TÜRKİYE UZAYA ÇIKABİLİR Mİ?

Geçen yazımızda biz Türklerin teknolojiye ilgisinden tarihsel kesitler sunmuştuk. Bu ilgi ve hevesin kimi zaman olumlu sonuçlara yol açtığını ama çoğu zaman da tüketicilikle sınırlı kalmamıza yol açtığını saptamıştık.

Yazının başlığındaki soruyu açmakta yarar var. Bir Türk uzaya şu ya da bu şekilde çıkacaktır. Benim ilgi alanıma giren bu soru üzerinden Türkiye’nin bir uzay ülkesi olup olamayacağıdır!

Bir kez daha yinelemekte sakınca yok.

Günümüzde uzay yolculuğu turizme eşdeğer bir eyleme dönüşme eğilimi içindedir. “Al bileti, çık uzaya” dönemine girmek üzereyiz. Türkiye Cumhuriyeti us ve beden sağlığı bu yolculuğa uygun bir yurttaşını parasal olarak destekleyecek güce sahip olduğuna göre uzayda bir Türk görmemize engel yoktur.

Bu görüntüden onur ve gurur duyulabilmesi içinin doldurulmasına bağlıdır!

Burada açılan pencereden aşağılama ve umursamazlık sergilemek yerine bu hevese tutulanları sorgulamak daha akılcı geliyor bana! En azından aydınların ve bilim insanlarının işi bu olmalıdır.

Türkiye’yi yönetmeye çalışanların iktidarlarını koruma ve sağlam tutmaya odaklandıkları kuşkusuz. Uzaya ilgisi geciken Türkiye’nin bugünkü yöneticilerinde birdenbire kendisini gösteren uzay aşkının uzun erimli olmadığını kestirmek güç değil. Buna karşın konu ciddiyetle tartışılmayı hak ediyor.

Sorun bir Türk’ün birinin uzaya çıkmasıysa iş bilet almaya bakar!

Sorun Türkiye’nin uzay teknolojisiyle tanışması ve bu tanışıklığı uzun soluklu kılmaksa ayrıntıdaki şeytana odaklanılabilir.

İktidarın üniversiteye yaklaşımı olumlu olmadığı gibi son Boğaziçi örneğine de yansıdığı gibi “benden değilsen hiçsin” sığlığına kadar gerilemiş durumdadır. Böyle bir ortamda uzay bilimlerine ilişkin çalışmalar hangi ortamda yürütülebilecektir?

Diğer yandan, Türkiye’nin teknoloji üretimi konusundaki yeteneğini de mercek altına almakta yarar var.

Hemen her yıl bir önceki aşılarak rekor kırılması dışsatımımızın olumlu yönüdür. Hiç kuşkusuz gurur ve onur kaynağımızdır bu durum. Ayrıntıya inildiğinde gururun yerini düşüncenin alacağı da kesindir.

İstatistiğe başvurulduğunda Türkiye’nin her 1 kilogramlık dışsatımı karşılığında 1.1 USD kazandığını düşünürsek yüksek teknoloji dışsatımı yapamadığımız anlaşılır. Örneğin, 1 kilogramlık dışsatımı karşılığında 75.000 USD kazanan ülkelerin varlığı yazının başlığındaki soruyu yanıtlamamız kolaylaşacaktır.

Güncel durumumuz da yüksek teknoloji üretme konusundaki yetersizliğimizi doğrulamaktadır.

Son 20 yıldaki övünç kaynaklarımızı anımsayalım:

  • İstanbul Havalimanı
  • Çift yollar ve otoyollar
  • Köprüler, uçan, kaçan yollarla, tüneller ve köprüler
  • Bundan 60 yıl önce üretilmişine karşın yerli ve milli otomobil
  • Bu tabloda haklı övünç kaynağı olabilecek bir başlık varsa o da İHA ve SİHA’lardır. Onların bile motorları üzerinden dışa bağımlı olduğunu göz ardı etmemek koşuluyla.

Her iktidarda attığı her adımın kendisine oy getirmesi refleksi vardır. Siyasetin doğası gereğidir bir bakıma bu durum.

Diğer yandan ise, iktidarın hemen her fırsatı günü kurtarma, iktidarı koruma aracı olarak gördüğü anımsandığında Türkiye’nin uzay serüveninin de kandırma aygıtları listesine eklendiği kuşkusuzdur.

Amaç bununla sınırlı kalınca uzay serüveninden nitelikli sonuçlar beklemek gereksizleşiyor.

Ceyhun Balcı, 13.02.2021

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s