi ikinci bir listenin olmadığı durumlarda fark edilmeyen bir olumsuzluk bu kez su yüzüne çıkmıştır. Seçim sandıklarının mahremiyeti konusunda olumsuzluklar yaşanmış, sayım sırasında resmi gözlemcilerle ortalıkta dolaşan gönüllü gözlemciler biri birine karışmıştır. Oy sayımı sırasında dışarıdan söz atmalar, sandık kurulunun işine karışmalar yaşanmıştır.
Muhalefetin ciddi çıkışı EDTTB’yi genel kurul boyunca uysallaştırmış, terbiye etmiş olsa da gerek genel kurul salonunda ve gerekse seçim ortamında yaşananlar yinelenen olumsuzluklar listesine eklenmiştir.
Hekim örgütünün hekimlere yaraşır bir genel kurul ve seçim ortamı yaratamamış olması önemli eleştiri konusudur. Dolayısı ile de genel kurul geçmiştekilerle karşılaştırıldığında sakin geçmekle birlikte toplamda başarısız olmuştur. Yolun sonuna geldiğini seçim kutlamalarıyla görmezden gelen EDTTB sonrasında düzeltilmesi gereken iki önemli olumsuzluğu bir kenara not ediyoruz.
Öncelikli hedef olarak hekimlere yaraşır düzenlilikte bir genel kurul ve seçim yapmayı önemsemek gerekir diyoruz…
Pirus zaferi kazanan EDTTB bundan böyle muhalefetin soluğunu ensesinde daha fazla duyumsayacaktır. Genel kuruldaki ağır başlılığın korunması, gelişmelerden ders alınması öncelikle hekimlerin ve yanı sıra EDTTB’nin yararına olacaktır!
Ceyhun Balcı

IMG_2206[1]IMG_2215

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ’NDE BAYRAK DEĞİŞİMİ ZAMANI

 

15 Mayıs Pazar günü, Ankara’da bir araya gelen 29 farklı Tabip odasına üye temsilciler, Türk Tabipleri Birliği yönetiminde bayrak değişimi için “Bağımsız Hekimler Birliği” adı altına bir araya geldiklerini ifade ettiler.
İzmir Tabip Odası delegesi Dr. Suat Kaptaner, 25 yıldan uzun bir süredir, Türk Tabipleri Birliği’ne hakim olan anlayışa karşı olan hekimlerin uzun yıllardır ilk defa bu kadar güçlü bir irade ile bir araya geldiklerini ifade etti. İstanbul’dan katılan Dr. Gazi Zorer de bu birlikteliğin, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğü ve hekimlerin güncel sorunlarını öncelikli gündem yapan bir örgüt ihtiyacından ortaya çıktığını söyledi. Kayseri Tabip Odası Başkanı Dr. İbrahim Suat Öktem, “Türk Tabipleri Birliği’nin hekimlerin geniş bir kesimini yok sayan anlayışla yönetilmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Bundan sonra sadece hekim olma paydasında birbirine saygı duyan bir anlayışla Türk Tabipleri Birliği’nin yönetilmesi gerekmektedir” dedi.
Denizli Tabip Odası Başkanı Dr. Gökhan Önem de “Türk Tabipleri Birliği’ni, 25 yıldan uzun bir süredir kendilerini “Etkin Demokrat” olarak tanımlayan grubun yönettiğini belirterek kendilerine mevcut TTB yönetimi tarafından yapıştırılmaya çalışılan “iktidarın adamı” damgasının tutmayacağını vurguladı. “Herkes kimin ne olduğunu biliyor. İşte burada Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda bir araya gelebiliyorsak gerisi teferruattır. Hekimlerin ilgilenilmesi gereken sorunları bir tarafta dururken, terör örgütünün diliyle konuşanların hekimler için yapacak hiçbir şeyi kalmamış demektir” dedi.
10-11-12 Haziran tarihlerinde Ankara’da yapılacak olan Türk Tabipleri Birliği Kongresinin büyük çekişme içinde geçmesi ve önemli tartışmalara sahne olması bekleniyor.

KİME OY VERMELİ?

Değerli meslektaşlar,

Sizlere bir kez daha rahatsızlık veriyorum!

17 Nisan Pazar günü İzmir Tabip Odası seçimlerinde oy kullanacaksınız!

Bir aday olarak ben de kararınızı etkileme çabasındayım! Elbette hoşgörünüze sığınarak!

Bağlantıdaki görüntülere göz atmanızı diliyorum!

http://www.izmirtabip.org.tr/L/TR/mid/396/hcid/16/hid/1552/TTB_MERKEZ_KONSEYI_IZMIR_TABIP_ODASI’_NI_KARALAMAYA_CALISIYOR_!_NEDEN_?.htm#HaberDetay

Oda seçimlerinde aday olan tüm meslektaşlar tarafı ve yönü bir yana son derece değerli ve iyi hekimlerdir. İyiliğimizi ve özverimizi doğru çizgide bulunarak tamamlamalıyız.

Hekimler ve hekimlik sorunları dağları aşmışken; siyasetin konusu olan sorunlara dalıp, gitmeyen bir TTB için oyunuza talibim!

Siz de bu durumdan rahatsızlık duyuyorsanız, çatı örgütü TTB’nin olumsuz siyasi tutumundan hoşnut değilseniz 17 Nisan’da kısacık zaman ayırıp oyunuzu kullanın!

17 Nisan sevgili meslektaşımız Ersin ARSLAN’ın aramızdan alınışının 4. yıldönümüdür. Bu anlamlı günde üyesi olduğunuz meslek örgütüne oyunuzla katkıda bulunmanızı diliyorum!

Bütün enerjisini ve zamanını siyasete harcamak yerine hekimlere ve hekimliğe odaklı bir TTB için oylarınız HEKİMGÜÇBİRLİĞİ’ne!

Bir parçası olduğum HEKİMGÜÇBİRLİĞİ TTB’yi bu olumsuz durumdan kurtarmaya kararlıdır!

Oylarınız boşa gitmeyecektir…

Saygılarımla…

Ceyhun BALCI

TTB’Yİ KURTARMAK!

 

Ege bölgemizde bir kıyı ilimizin tabip odasında üye sayısı 4 (dört) haneli! Son seçimde kurulların seçimi için oy verenlerin sayısı ise 2 (iki) basamaklı!

Bir kaç ayda bir yapılan TTB GYK (Genişletilmiş Yönetim Kurulu) toplantılarına katılan oda sayısı 15 dolayında! Toplam tabip odası sayısı ise 60’ı aşkın!

29 Ekim’i kutlamamak, 10 Kasım’da yalnız Türkiye’nin değil, evrenin en iyi insanlarından birisi olan Atatürk’ü dil ucuyla da olsa anmamak da cabası!

Türkiye genelinde oda seçimlerine katılım ortalaması % 20’leri aşamıyor. TTB’ye egemen olan anlayışın nasıl demokratik ve bir o kadar da katılımcı bir yapıya sahip olduğunu varın siz hesaplayın!

Neden?

Olumsuz siyasetin kör kuyusuna düşmüş ve kimlik siyasetine rehin olmuş bir TTB’dir bu acıklı tablonun sorumlusu! Bu manzarayı gören hekimlerin TTB çevresinde toplanması, ona güvenmesi ve onunla kenetlenmesi olası mıdır?

Elbette hayır! Bu yanıtı içimden geldiği için değil somut biçimde karşımızda durduğu için verdim.

Bu acıklı manzaraya karşı çıkan büyük boy odalar arasında bir tek İzmir’in adı öne çıkmaktadır.

Bu nedenle İzmir Tabip Odası seçimleri bir kat daha önem kazanmaktadır. TTB’nin gözünde ayrık otu olan İzmir Tabip Odası’nın etkisizleştirilmesi gerekmektedir.

Şimdilik iki listede yer alan 60 hekim katılmaktadır yarışa! Her biri saygıdeğer ve özverili insanlardır!

HEPSİ DE İYİ HEKİMDİR!

Sorun kişisel değil düşünsel ve çizgiseldir!

Karşımızda kör kuyudan çıkartılmayı bekleyen koca bir hekim örgütü vardır!

Bu önemli görevi Tıbbiyeli Hikmetlerin, Refik Saydamların, Türkan Saylanların, Nusret Fişeklerin anısına saygı gereğince yerine getirmek istiyoruz!

Bir parçası olmaktan onur ve gurur duyduğum HEKİMGÜÇBİRLİĞİ için oy isterken TTB’yi kör kuyudan çıkartma görevini üstlenmeye kararlılıkla niyetli olduğumuzun altını çizmek istiyorum!

Oda kurullarına eş, dost, ahbap, arkadaş seçmediğimizi; kurtarılmayı bekleyen bir örgüte el uzatacak bir gönüllü toplululuğuna destek verip vermemeye karar vereceğimizi önemle anımsatırım!